Doktorsitesi.com

Prostat Kanseri ve Sebepleri nedir? Risk Faktörleri Nelerdir?

Op. Dr. Ertürk Ergin
Op. Dr. Ertürk Ergin
10 Mayıs 2016170 görüntülenme
Randevu Al
Prostat Kanseri ve Sebepleri nedir? Risk Faktörleri Nelerdir?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Prostat Kanseri ve Oluşum Süreci Nedir?

Prostat kanseri, hücrelerin genetik kontrolünün bozulması sonucunda kontrolsüz bir şekilde çoğalarak bir kitle (tümör) oluşturmasıyla meydana gelir. Bu hücreler, çevrelerindeki sağlıklı dokulara yayılma eğilimlerine göre iyi huylu (selim) veya kötü huylu (habis) olarak sınıflandırılır.

Kanserin prostatı çevreleyen dokulara yayılması durumu lokal ilerlemiş hastalık olarak tanımlanırken, daha uzak dokulara sıçraması ise metastaz olarak adlandırılır. Metastaz genellikle hastalığın daha ileri evrelerinde görülen bir tablodur.

Prostat Kanseri Risk Faktörleri Nelerdir?

Bir erkeğin yaşamı boyunca prostat kanserine yakalanma riski yaklaşık %10 civarındadır. Hastalığın gelişme olasılığı, bireyin sahip olduğu kişisel risk faktörlerine bağlı olarak değişkenlik gösterir.

Prostat kanserinde en belirleyici risk faktörleri şunlardır:

  • İleri Yaş: En güçlü risk faktörüdür; hastalık genellikle 40 yaş üzerindeki erkeklerde görülür.
  • Aile Öyküsü: Babasında, kardeşinde veya birinci derece akrabalarında hastalık bulunan kişiler daha yüksek risk taşır. Özellikle 60 yaş altı akrabalarda görülen vakalar riski artırır.
  • Etnik Köken: İstatistiksel olarak en düşük risk grubu Asyalı erkeklerdir.
  • Beslenme Alışkanlıkları: Yüksek miktarda doymuş yağ içeren hayvansal gıdaların tüketimi riski artırır. Kırmızı et, tereyağı, peynir ve süt ürünlerinden fakir bir diyet önerilmektedir.
  • Çevresel Etkenler: Makine operatörleri, kaynakçılar, çiftçiler ve endüstriyel işçilerde görülme oranı daha yüksektir.
  • Hormonal Takviyeler: Yüksek dozda alınan dehidroepiandrosteron (DHEA) kullanımı prostat büyümesini veya kanserini tetikleyebilir.

PSA Testinin Önemi ve Erken Teşhis

PSA (Prostat Spesifik Antijen), prostat sıvısında bulunan protein yapılı bir maddedir. Kan örneklerinde yapılan PSA testi, prostat kanserinin erken teşhis edilmesinde ve en uygun tedavi yönteminin seçilmesinde hayati bir rol oynar. Erken evrede yakalanan vakalarda tedavi başarı oranı anlamlı ölçüde artmaktadır.

PSA Yüksekliği Sonrası Tanı Süreci

PSA düzeyinin 2,5 ng/ml üzerinde olması veya serbest PSA oranının %18'in altında kalması durumunda, hastalar genellikle bir üroloji uzmanına sevk edilir. Tanı sürecinde uygulanan temel prosedürler şunlardır:

  1. Parmakla Rektal Muayene (DRM): Prostatın büyüklüğü, şekli ve kıvamını değerlendirmek için yapılan rutin, ağrısız ancak kısa süreli rahatsızlık verebilen bir işlemdir.
  2. Laboratuvar Analizleri: İdrarda bakteri veya kan varlığı araştırılır.
  3. Görüntüleme: Ultrason yardımıyla prostatın doku yapısı incelenir.
  4. Prostat Biyopsisi: Kanser şüphesi durumunda, kesin tanı için prostat dokusundan örnekler alınarak patoloji laboratuvarına gönderilir. Patolog, hücreleri inceleyerek kanserin varlığını ve derecesini belirler.

Tedavi Yönteminin Belirlenmesi

Prostat kanseri tanısı konulduktan sonra, hastaya en uygun tedavi seçeneğine karar verilirken belirli kriterler göz önünde bulundurulur. Bu kriterler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

Değerlendirme KriteriAçıklama
Hastalığın EvresiKanserin yayılım durumu ve ilerleme hızı
Hastanın YaşıBeklenen yaşam süresi ve genel kondisyon
Sağlık DurumuMevcut ek hastalıklar ve fiziksel tolerans
Hasta TercihiTedavi yöntemlerinin yan etkileri ve hasta beklentisi

Tedavi süreci, bu faktörlerin uzman bir hekim tarafından titizlikle analiz edilmesiyle kişiye özel olarak planlanır.

Etiketler

Prostat kanseri ve sebepleri nedir?Psa testi neden önemlidir?Prostat kanserinde risk faktörleri nedir?Erkeklerde prostat kanseri

Yazar Hakkında

Op. Dr. Ertürk Ergin

Op. Dr. Ertürk Ergin

Op. Dr. Ertürk ERGİN, lise öğrenimini Konya Anadolu Lisesi'nde bitirdikten sonra Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini de başarıyla tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise  Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yapmış ve Üroloji Uzmanı olmuştur. Aynı süre zarfında Chicago Loyola Üniversitesi Tıp Merkezi Üroloji Kliniği'nde de bulunmuş olup Üroloji Klinik şefi Prof. Dr. Robert C Flanigan ile Ürolojik Onkoloji ve Ass. Prof. Dr. John P Mulhall ile Androloji, İnfertilitede Mikrocerrahi Teknikler alanlarında klinik çalışmalar yapmıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.