POPÜLER BİR HASTALIK: PANİK BOZUKLUK

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Panik Bozukluğu ve Yardım Arama Davranışı
Ruhsal hastalığı olan bireyler genellikle durumlarını gizleme eğilimindedir; ancak panik bozukluğu olan kişiler bu durumun istisnasını oluşturur. Yoğun endişe, ölüm ya da hastalık korkusu yaşayan bu hastalar, yaşadıkları dehşet hissi nedeniyle hızla yardım arayışına girerler. Bu sebeple panik bozukluğu olan bireyler, sağlık hizmetlerini en sık kullanan hasta grupları arasında yer almaktadır.
Buna karşın depresyon, sosyal fobi, bağımlılık veya gerçeği değerlendirme yetisi bozulan kişiler yardım almakta gecikebilir ve genellikle yakınlarının yönlendirmesiyle hekime başvururlar. Panik bozukluğu olan hastalar ise tanı almadan önce genellikle acil servislerde kardiyoloji, dahiliye, göğüs hastalıkları ve nöroloji uzmanları tarafından defalarca değerlendirilirler.
Panik Bozukluğu Tanısında Gecikmenin Riskleri
Sık tekrarlayan panik ataklar, bireyde panik bozukluk gelişme olasılığını artırır. Hastanın bir psikiyatriste yönlendirilmesi geciktikçe, tedavi süreci daha karmaşık ve çözümsüz bir hale gelebilmektedir. Bazı hastalar ise henüz bir psikiyatriste gitmeden panik bozukluğu tanısı alabilirler. Bu hastalar tanılarına sahip çıkma eğilimindedir; çünkü toplumda panik bozukluk tanısı almak, diğer ruhsal hastalıklara oranla daha kabul edilebilir ve popüler bir durum olarak görülmektedir.
Panik Atağı Nedir?
Panik atağı; aniden ortaya çıkan, zaman zaman tekrarlayan ve kişiyi büyük bir dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku halidir. Genellikle birdenbire başlar, 10 dakika içinde en yüksek şiddetine ulaşır ve ardından azalarak kendiliğinden son bulur. Bir panik atağının süresi nadiren bir saati aşmaktadır.
Panik Atağı Belirtileri Nelerdir?
Panik atağı sırasında aşağıdaki fiziksel ve psikolojik belirtiler gözlemlenebilir:
- Göğüs ağrısı ve çarpıntı (kalbin kuvvetli atması)
- Terleme, titreme ya da sarsılma
- Nefes darlığı, boğulma hissi ya da soluğun kesilmesi
- Baş dönmesi, sersemlik, düşecekmiş veya bayılacakmış gibi olma
- Uyuşma veya karıncalanma hissi
- Üşüme, ürperme ya da ateş basması
- Bulantı veya karın ağrısı
- Kendini veya çevresini değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme
- Kontrolünü kaybetme veya çıldırma korkusu
- Ölüm korkusu
Bu belirtilerin birkaçını aynı anda yaşayan bireyler, atağın kendiliğinden geçmesini beklemekte zorlandıkları için en yakın sağlık merkezine başvururlar. Ancak her panik atağı geçirmek, kişinin mutlaka panik bozukluk hastası olduğu anlamına gelmez.
Panik Bozukluğu Nasıl Bir Ruhsal Hastalıktır?
Panik bozukluğu, sadece atak anlarıyla sınırlı değildir; beraberinde belirgin bir kaygı sürecini getirir. Bu hastalığın temel özellikleri şunlardır:
- Yineleyici Panik Atakları: Atakların düzenli veya düzensiz aralıklarla tekrarlaması.
- Beklenti Anksiyetesi: Atak yaşanmayan zamanlarda bile her an yeni bir atak geçirme endişesiyle yaşamak.
- Davranış Değişiklikleri: Atakların kalp krizi, felç veya çıldırma gibi sonuçlara yol açacağı inancıyla; işe gitmeme, spor yapmama, belirli gıdaları tüketmeme veya yanında sürekli ilaç, su ve alkol taşıma gibi önlemler alma.
Panik Bozukluğu Tedavisi Nasıl Yapılır?
Öncelikle bilinmelidir ki; panik bozukluğu ölüme, çıldırmaya ya da felç olmaya yol açan bir hastalık değildir. Tedavi sürecinde hatalı benzodiazepin kullanımı sonucunda bazen hastaneye yatışlar gerekebilir. Ancak ilaç tedavilerinin ötesinde, kalıcı çözüm için profesyonel destek şarttır.
| Tedavi Yöntemi | Açıklama |
|---|---|
| Bilişsel Davranışçı Terapi | Panik ataklarla baş etmeyi öğreten en etkili yöntemdir. |
| Tedavi Süresi | Ehil ellerde genellikle 5 ila 10 seansta başarı sağlanır. |
| Kalıcı Çözüm | Atak yönetimi becerisi kazanmak, semptomların kontrol altına alınmasını sağlar. |
Bilişsel Davranışçı Terapi sayesinde hastalar, ataklarla nasıl başa çıkacaklarını öğrenerek kısa sürede sağlığına kavuşabilmektedir.



