Doktorsitesi.com

Obezite psikolojisi

Uzm. Psk. Nilgün Hasan Dereköy
Uzm. Psk. Nilgün Hasan Dereköy
16 Şubat 2015254 görüntülenme
Randevu Al
Obezite psikolojisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Obezite: Modern Çağın Karmaşık Sağlık ve Sosyal Sorunu

Obezite, günümüzde hem küresel ölçekte hem de ülkemizde hızla artış gösteren ciddi bir sağlık sorunudur. Bu durum, tıbbi bir problem olmasının yanı sıra, özellikle kadınlar üzerinde baskı kuran güzellik idealleri nedeniyle önemli bir sosyal sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerçek dışı zayıflık beklentileri olan toplumlarda, kilolu bireyler maalesef ayrımcılık ve önyargı ile mücadele etmek zorunda kalmaktadır.

Obezitenin Nedenleri ve Psikolojik Faktörlerin Rolü

Obezite tek bir nedene bağlı gelişmez; genellikle genetik, fizyolojik faktörler, yaşam tarzı ve psikolojik etkenlerin birleşimiyle ortaya çıkar. Davranışsal ve psikolojik unsurlar, kilo alım sürecinde ve kilo verme kararı alan bireylerin başarısında kritik bir rol oynar. Bu süreçte özellikle duygusal ve tepkisel yeme sendromu, en belirgin psikolojik faktörlerden biri olarak öne çıkmaktadır.

Duygusal Yeme Sendromu Nedir?

Bireyler bazen fiziksel açlık hissetmeseler de sadece tadını sevdikleri için yemek yiyebilirler. Ancak; stres, mutsuzluk ve çaresizlik gibi olumsuz duygular yaşandığında ortaya çıkan kontrol edilemez atıştırma isteği, duygusal yeme sendromu olarak tanımlanır. Bu durumda kişiyi yönlendiren temel dürtü mide açlığı değil, olumsuz duygulardan kaçma arzusudur.

Fiziksel Açlık ve Duygusal Açlık Arasındaki Farklar:

ÖzellikFiziksel AçlıkDuygusal Açlık
Gelişim HızıKademeli olarak gelişir.Aniden ortaya çıkar.
Hissedilen YerMidede hissedilir.Ağızda yeme isteği olarak başlar.
ErtelemeBir süre beklenebilir.Ertelenemez ve acildir.
Besin TercihiSeçenekler geniştir.Genellikle çikolata, pizza gibi atıştırmalıklar.
Doyma HissiDoyunca yemek bırakılır.Kontrolsüzce yemeye devam edilir.

Kısır Döngü: Olumsuz Duygular ve Yemek

Duygusal yeme, mutsuzluk ve öfke gibi duygularla başa çıkmak için bir kaçış aracı olarak kullanılır. Yemek yemek, sorunlarla yüzleşmeyi erteleyen geçici bir ağrı kesici görevi görür. Ancak bu etki kısa sürelidir; yemek sonrası hissedilen rahatlama yerini kısa sürede pişmanlık, suçluluk ve başarısızlık duygularına bırakır. Bu durum zamanla kronik bir kısır döngüye dönüşerek obeziteyi tetikler.

Gece Yeme Sendromu ve Beslenme Düzeni

Obezite oluşumunda etkili olan bir diğer faktör gece yeme sendromudur. Bu sendromda birey, günlük toplam kalori ihtiyacının %56'sını akşam 20:00 ile sabah 06:00 saatleri arasında tüketir. Genellikle karbonhidrat ağırlıklı besinler tercih edilir ve bazen uykudan uyanarak yemek yeme davranışı görülür. Bu bireyler sabahları tok uyandıkları için kahvaltıyı atlarlar, bu da tüm öğün düzeninin kaymasına ve kilo alımına neden olur.

Psikolojik Rahatsızlıkların Obezite Üzerindeki Etkisi

Depresyon ve kaygı bozuklukları, yeme davranışlarını doğrudan olumsuz etkileyen unsurlardır. Depresyondaki uyku düzensizlikleri ve çaresizlik hissi ile kaygı bozukluklarındaki huzursuzluk ve konsantrasyon sorunları, sağlıklı bir beslenme düzenine uyumu güçleştirir. Psikolojik sorunlar yaşayan bireyler, yeni bir yaşam tarzı için gereken sabır ve gücü bulmakta zorlandıkları için kilo verme süreçleri daha karmaşık hale gelebilir.

Obezitenin Yol Açtığı Psikolojik Sorunlar

Kilo problemleri sadece psikolojik nedenlerle oluşmaz; aynı zamanda psikolojik sorunlara da yol açar. Aşırı kilolu bireyler; çevrelerinden gelen eleştiriler, sağlık problemleri ve toplumsal önyargılarla baş etmek zorundadır. Bu baskılar sonucunda şu sorunlar görülebilir:

  • Sosyal izolasyon ve çevreden soyutlanma
  • Özgüven eksikliği ve beden imajı bozukluğu
  • Sosyal ve duygusal ilişkilerde kaçınma davranışları
  • Cinsel problemler

Bu noktada psikolojik destek almak; kişinin bedenine yönelik olumlu algı geliştirmesi, özgüven kazanması ve başarısızlık hissiyle yemeğe sığınmasını engellemek adına hayati önem taşır.

Obezite Tedavisinde Davranışsal Yaklaşımlar

Tedavi sürecinde farmakoterapi, diyet ve cerrahi gibi yöntemler bulunsa da, kalıcı bir yaşam değişikliği için davranış terapisi vazgeçilmezdir. Bu terapinin amacı, sağlıksız alışkanlıkların yerine yeni ve sürdürülebilir davranışlar koymaktır.

Tedavinin Temel Unsurları

  1. Kayıt Tutma: Kişinin yemek yeme isteğini tetikleyen duygu ve düşünceleri not etmesi, farkındalık kazanmasını sağlar.
  2. Hedef Belirleme: İlk aşamada mevcut kilonun %10'unun verilmesi gerçekçi bir hedeftir. Ulaşılması güç hedefler motivasyonu kırarken, küçük ve ulaşılabilir hedefler başarı hissini artırır.
  3. Düşünce Değişikliği: Kilo verme sürecini engelleyen hatalı düşünce kalıplarının (bilişsel çarpıtmalar) değiştirilmesi gerekir.

Sık Karşılaşılan Olumsuz Düşünce Kalıpları

  • İki Uçlu Düşünme: "Bir çikolata yedim, diyetim tamamen bozuldu" şeklindeki ya hep ya hiç mantığı.
  • Geleceği Okuma: Kanıt olmaksızın "Bu diyeti asla başaramayacağım" diye düşünmek.
  • Olumluyu Yok Sayma: Elde edilen başarıyı küçümsemek.
  • Olumsuz Süzgeç: Sadece hatalara odaklanıp başarıları görmezden gelmek.
  • Aşırı Genelleme: Bir kez başarısız olunca "Benim kilo vermem imkansız" sonucuna varmak.
  • Zihin Okuma: Başkalarının kendisi hakkında "iradesiz" olduğunu düşündüğünü varsaymak.

Sağlıklı Yaşam İçin İki Temel Sütun: Beslenme ve Egzersiz

Sağlıklı Beslenme: Odak noktası sadece kilo vermek değil, vücudun ihtiyacı olanı alması olmalıdır. Aşırı kısıtlayıcı diyetler sürdürülebilir değildir ve eski alışkanlıklara dönüldüğünde kiloların fazlasıyla geri alınmasına (yoyo etkisi) neden olur.

Egzersiz: Kalori yakımının yanı sıra iştahı bastırıcı etkisiyle de kilo kontrolüne yardımcı olur. Egzersiz yapmak kas dokusunu korur, özgüveni artırır ve bireyin psikolojik iyilik halini destekleyerek vücudunu daha olumlu değerlendirmesini sağlar.

Etiketler

Yeme alışkanlıklarıYeme bozuklukları tedavisiYeme bozukluğu teşhisiYeme bozukluğu terapisiYeme psikolojisiYeme sendromuGece yeme problemiGece yeme sendromuGece yeme sendromu ve tedavisiGece yeme sendromu ve depresyon ilişkisiGece yeme sendromu neden olurGece yeme sendromu kimlerde görülürPsikolojik yeme

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Nilgün Hasan Dereköy

Uzm. Psk. Nilgün Hasan Dereköy

Uzm. Psk. Nilgün HASAN DEREKÖY, lisans öncesi eğitimlerinin ardından İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nde başladığı lisans eğitimini 2004 yılında tamamlayarak Psikolog unvanı almıştır. Maltepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Adli - Klinik Psikoloji Anabilim Dalı'nda başladığı yüksek lisansını “Alkol Bağımlılığı ve Çocukluk Çağı Travmaları” başlıklı tez çalışmasıyla tamamlayarak uzmanlık derecesini almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.