İlaç kullanımında akılcılık; deney ve gözleme dayalı bilgi birikimiyle oluşturulmuş deneyimliliği sonraki tıbbi tanı ve tedavi edici hekimlik süreçlerinde verimli ve etkili kullanmaktır. İlaç doğru kullanıldığında insan sağlığını ve yaşamını tehdit eden olumsuzluklara son verirken, yanlış kullanıldığında da yaşama son verebilen bir madde olması nedeniyle, insan ve toplum sağlığında önemli bir yere sahiptir. İlaçların gereğinden çok, az veya yanlış kullanılması insanlara ve topluma zarar vermenin yanı sıra mevcut kaynakların da boşa harcanmasına sebep olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü Akılcı İlaç Kullanımını; kişilerin klinik bulgularına ve bireysel özelliklerine göre uygun ilacı, uygun süre ve dozajda, en uygun maliyetle ve kolayca sağlayabilmesi şeklinde tanımlamıştır. Akılcı İlaç Kullanımı doktorun hastaya teşhis koyması, reçete yazması, hastanın ilacı temin etmesi, kullanması ve tedavinin takibini kapsayan geniş bir süreçtir. Hastaların çoğu hekime danışmadan ilaç kullanmakta, kendi kendine doz ayarlamakta, kullanması gereken süreden önce kesmekte, ilacın son kullanma tarihine bakmamakta, kullandığını yanlış kullanmakta, kendi kullandığını bir başkasına tavsiye etmekte veya eş-dost tavsiyesi ile ilaç kullanmaktadır. Yapılan araştırmalarda Türkiye’de hekimlerin reçete yazdığı hastaların büyük çoğunluğunu tam muayene etmedikleri, tanısını söylemedikleri, ilaçla ilgili bilgi vermedikleri ve ilaç dışı yöntemler hakkında bilgi vermedikleri anlaşılmıştır. Akılcı Olmayan İlaç Kullanımı tedavi maliyetlerini ve halkın sağlığını olumsuz etkileyen ciddi bir sorundur. Çoklu ilaç kullanımı, ilaçların kan düzeylerinin takip edilmemesi, ilaç-ilaç ve ilaç-besin etkileşimleri, yanlış uygulama yöntemleri, yetersiz hasta bilgilendirmesi gibi durumlar akılcı olmayan kullanımlardır. Bunun sonucunda ise istenmeyen etkilerde artış, ilaç etkileşimlerine bağlı sorunlar, hastanede yatışın uzaması, hasta uyumunun azalması ve maliyet artışı olmaktadır. Psikiyatride iyi klinik uygulama ve akılcı ilaç kullanımı nasıl olmalıdır. Hekim bu kısımda ayrıntılı bir anamnez (hikaye) almalıdır. Psikiyatride alınan bilgiler diğer branşlardan farklı olarak oldukça ayrıntılı olmalıdır. Hastayı daha iyi anlayabilmek açısından sorması gereken tüm soruları sorması, gerektiğinde bir soruyu neden sorduğunu da açıklamalıdır. Allerjileri sistemik diğer hastalıkları, şu anda içtiği veya geçmişteki ilaç kullanımları, yapılan operasyonlar, hastaneye yatışlar, Ailede bulunan ruhsal veya sistemik hastalıklar, çocukluk çağı, okul ve askerlik yaşantıları, evlilik hikayesi öğrenilmelidir. Titizlikle yapılan Ruhsal durum muayenesinin ardından gerektiğinde fizik muayene yapılmalıdır. Hasta tartılmalı ve metabolik durumu gözden geçirilmelidir. Obezite mevcutsa bel çevresi ölçülmeli ve tedavi matabolik durumuna göre biçimlendirilmelidir. Sigara alkol ve madde kullanım öyküsü sorulmalı, intihar düşüncesi özelllikle not edilmelidir. Gereken durumlarda aile veya hasta yakını ile görüşülmeli etik kurallar çerçevesinde onların soruları da cevaplanıp tedavi sürecine aktif katılımları sağlanmalıdır. Ruhsal durum muayenesinin bitiminde hastaya ön tanı veya tanı hakkında bilgi verilmeli, tedavi hedefleri konusunda işbirliği sağlanmalı, beklentiler sorulup gerçekçi tedavi hedefleri konmalıdır. Gerekirse çeşitli psikolojik testler veya labaratuar testleri ile tanı desteklenmelidir. Tedavide ilk seçenek ilaç dışı yöntemlerin uygulanmasıdır. Ülkemizde halen psikiyatriye başvuru damgalanma sebebi olduğu için hastalar bize genellikle sorunlar ağırlaştıktan sonra başvurmaktadır. Bu durum nedeniyle Psikiyatristler başvurulara yüksek oranda ilaç yazmakta, bu durumda hasta başvurusunu olabildiğince geciktirip bir kısır döngüye sebep olabilmektedir. Koruyucu hekimlik bir hastalığı olmadan önleme demektir. Mesela aşılar koruyucu hekimlik uygulamalarıdır. Koruyucu Psikiyatri diye bir kavram da mevcuttur ancak ülkemiz bu konuda çok geridedir. Bu durum başka bir yazıda daha derinden incelenebilir. Tedaviye geri dönecek olursak hastaya eğer ilaç önereceksek neden ilaç önerdiğimizi ne hedeflediğimizi ilaçların etki mekanizmasını, ilk gün görülen yan etkilerini anlatmak gerekir. İstenmeyen bir durum olduğunda ne yapması gerektiğini ve doktora nasıl ulaşacağını belirtmek gerekmektedir. Birden fazla ilaç kullanacaksa bunların etkileşimi, hastanın önceden kullandığı ilaçlarla etkileşimi, olası durumda (başağrısı, nezle-grip, adet sancısı) ne gibi ilaçlar kullanabileceği bilgisi verilmelidir. Tedavi sürecinde hastanın muayene seansları dışında doktoru ile iletişim kanallarının açık olması gerekmektedir. Hastaya verilen reçetenin yanında ilaç kullanım çizelgesi verilmesi ilaçların yanlış kullanım olasılığını oldukça düşürmektedir. Psikiyatrist (hekim) yukarıdaki bilgilerin ışığında; sabırlı, titiz, analitik düşünen, tarafsız, hastayı yargılamayan, ulaşılabilir, etik kurallara bağlı, hastanın anlayacağı dilde iletişim sağlayabilen, kendine güvenen ama temkinli, inatçı olmayan fakat kararlı, hızlı düşünebilen ama çabuk karar vermeyen özelliklere sahip olmalıdır. Hastalarıma ilaç verirken kendime bu soruyu sormayı uygun görüyorum. “bu hasta benim kardeşim, çocuğum veya anam-babam olsa yine de bu tedaviyi verir miydim?” Hastayı riskli bir tedaviye sokmak ta, risk olmasın diye hakettiği tedaviden azını verip süreci uzatmak ta doğru değildir. Sağlık hizmetleri sunulurken bazen tıbbi hatalar oluşabilmektedir. Tıbbi hata; uygulanan bilimsel tedavi yöntemi veya uygulamalar dışında, sağlık personelinin dikkatsizliği, yanlış uygulamaları veya kullanılan teknolojiye bağlı olarak ortaya çıkan ve hastanın daha uzun süre hasta kalmasına, hastanede yatmasına yol açan, sağlığını bozan, hastaya zarar veren veya ölümüne yol açan uygulamalardır. İlaç kullanımında hastalara zarar veren bir diğer neden ise reçetelerin okunabilme ve anlaşılma problemidir. Ülkemizde yapılan bir çalışmada, analiz edilen reçetelerin büyük çoğunluğunun (%70) okunaklı olmadığı görülmüştür. Bu durum, hekimlerin reçete okunaklılığına özen göstermediklerini ortaya çıkarmıştır. Branşımızdan örnek vermek gerekirse Psikoz tedavisinde kullanılan bir ilaçla nezle tedavisinde kullanılan bir ilaç birbirine çok benzemekte sadece iki harf farketmektedir. Sürekli nezle ilacı veren eczane kalfası yanlış okuyup yanlış ilaç verebilir. Bu ilacı içen hasta bırakın düzelmeyi daha kötü olmaktadır. Çünkü bu ilacın içinde hastanın hastalığını arttıran maddeler mevcuttur.


İstanbul Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!