Omega-3 kullanmalı mıyız?

Omega-3 kullanmalı mıyız?

Takviyeler konusunda kafamız oldukça karışık. Hangisini almalıyız? Ne zaman ve ne kadar kullanmalıyız? Doğal yolla bu besin ögelerini karşılayamaz mıyız? Omega-3 de aklımızda aynı soruların yaşandığı takviyelerden biri. Omega-3 nedir ve hangi besinlerde bulunur? Omega-3 tercih ederken nelere dikkat etmeliyiz?

Omega-3 hem beynimiz hem de bedenimiz için çok değerli bir besin ögesidir ve çoklu doymamış yağ asitlerinden biridir. Daha çok balık ve cevizde bulunduğunu bildiğimiz besin ögesi aynı zamanda takviyelerle alınabilmektedir. En yaygın kullanılan suplementlerden biri balık yağıdır. Birçok faydası çalışmalarla kanıtlanmış olsa da herkesin bu takviyeyi almasına gerk olmadığına sadece gerekli durumlarda kullanılması gerektiğine dair yeni çalışmalar da mevcuttur.

Omega-3’ün faydaları

1. Depresyon ve Anksiyete Karşı Savaşır.

Depresyon dünyada en çok karşılaşılan mental problemlerden biridir. Anksiyete de benzer şekilde fazla stresli ve düşünceli olma halidir. Bu iki durumda da yapılan çalışmalar ile omega-3 kullanımının iyileşmeye yardımcı olduğu görülmüştür. Omega-3 çeşitlerinden depresyon tedavisinde en etkilisi hatta antidepresan ilaçlarda da bulunan EPA ‘dır.

2. Bebeğinizin sağlıklı Gelişimi İçin Gereklidir.

Özellikle hamilelik döneminde annenin yeterli miktarda omega-3 alması gereklidir. Bebeğinizin hem beyin hem de göz sağlığı için alımına çok dikkat edilmelidir.

3.Kalp Hastalık Riskini azaltır.

Dünyada ölüm nedenleri sıralamasında kalp rahatsızları ilk sırada yer alıyor. Yapılan çalışmalarda kalp rahatsızlıklarının daha az görüldüğü ülkeler incelendiğinde balık ve deniz ürünleri tüketiminin daha fazla olduğu görülmüş. Omega-3; özellikle trigliserit seviyelerinde düşmeye yardımcı, Hdl (iyi kolestrol) seviyelerinde artış ile ilişkili bulunmuştur. Beslenme ile ilgili geliştirilen kılavuzlarda ise haftada 2 kez balık tüketimi önerilmektedir.

4. Otoimmün hastalıklara karşı koruyucudur.

Otoimmün hastalıklar, vücudunuzu dışarıdan gelen hastalıklara ve bakterilere karşı savunma görevi üstlenen bağışıklık sisteminin vücuttaki sağlıklı hücrelere saldırmaya başlamasıyla ortaya çıkmaktadır. Tip 1 Diyabet, Multipl Skleroz, Çölyak Hastalığı, Romatoid artrit ve daha fazlası bu duruma örnektir. Omega-3 yağ asitleri de iltihaplanmayı azaltır ve böylece bu hastalıklara karşı koruyucu özellik göstermiş olur. Omega 3 yönünden zengin bir beslenme programı, ağırlıklı olarak yeşil yapraklı sebzeler, yağlı balıklar ve keten tohumu çekirdeği yağından oluşur.

OMEGA-3 DAHA FAZLA HASTALIKLA DA İLİŞKİLİ

Ve daha birçok hastalıkla ilişkisi bulunmaktadır. Ancak omega-3 takviyesi almadan önce 2 kere düşünün. Eğer doğal besinlerle yeterli miktarda alıyorsanız takviye almanıza gerek yok. Hatta bu konuda yapılmış çalışmalar; yüksek dozlu omega-3 ürünlerinin herkes için uygun olmadığını çünkü kanama veya atriyal fibrilasyon olarak bilinen anormal kalp ritminde artış gibi riskler oluşturduğunu göstermiştir.

Omega-3 takviyesi alırken dikkat edilmesi gerekenler:

Doktorunuz daha fazlasını önermediği sürece 1 gramlık bir doz yeterli olur.

Eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) kombinasyonu olmasına dikkat edin.

Kaliteli bir takviye kullanın. Gerekli kurumlardan onay almış olmasına dikkat edin.

Trigliserit seviyeleriniz anormal derecede yüksekse ve kardiyovasküler hastalık için yüksek bir riskiniz varsa mutlaka doktorunuzla konuşun.

Ayrıca; balık ve deniz ürünlerine alerjiniz varsa da bu takviyeleri kullanmadan önce mutlaka iyice araştırın.

Eğer herhangi bir sağlık probleminiz yoksa ve kalp hastalığı için düşük veya ortalama risk altındaysanız, sık sık balık yemeniz koşuluyla, bir omega-3 takviyesine ihtiyacınız yoktur.

Haftada en az iki porsiyon somon, ton balığı veya ringa balığı gibi yağlı balık yemelisiniz.

Her biri benzersiz sağlık yararları sağlayan iki farklı omega-3 yağ asidi, eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) bakımından yüksek balıkları hedefleyin.

Omega-3 yağ asitlerinizi gıdalardan almak her zaman bir takviye yerine tercih edilir.

Bununla birlikte, balık yiyemiyorsanız veya balığı sevmiyorsanız, takviye dikkate alınması gereken bir şeydir. (Eğer vejeteryansanız veya balığa alerjiniz varsa, yosun bazlı takviyeler bir seçenektir.) Bir omega-3 takviyesini tercih edip etmediğinize bakılmaksızın, her zaman sağlıklı bir diyet ve yaşam tarzı sürdürmek için çabalamalısınız. “Düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme ve sigara içmeme gibi sağlıklı yaşam tarzı uygulamaları, kalp hastalığı riskini% 80’e yakın azaltacak ve bu gerçekten kalp sağlığı için temel öneri” dir.

Bu makale 30 Aralık 2020 tarihinde güncellendi. 0 kez okundu.

Yazar

Dyt.Şeyma Bahar, 13 Mayıs 1995’te Aydında dünyaya gelmiştir. Lisans öncesi eğitimlerinin ardından, 2013 yılında Ankara Üniversitesin'de başlamış olduğu Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nü 2017 tamamlayarak "Diyetisyen" unvanı almıştır. 

Öğrenmenin, bilimin sonu olmadığını düşündüğü için şu an eğitimine Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde yüksek lisans eğitimine devam etmekte; bireysel ve kurumsal beslenme danışmanlığı alanlarında hizmet vermektedir. 

İyi derecede İngilizce dil bilgisi seviyesine sahiptir.

Mesleki çalışmalarına İstanbul Maltepe'de bulunan Diyetisyen Şeyma Bahar Özel Danışmanlık Merkezinde devam etmektedir.

Dyt. Şeyma Bahar
Dyt. Şeyma Bahar
İstanbul - Diyetisyen
Facebook Twitter Instagram Youtube