Toplumda takıntı hastalığı olarak da bilinen obsesif kompulsif bozukluk, bir tür kaygı bozukluğudur. Obsesyon, günlük dilde takıntı, kuruntu, vesvese olarak adlandırdığımız; istenmeyen ve kontrol edilemeyen; kişide kaygı ve sıkıntı uyandıran, kişilerin değer sistemi ile çelişen saplantılı düşüncelerdir. Kompulsiyon ise kontrol edilemeyen düşüncelerin sebep olduğu endişe, kaygı, sinirlilik halinden kurtulmak ya da korkulan bir sonucu engellemek amacıyla kişilerin tekrarlayan, ritüelleşen bazı davranışlar ve zihinsel eylemlerdir. Kompulsiyonlar, obsesif düşünceleri önlemek için yapılır. Ancak, kompulsif davranışlar geçici bir rahatlama sağlar. Takıntılı düşünceler daha güçlü olarak gelir, kompulsif davranışlar sıklaşır. Bu döngü fazla zaman aldığı için giderek yükselen endişe ve kaygıya neden olur. Her obsesyonun bir kompulsiyonu olmayabilir. Birçok durumda danışanlarımız sadece takıntılı düşüncelerinden kurtulamadıklarından şikayet edebilirler.

Obsesif kompulsif bozukluk ile mücadele eden bireyler çoğunlukla saplantılı düşüncelerinin ve kompulsif davranışlarının mantıksız olduğunu kabul etmelerine rağmen bunlara karşı koyamadıklarını, engelleyemediklerini söyler. Obsesif kompulsif bozukluk bir bilgisayar virüsü gibidir. Bilgisayara virüs girdiğinde neler olduğunu bir hayal edin. Virüs, bilgisayarda bazı programların çalışmasını engeller, ekranınıza sinir bozucu mesajlar çıkararak bilgisayarın çalışmasını yavaşlatır veya bilgisayarı dondurur. OKB, bir bilgisayar virüsü gibi beyninizde can sıkıcı düşüncelerin büyüklüğünü ve sıklığını artırır. Beyinde bazı programların çalışmasını yavaşlatır ya da engeller, bazen de beynin çalışmasını tamamen durdurabilir. Bunun sonucunda ellerinizi tekrar tekrar yıkamaya devam edersiniz. Bir türlü temiz olduğundan emin olamazsınız. Çünkü OKB virüsü beyninizde “Ellerin temizlendi, şimdi ellerini yıkamayı durdurabilirsin.” komutunu gönderen bölgeyi devre dışı bırakmıştır. Bazen evden çıkmak istemezsiniz çünkü OKB virüsü endişe veren korkunç düşünceleri beyninizde çok yüksek seviyeye çıkarmıştır. Obsesif kompulsif bozukluk bireylerin günlük aktivitelerini kesintiye uğratacak ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyecek düzeyde zamanını alan bir kısır döngü haline gelir. OKB, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre bireylerin işlevselliğinde en fazla bozulmaya yol açan ve baş edilmesi en zor ilk on hastalık arasına girmiştir.

Nasıl Tanı Koyulur?

Obsesyon ya da kompusiyonlar kişilerde yüksek sıkıntıya neden olur, zamanın boşa harcanmasına yol açar ya da kişinin olağan günlük işlerini, mesleki işlevselliğini, sosyal aktivitelerini ve ilişkilerini önemli ölçüde bozabilmektedir. Kişinin hem obsesyon hem de kompulsiyonları beraber mevcutsa veya obsesyonları ya da kompulsiyonları tek başına mevcutsa; bu belirtiler kişinin aşırı zamanını alıyor (günde 1 saatten fazla) ve günlük, mesleki işlevselliğini, sosyal aktivitelerini ya da ilişkilerini önemli ölçüde engelliyorsa bir psikiyatri uzmanı değerlendirmesi sonrası OKB tanısı konabilir.

Nasıl Ortaya Çıkar?

Çocuklarına olumsuz, katı yaklaşım sergileyen ebeveynlerin çocuklarında ‘Değersizim, sevilmeyen biriyim, suçluyum, kötü biriyim, mükemmel olmalıyım’ gibi inançlar gelişebilir. Çocuk, ebeveynlerinin (ve başkalarının) onayını kazanmak amacıyla dış dünyaya kendisini kusursuz bir birey olarak göstermek ister ve kendine zarar veren bir mükemmeliyetçilik geliştirir. Bu durum OKB ve diğer psikolojik rahatsızlıkların gelişme ihtimalini arttırmaktadır. Çocuklukta duygusal istismar ve duygusal ihmalin yetişkinlikte obsesif kompulsif belirtilerle ilişkili olduğunu destekleyen araştırmalar vardır.

Obsesif kompulsif bozukluk halk arasında %2-3 gibi yüksek oranlarda görülüyor. Bozukluğa tam olarak neyin sebep olduğu bilinmese de yapılan araştırmalar hem genetik hem çevresel faktörlerin etkili olduğunu gösteriyor. Genellikle OKB ilk ortaya çıkma eğilimi gösterdiği iki yaş aralığı; 7-12 yaş arası ve geç ergenlik yılları ile erken yetişkinlik yılları arasıdır. Obsesif kompulsif bozukluk şiddeti arttıkça beraberinde anksiyete, depresyon gibi farklı psikolojik rahatsızlıklara neden olabilmektedir. OKB hastaları ile yapılan bir araştırma bulgularına göre, OKB hastalarının %56.5’i aynı zamanda majör depresyon ile mücadele etmektedir.

Nasıl Tedavi Edilir?

Obsesif kompulsif bozukluk müdahale edilmediğinde daha da şiddetlenir. Hastanın giderek gerçeklikten uzaklaşmasına ve yaşamının birçok alanında bozulmaya neden olabilir. Bu hastalık ile baş etmede en uygun yol psikoterapi ve ilaç tedavisinin bir arada yürütülmesidir.

Kişilerin obsesyon ve kompulsiyonlarının ortaya çıkmasına neden olan erken dönem travmatik yaşantılar ile bu yaşantılar sonucunda kişide oluşan ‘Değersizim, sevilmeyen biriyim, suçluyum, kötü biriyim, mükemmel olmalıyım vb.’ negatif öğrenmeler, mükemmeliyetçilik mekanizması, düşünceleri kontrol etme ihtiyacı ve yüksek tehlike ve sorumluluk (suçluluk) duyguları üzerinde çalışılmalıdır. Geçmiş travmatik yaşantılar, güncel obsesyon ve kompulsiyonlar EMDR terapisi ile işlendiğinde anlamlı değişim ortaya çıkabilmektedir. EMDR terapisi uygulamasının, bireylerin travmaları ile baş etmek için kullandığı obsesif ve kompulsif davranışları %60 oranında hafiflettiğini ve travmaya bağlı olmayan obsesif kompulsif belirtiler gösterenlerde ise %80 oranında iyileşme olduğunu gösteren farklı araştırma sonuçları bulunmaktadır. Güvenilir bir psikolojik danışman ve EMDR terapisi ile bireylerin günlük hayatta obsesyon ve kompulsiyonlar ile kolayca baş etmeleri ve yüksek düzeyde işlevsel bir hayat sürmeleri mümkün olabilmektedir.

Referanslar:

Abramowitz, J. S., Fabricant, L. E., Taylor, S., Deacon, B. J., McKay, D., & Storch, E. A. (2014). The relevance of analogue studies for understanding obsessions and compulsions. Clinical psychology review, 34(3), 206-217.

Krah, I. M. (2012). The association between childhood trauma and Obsessive Compulsive Disorder severity in adulthood (Master's thesis).

Marr, J. (2012). EMDR treatment of obsessive-compulsive disorder: Preliminary research. Journal of EMDR Practice and Research, 6(1), 2-15.

Marsden, Z. (2016). EMDR treatment of obsessive-compulsive disorder: Three cases. Journal of EMDR Practice and Research, 10(2), 91-103.

Steketee, G., & Noppen, B. V. (2004). Family approaches to treatment for obsessive compulsive disorder. Journal of Family Psychotherapy, 14(4), 55-71.

Von Strunck, H. (2016). Exploration of the Relationship between OCD and Parenting Style Subtypes.

https://www.anxietybc.com/parenting/obsessive-compulsive-disorder

https://www.anxietybc.com/parenting/my-anxiety-plan-obsessive-compulsive-disorder

https://www.anxietybc.com/adults/obsessive-compulsive-disorder-tools

https://iocdf.org/about-ocd/

https://www.ocduk.org/understanding-ocd

http://www.scielo.br/scielo.php?pid=S1516-44462003000100009&script=sci_arttext

https://adaa.org/understanding-anxiety/obsessive-compulsive-disorder-ocd#

https://www.bridgestorecovery.com/blog/emdr-shows-remarkable-promise-for-post-traumatic-ocd-treatment/#:~:text=Research%20into%20the%20use%20of,a%20useful%20and%20motivating%20method.


İzmir Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!