Doktorsitesi.com

Hiçbir ilaç, anıları ve acıları iyileştiremez

Klinik Psikolog Savaş Polat
Klinik Psikolog Savaş Polat
4 Ocak 202356 görüntülenme
Randevu Al
Danışanların birçoğu terapiye benim anksiyetem var, depresyon tedavisi görüyorum gibi ellerinde hazır tanılarıyla, uzun zaman gördükleri ilaç tedavilerinin ardından gelirler. Birçok insan için yaşadığı ruhsal soruna tanı almak sekonder/ikincil bir kazanca neden olmaktadır.
Hiçbir ilaç, anıları ve acıları iyileştiremez
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Psikoterapide Tanı Kültürü ve İkincil Kazançlar

Günümüzde birçok danışan, terapi sürecine anksiyete veya depresyon gibi önceden konulmuş tanılarla ve uzun süreli ilaç tedavisi geçmişiyle başlamaktadır. Birçok birey için yaşadığı ruhsal soruna bir tanı konulması, sekonder (ikincil) kazanç elde edilmesine zemin hazırlar. Bu durum, bireyin kendini ifade etme biçimini şekillendirirken, bazı durumlarda hayatı negatif yönde kolaylaştıran bir unsur haline gelebilir.

Sosyal çevrede "benim panik atağım var" veya "ilaç kullanıyorum" gibi ifadelerle kendini var etme çabası, bireyin gerçek kimliğinin önüne geçebilmektedir. Psikolojik tanılar, bireylerin bu etiketlerin arkasına sığınmasına yol açarak, sorunlarla gerçek anlamda yüzleşilmesini zorlaştırabilir. Oysa psikoterapi, sorunları baskılamak yerine onları gün yüzüne çıkararak kalıcı çözümler üretmeyi hedefler.

Tanı Koymanın Terapötik Süreç Üzerindeki Sınırlayıcı Etkisi

Psikoterapi, terapistin danışanı bir bütün olarak tanımaya çalıştığı, aşama aşama gelişen derin bir süreçtir. Ancak hızlıca konulan tanılar, terapistin görüş açısını daraltma riski taşır. Bir kez tanı konulduğunda, uzmanın şu eğilimleri göstermesi olasıdır:

  • Hastanın belirli tanıya uymayan yönlerini göz ardı etmek.
  • İlk tanıyı doğrular nitelikteki gizli özelliklere aşırı odaklanmak.
  • Karşıdaki kişiyle saf bir insan ilişkisi kurma yeteneğinin azalması.

İnsanın geçmişini, kültürünü, inanç yapısını ve acılarını tam olarak anlamadan hızlıca ilaç tedavisine başlamak, danışanın dünyasını görmeyi engelleyen bir bariyer oluşturur.

İlaç Tedavisi ve Duygusal Uyuşma Riski

Psikolojik ilaçlar kısa vadede hafif bir rahatlama sağlasa da, uzun süreli kullanımlarda etkinlikleri azalabilir ve bağımlılık yaratma riski taşırlar. Birçok danışan, uzun süreli ilaç kullanımının faydadan çok zarar verdiğini ifade etmektedir. Ruhsal dengenin kimyasallar aracılığıyla uyuşturularak sağlanması, her zaman en sağlıklı yol değildir.

Durumİlaç Tedavisi (Kısa Vadeli/Baskılayıcı)Psikoterapi (Uzun Vadeli/Çözüm Odaklı)
YöntemKimyasal müdahale ile semptom baskılamaNedenleri irdeleme ve farkındalık
DuygularDuyguların uyuşturulması riskiDuyguların yaşanması ve anlamlandırılması
SonuçGeçici rahatlama ve bağımlılık riskiKendini gerçekleştirme ve kalıcı değişim

Duyguların Yeniden Keşfi ve İyileşme Süreci

Eğer kaygı ve zihin karışıklığının giderilmesi, tüm duyguların ortadan kaldırılması anlamına geliyorsa, bu durum hayatın tadının kaçmasına neden olur. İnsanı diğerlerine bağlayan en temel unsur duygulardır. Duygusuz bir dünya, tatsız bir yemeğe benzer.

Psikoterapi süreci, danışanın hikayesinin dinlendiği ve insan insana bir ilişkinin kurulduğu bir alandır. Terapist, danışanın yolunu tıkayan engelleri kaldırarak, bireyin içindeki kendini gerçekleştirme gücünü harekete geçirir. Bu sayede, hayatın tadı ve anlamı yeniden inşa edilebilir.

Etiketler

İlaçsız tedaviRuhsal sorunlarda nasıl destek alabilirizterapiterapi yöntemi

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Savaş Polat

Klinik Psikolog Savaş Polat

Uzman Klinik Psikolog Savaş POLAT, 1984 yılında Reşadiye’de doğmuştur. Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümünde lisans programını 2007 yılında başarıyla tamamlamıştır. Mezun olduğu yıldan itibaren kamu ve özel sektörde çeşitli kurumlarda psikolojik danışmanlık, eğitim ve seminer çalışmalarını sürdürmektedir. Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Bürosunda ve mahkemelerde bilirkişi-pedagog olarak görev almıştır.

İstanbul Esenyurt Üniversitesinde Klinik Psikoloji Yüksek Lisansını “Bağlanma Stilleri ve İlişkiye Yansımaları” konulu çalışması ile tamamlayarak Uzman Klinik Psikolog olmuştur. Psikoterapi Enstitüsü Genel Başkanı Uzman Dr. Tahir ÖZAKKAŞ tarafından verilen ve üç yıl süren,teorik-formülasyon-süpervizyon aşamalarından oluşan "Bütüncül Psikoterapi Eğitimini" başarı ile tamamlamıştır. DBE(Davranış Bilimleri Enstitüsü)’den EMDR “Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşlemleme”Gaziosmanpaşa Üniversitesinden  "Aile Terapisi",CİSED( Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği)’den Cinsel Terapi Eğitimlerini almıştır. 

Mesleki tecrübesi ile almış olduğu eğitimleri birleştirerek oluşturmuş olduğu "Dinamik Yönelimli Bütüncül Psikoterapi" anlayışı ile çalışmalarını sürdürmektedir. Bütüncül Psikoterapi:içerisinde bir çok kuramı ve tekniği barındıran, teorik bilgiyi işe yararlılık perspektifinde entegre ederek danışanların gerçekliğini anlamaya çalışan ve her danışanın bireysel ihtiyacına göre süreci yeniden şekillendiren dinamik bir psikoterapi armonisidir. Bu psikoterapi armonisi "Klasik Psikanaliz, Bilişsel-Davranışçı Psikoterapi, Ego Psikolojisi, Nesne İlişkileri, Aktarım Odaklı Psikoterapi, Masterson Yaklaşımı, Kendilik Psikolojisi, İlişkisel Psikanaliz,Transaksiyonel Analiz,Varoluşçu Psikoterapi"gibi ekollerin parçalarından oluşan ve danışana özgü bir psikoterapi haline dönüşen dinamik bir yapıya sahiptir.
Aile ve çift terapisinde duygu odaklı yaklaşımı,kaygı bozukluklarında ise EMDR ve bütüncül yaklaşımı kullanmaktadır.

Psikoterapi Enstitüsü, EMDR  gibi mesleki etiğe ve gelişime katkı sunan derneklerde üyeliğini devam ettirmektedir.
Türk PDR Derneği Üyesi olan Uzm. Kl.Psk. Savaş POLAT , ''İçimizdeki Yabancı'' kitabının yazarıdır. Evli, iki çocuk babasıdır ve mesleki çalışmalarına Tokat ve İstanbul’da devam etmektedir.

U

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.