Doktorsitesi.com

Prostat ve Prostat Kanseri Nedir ?

Op. Dr. Müslim Doğan Değer
Op. Dr. Müslim Doğan Değer
1 Şubat 2023234 görüntülenme
Randevu Al
Prostat ceviz büyüklüğünde bir bez olup erkek üreme sisteminde yer almaktadır. Anatomik olarak mesane boynu ile üretra denilen idrar yolu arasındadır. Prostat bezinin salgıladığı sıvı meninin büyük bir kısmını oluşturup spermleri besleme ve koruma görevini üstlenir. Testislerden salgılanan erkeklik hormonu da denilen testosteron prostat bezini doğrudan etkiler.
Prostat ve Prostat Kanseri Nedir ?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Prostat Kanseri Nedir? Temel Bilgiler ve Riskler

Prostat bezinin iyi huylu büyümesi, prostat kanserinden tamamen farklı bir klinik durumdur. Erkeklerde yaş ilerledikçe doğal bir süreç olarak prostat büyümesi gözlemlenmektedir. Ancak prostat hücrelerinde genetik değişikliklere yol açan ailesel genetik bozukluklar, sigara kullanımı ve obezite gibi faktörler, prostatta kötü huylu büyümelere ve kanser oluşumuna zemin hazırlayabilmektedir.

Prostat kanseri, dünya genelinde erkeklerde en sık görülen birinci kanser türü olma özelliğini taşırken, kansere bağlı ölümlerde ise ikinci sırada yer almaktadır. Hastalık riski yaşla birlikte artış göstermekte ve özellikle 50 yaş üstü erkeklerde daha sık teşhis edilmektedir. Erken dönemde belirgin bir klinik bulgu vermeden yavaş ilerlemesi, hastalığın genellikle orta veya ileri evrelerde tespit edilmesine neden olmaktadır.

Prostat Kanseri Risk Faktörleri Nelerdir?

Bazı erkek gruplarında prostat kanseri gelişme riski diğerlerine oranla çok daha yüksektir. Bu risk faktörlerini şu şekilde kategorize etmek mümkündür:

  • Yaş: 50 yaş ve üzerindeki erkekler en yüksek risk grubundadır.
  • Genetik: Ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunan bireylerde risk artmaktadır.
  • Beslenme Alışkanlıkları: Yüksek kalorili ve aşırı yağlı beslenenlerde risk daha fazladır.
  • Yaşam Tarzı: Sigara kullanımı ve fazla kilolu (obezite) olmak önemli risk faktörleridir.

Prostat Kanserinden Korunma ve Erken Tanı

Günümüzde prostat kanserini tamamen engellediği ispatlanmış bir yöntem bulunmamakla birlikte, sağlıklı yaşam tarzı ve doğru beslenme alışkanlıkları koruyucu fayda sağlayabilir. Özellikle yüksek lifli, düşük yağlı gıdaların tercih edilmesi ve taze sebze-meyve tüketiminin artırılması önerilmektedir. Hayvansal yağ ve et tüketiminin sınırlandırılması ile alkol ve sigaradan uzak durulması genel sağlığı destekler.

Prostat kanserini önlemenin ve başarılı bir tedavi süreci geçirmenin en kritik yolu, 50 yaşından itibaren düzenli üroloji uzmanı muayenesine gitmektir. Erken evrede tespit edilen kanser vakalarında hastalıktan tamamen kurtulmak mümkündür.

Prostat Kanseri Belirtileri

Prostat kanseri erken dönemde hiçbir belirti göstermeyebilir. İlerleyen dönemlerde ortaya çıkan bulgular ise genellikle iyi huylu prostat büyümesi (BPH) ile benzerlik gösterir. Bu belirtiler şunlardır:

  • Gece sık idrara çıkma,
  • İdrar yaparken zorlanma veya ağrı duyma,
  • İdrarda veya menide kan görülmesi,
  • İleri evrelerde pelvis (leğen kemiği) ve sırt bölgesinde şiddetli ağrılar.

Prostat Kanseri Tarama ve Tanı Yöntemleri

Avrupa Üroloji Kılavuzu, belirli kriterlere sahip erkeklerin tarama sürecine girmesini tavsiye etmektedir. Tarama başlangıç yaşları şu şekildedir:

Risk GrubuTarama Başlangıç Yaşı
Genel Popülasyon50 Yaş Üstü
Aile Öyküsü Olanlar45 Yaş Üstü
Bilinen Genetik Mutasyon (BRCA-2)40 Yaş Üstü

Tanı Sürecinde Kullanılan Testler

Doğru teşhis için uzman hekimler tarafından bir dizi test uygulanır. PSA (Prostat Spesifik Antijen) kan testi, enfeksiyon veya kanser gibi durumlarda yükseldiği için önemli bir göstergedir. Makattan prostat muayenesi, prostatın yapısındaki sertlik ve düzensizlikleri saptamada en duyarlı yöntemlerden biridir.

Gerekli durumlarda Ultrason ve Prostat Biyopsisi ile kesin tanı konulur. Kanserin vücudun diğer bölgelerine (metastaz) yayılıp yayılmadığını belirlemek için ise Kemik Sintigrafisi, BT, MRI ve PET/BT gibi ileri görüntüleme teknikleri kullanılır.

Prostat Kanseri Tedavi Seçenekleri

Tedavi planı; tümörün agresifliğini gösteren Gleason derecesine, PSA değerine ve hastanın genel sağlık durumuna göre doktor ve hasta tarafından ortaklaşa belirlenir.

1. Aktif İzlem

Düşük riskli hastalarda tercih edilen bu yöntemde, kanser hemen tedavi edilmez; ancak rutin kontrollerle yakından takip edilir. Bu yöntemin en büyük avantajı, cerrahi veya radyoterapinin neden olabileceği idrar kaçırma ve sertleşme sorunu gibi yan etkilerin yaşanmamasıdır. Eğer takip sırasında tümör ilerlerse aktif tedaviye geçilir.

2. Cerrahi Tedavi

Prostat bezinin ve çevre dokuların çıkarılması işlemidir. Açık, laparoskopik veya robotik yöntemlerle gerçekleştirilebilir. Ameliyat sonrası idrar kaçırma ve sertleşme problemleri görülebilir; ancak bu şikayetler egzersiz veya ek tedavilerle iyileştirilebilir. Cerrahi sonrası hastalarda boşalma sırasında meni gelmemektedir.

3. Radyoterapi (Işın Tedavisi)

Kanserli hücreleri yok etmek için yüksek enerjili ışınların kullanılmasıdır. Tek başına bir tedavi olabileceği gibi cerrahi sonrası kalıntı hücreleri temizlemek için de uygulanabilir. Yan etki olarak idrarda yanma, sık idrara çıkma veya makattan kan gelmesi gibi durumlar görülebilir.

4. Hormon Terapi

Testosteron hormonu prostat kanseri hücrelerinin büyümesini tetikler. Bu tedavide ilaçlar veya testislerin cerrahi olarak çıkarılmasıyla testosteron etkisi ortadan kaldırılır. Buna bağlı olarak libido azalması, kemik erimesi, sertleşme problemleri ve jinekomasti (meme dokusunda büyüme) gibi yan etkiler oluşabilir.

Etiketler

Prostat hastalığıProstat kanserinden korunma yollarıprostat kanserinde risk faktörleriprostat

Yazar Hakkında

Op. Dr. Müslim Doğan Değer

Op. Dr. Müslim Doğan Değer

1989 yılında Elazığ’da doğan Dr. Değer, 2007 yılında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tıp
eğitimine başlamıştır. Üniversite son sınıfta üniversitelerarası Erasmus programı ile Almanya
Justus Liebig Üniversitesi'ne gidip tıp eğitimini burada tamamlamıştır. Burada gösterdiği başarı
ile birçok iş teklifi almıştır. Bir süre çalıştıktan sonra kendi isteği ile ülkesine dönmüştür. Devlet
hizmet yükümlüsü olarak pratisyen hekim kadrosunda Diyarbakır ve ilçelerinde bir sene görev
yapmıştır. 2014 yılında TUS ile Trakya Üniversitesi Üroloji bölümünde eğitime başlayan Değer,
2016 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi'ne geçiş yapmış ve 2019 yılında Üroloji Uzmanı olmuştur.
Buradaki görevi sırasında TÜBİTAK yerli ilaç geliştirmeleri projelerinde yer almıştır. Mesane
kanserinde ilerlemeyi önleyen yerli ilaçlar geliştirilmesi için yoğun çaba harcamıştır. Bu çabalar
akademik veriye dönüştürülmüş ve literatürde yerini almıştır. 2019’da Edirne Sultan 1. Murat
Devlet Hastanesi'nde göreve başlayan Değer, 2023’de Tekirdağ İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir
Hastanesi’ne tayin olmuş ve hala bu kurumda çalışmaktadır.
2022 yılında Avrupa Üroloji Derneği denkliğini almış (FEBU), aynı yıl Avrupa Üroloji Derneği
sürekli eğitim (ACME) 1. si olmuştur. Güncel ve yeni tedavileri yerinde uzmanından öğrenerek
uygulamaktadır. Kadın ürolojisi, idrar kaçırma ve pelvik ağrı sendromu için Uluslararası
Kontinans Derneğinin (ISC) düzenlediği eğitimlere katılmıştır. Avrupa Üroloji Derneği'nin
düzenlediği modern kapalı prostat cerrahisi, minimal invaziv taş cerrahisi ve yeni nesil lazer
tedavileri eğitimlerini tamamlamıştır. Hindistan’da erken boşalma ve sertleşme sorunları için
Minimal İnvaziv Androloji Enstitüsü'nde eğitim almıştır. 2023’de Avrupa Üroloji Derneği’nin
Geleceğin Genç Akademisyenleri grubuna kabul almıştır. Akademik çalışmalarına devam eden
Değer’in birçok ulusal-uluslararası yayını bulunmaktadır. İyi derecede İngilizce ve orta derecede
Almanca bilen Değer, Avrupa ve Asya’nın başlıca dergilerine hakemlik yapmaktadır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.