Doktorsitesi.com

PSİKOLOJİ BİLİMİ KISKANÇLIK DUYGUSUNU NASIL TARİF EDİYOR?

Uzm. Psk. Kemal ÖZCAN
Uzm. Psk. Kemal ÖZCAN
2 Nisan 2019256 görüntülenme
Randevu Al
PSİKOLOJİ BİLİMİ KISKANÇLIK DUYGUSUNU NASIL TARİF EDİYOR?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kıskançlık Nedir? Psikolojik ve Sözlük Anlamı

Türk Dil Kurumu'na göre kıskançlık; haset eden, günücü ve bu huyda olan kişileri tanımlayan bir sıfattır. Psikoloji biliminde ise bu kavram çok daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Psikolojik açıdan kıskançlık; değer verilen bir ilişkiyi tehdit eden üçüncü bir şahsın algılanmasıyla ortaya çıkan; terk edilme, kaybetme korkusu, güvensizlik, kaygı ve öfke gibi duyguları barındıran yersiz ve gerekçesiz bir ruh halidir.

Kıskançlık Duygusunun Temelleri ve Çocukluk Dönemi

İnsan yavrusu, doğduğu andan itibaren hayatta kalmak için bir bakım verene (genellikle anneye) muhtaçtır. Bu süreçte çocuk, bakım verenin tüm ilgi ve sevgisine kesintisiz sahip olmak, onun gözünde özel ve değerli kalmak ister. Bu ikili ilişkiye dahil olan her unsur, kıskançlık duygusunu tetikleyebilir.

İlişki üçlü bir yapıya evrildiğinde, ilk rakip genellikle diğer ebeveyn veya yeni gelen bir kardeştir. Kıskançlığın temelini şu üç ana unsur oluşturur:

  • İhtiyaç duyulan sevginin kaybı veya kaybedilme tehlikesi.
  • Sevilen kişiye ve rakibe karşı duyulan düşmanlık.
  • Özsaygıyı azaltan narsistik darbeler.

Evrimsel Psikoloji ve Kıskançlığın İşlevi

Evrimsel psikolojiye göre patolojik olmayan kıskançlık, aslında sahip olunan değerleri korumaya yönelik işlevsel bir donanımdır. Bu duygu, eşleri dış tehditlere karşı uyararak önlem almalarını ve ilişkilerine sahip çıkmalarını sağlar. Tarih boyunca mitolojiden felsefeye kadar pek çok alanda incelenen kıskançlık, günümüzde psikoloji biliminin tanı ve tedavi yöntemleri arasında önemli bir yer tutmaktadır.

Kıskançlık Sevginin Bir Göstergesi midir?

Aşırı kontrol, şiddet ve yıkıcılık içeren kıskançlık, sevginin bir göstergesi değildir. Aksine, bu durum ruhsal yapının bozulduğuna ve sağlıksız bir muhakeme yeteneğine işaret eder. Gerçek sevgide güven, hoşgörü ve denge bulunurken; patolojik kıskançlıkta temel motivasyon muhtaç olunanı kaybetme korkusudur. Sevgi var etmeye çalışırken, kıskançlık yok eder.

Patolojik Kıskançlık ve Othello Sendromu

Patolojik kıskançlık, psikiyatride sanrısal bozukluklar grubunda değerlendirilir. Kişinin sosyal ve mesleki işlevselliğini bozan, aksi ispatlansa dahi inanmaya devam ettiği gerçek dışı düşüncelere sanrı (hezeyan) denir. Bu durumun en bilinen örneklerinden biri, Shakespeare’in karakterinden adını alan Othello Sendromu'dur.

ÖzellikNormal KıskançlıkPatolojik Kıskançlık (Othello)
Temel DuyguKaybetme endişesiHastalık derecesinde sahiplenme
Kanıt ArayışıSomut verilere dayanırGerçek dışı senaryolar ve sanrılar
DavranışYapıcı ve koruyucuBaskıcı, kısıtlayıcı ve şiddet eğilimli
İşlevsellikİlişkiyi koruyabilirHem kendine hem partnerine zarar verir

Othello Sendromu Belirtileri ve Davranış Biçimleri

Othello Sendromu yaşayan bireylerde şu belirtiler gözlemlenir:

  • Sürekli aldatıldığına dair gerçek dışı senaryolar üretmek.
  • Partnerini eve kapatma, telefon ve bilgisayar kullanımını yasaklama.
  • En küçük detayları (selamlaşma, kıyafet seçimi vb.) aldatma kanıtı olarak yorumlama.
  • Özgüven eksikliği ve düşük benlik değeri.
  • Şiddet eylemleri ve partnerini sürekli tehdit etme.

Sosyal Medya ve Modern Kıskançlık

Günümüzde sosyal medya kullanımı, çift terapisinde en sık karşılaşılan sorunların başında gelmektedir. Beğeniler, mesajlaşmalar, konum bilgileri ve şifreler yeni nesil bir güven sorunu yaratmaktadır. Eğitim düzeyi düştükçe kıskançlık fiziksel şiddete evrilirken; yüksek eğitimli kesimde duygusal şantaj, ekonomik tehditler ve sosyal medya kısıtlamaları daha sık görülmektedir.

Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Patolojik kıskançlık vakaları mutlaka uzman bir psikiyatr tarafından takip edilmelidir. Tedavi süreci vakanın şiddetine göre değişiklik gösterir:

  1. İlaç Tedavisi ve Yatış: Sanrısal bozukluk seviyesindeki, çevreye zarar verme riski olan vakalarda gereklidir.
  2. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Gerçeklikle bağı kopmamış, güven sorunu yaşayan çiftlerde etkili sonuçlar verir.
  3. Dinamik Yönelimli Terapiler: Kaynağını çocukluk döneminden alan daha komplike vakalarda tercih edilir.

Hafif Düzeyde Kıskançlık Yaşayanlar İçin Öneriler

  • Duygunuzla yüzleşin ve kanıtlarınızın gerçekliğini sorgulayın.
  • Eşinizle empati kurarak davranışlarınızın onu nasıl etkilediğini anlamaya çalışın.
  • Olayların kendisinin değil, olaylara yüklediğiniz kişisel yargıların sorun yarattığını fark edin.
  • Hatalı davrandığınızda veya partnerinizi incittiğinizde özür dilemekten çekinmeyin.

Etiketler

KıskançlıkKıskanmakKıskançlık tedavisiKıskançlık nedirPsikolojiOthello sendromuotello sendromuaşırı kıskanmakkıskançlık tanısı

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Kemal ÖZCAN

Uzm. Psk. Kemal ÖZCAN

1983-1987 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü’nde lisans ve eğitmenlik formasyonu eğitimini tamamlayan Kemal Özcan, çok sayıda seminer ve eğitimlerle alandaki çalışmalarını sürdürdü. Katıldığı seminer ve eğitimler arasında; Belçika’da “Practitioner NLP” (2008-2009), Gerald Weeks ile “Evlilik ve Çift Terapisi”, Vamık N. Volkan ile “Dinamik Yönelimli Psikoterapi”. CİSED tarafından düzenlenen “Aile Danışmanlığı”, “Cinsel Terapi Eğitimi”, “Holistik Evlilik ve Çift Eğitimi” konulu eğitimler, Gerald Weeks ile “İleri Düzey Evlilik ve Çift Terapisi”, Türk Hava Kurumu Üniversitesi’nden YÖK onaylı 450 saatlik Aile Danışmanlıǧı ve 3 yıl süren ‘’Dinamik yönelimli psikoterapi’’ eğitimleri, yer alıyor. Ayrıca göç idaresi Başkanlığı’’nda ‘’Göç ve göçmen psikolojisi’’ konusunda uzmanlara eğitimler verdi. Ankara Üniversitesi ‘de “Evlilik doyumu ile cinsel doyumun birbirine etkileri” üzerine yüksek lisans yapmıştır. Şema Terapi, EMDR, NLP, Evlilik terapisi, cinsel terapi konularında uygulayıcı eğitimleri almıştır. Evlilik ve Çift Terapisi, Cinsel Terapi, Çözüm odaklı terapi konularında eğitimler vermektedir.

<

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.