Doktorsitesi.com

Normal doğum mu? Sezaryen mi?

Prof. Dr. İbrahim Esinler
Prof. Dr. İbrahim Esinler
29 Eylül 2011645 görüntülenme
Randevu Al
Normal doğum mu? Sezaryen mi?

Normal doğum mu? Sezaryen mi?

Bu çok önemli sorunun cevabını bulmak için öncelikle normal vajinal doğum nedir? Riskleri nelerdir? Sezaryen nasıl olur? Riskleri nelerdir? Gibi soruların cevabını bilmemiz gereklidir.

Bu sonunu cevabını bulmanızda size en çok yardımcı olacak kişi gebeliğiniz süresince sizin yanınızda olan, muhtemelen doğumu gerçekleştirecek olan,  güvendiğiniz doktorunuz olacaktır.

Normal doğum nasıl olur ve riskleri nelerdir?

Normal vajinal doğum bebek ve eşinin vajinal yolla doğmasıdır. Rahim ağzı normalde kapalıdır. Rahim kasılmalarının artması ile rahim ağzında açıklık ve silinme oluşmaya başlar. Kendiliğinden kasılmalar başlamaz ise rahim ağzını yumuşatıcı ilaçlar alttan, ağızdan veya dilaltı olarak verilebilir.

Normal doğum ilk doğumlarda 10-14 saat sürebilir iken daha önce doğum yapanlarda 6-8 saat sürmektedir.

Doğumun 1. Evresi

  • Kasılmaların başlamasından rahim ağzının tam olarak açılmasına (10 cm olması) ve silinmesine (%100) kadar geçen döneme doğumun 1. evresi adı verilir.
  • Doğumun 1. evresinde rahim kasılmaları etkili ise doğum süreci izlenir. Kasılmaların yetersiz olduğu düşünüldüğünde damar içinden kasılmaları arttıran bazı ilaçlar özel makinalar ile verilebilir (simpitan 5 IU ampül). Bunlar verilirken hem siz hem de bebeğinizin kalp atımları sürekli olarak takip edilecektir.
  • Kasılmaların sık olduğu dönemde (2-3 dakikada bir) bazen bebek kalp seslerinde düşme gözlenebilir. Bebek kalp atımlarındaki düşme her zaman kötü değildir. Kalp atımlarındaki düşmeler sizi takip eden doktorunuz tarafından değerlendirilmelidir. Gerektiği durumlarda acil sezaryen ihtiyacı doğabilir.
  • Yine doğum eylemi sırasında nadir de olsa bebeğin eşi rahim duvarından erken ayrılabilir ve acil doğum gerekebilir. Bu duruma “Ablasyo Plasenta” adı verilir. Tanısı tamamen doğumun seyriyle ortaya çıkar. Öngörülmesi çoğunlukla imkânsızdır. Bebeğin kalp seslerinde azalma, kanama ve rahim kasılmalarında artış ile kendini gösterir. Bu durum oldukça ciddi ve bebeğin hayatını riske atan bir durumdur ve acil doğum gerekebilir.
  • Doğum eylemi sırasında bebeğin içinde yüzdüğü zarların açılması ile bebeğin içinde bulunduğu sıvının gelmesi normal bir durumdur. Fakat bazen su ile beraber bebeğin kordonu sarkabilir ve bu nedenle bebeğe giden kan akımında azalma gözlenebilir. Bu durum yine acil bir durumdur ve hemen doğumu gerektirir.
  • Belden uyuşturma işlemi genelde rahim ağzı 3 cm açıldıktan sonra yapılır.

Doğumun 2. Evresi

  • Rahim ağzının tam olarak açılmasından (10 cm) bebeğin doğmasına kadar geçen süreye ise doğumun 2. evresi denir.
  • Doğumun 2. evresi ortalama 1-2 saat sürer ve bu süre içerisinde sizin aktif olarak ıkınmanız istenecektir. Ağrınız tam olarak geldiğinde bebeğinizin aşağı doğru inmesi için ıkınmalısınız. Ikınma süresi ağrı bittiğinde kesilmelidir. Ikınma işlemi sırasında size doktorunuz yardımcı olacaktır.
  • Ağrısız doğumlar için belden uyuşturma yapıldığında doğumun 2. evresi yaklaşık 1 saat uzayabilir.
  • Doğum eylemi bebeğin iriliğine, doğum kanalının darlığına veya itici güçlerin azlığına bağlı olarak uzayabilir. Bu gibi durumlar sizi takip eden doktor tarafından izlenir ve artık doğum eyleminin ilerlemediği veya bebeğin takıldığı düşünüldüğünde sezaryen ile doğum planlanabilir.
  • Doğumun 1. evresinde olduğu gibi bu dönemde de bebeğin kalp seslerinde azalma ile beraber bebeğin sıkıntıya girdiği durum ortaya çıkabilir. Doğumunuzu takip eden doktor böyle bir durumla karşılaştığında gerekli değerlendirmeyi yapıp sezaryen ile doğumu önerebilir.
  • Bebeğin çıkışı yaklaştığında doğum odasına alınacaksınız ve burada doğum gerçekleşecektir. Doğum sırasında kontrolsüz yırtıkların ve yaralanmaların olmaması, bebeğin daha rahat çıkabilmesi için “epizyotomi” adını verdiğimiz vajina çıkışına orta hattan veya yan taraftan kesi yapılabilir. Günümüzde epizyotominin rutin olarak yapılması artık önerilmemektedir.
  • Epizyotomi duruma göre daha geniş olabilir. Böyle bir durumda bir miktar kanama olabilir fakat bu durum genel olarak hayatı tehdit edici düzeyde değildir.
  • Epizyotomiye rağmen doğum sırasında bu kesi kendiliğinden uzayabilir ve nadiren de olsa yırtık makatı içerebilir. Bu yırtıklar uygun şekilde onarılacaktır fakat nadiren gaz gaita tutamama gibi şikâyetler gelişebilir. Bu sorun doğumdan bir süre sonra onarılabilir.
  • Epizyotomi işlemi cerrahi bir işlemdir ve tüm cerrahi operasyonlarda olduğu gibi enfeksiyon riski vardır. Enfeksiyon gelişimi doğum sırasında uygun temizlik ve sonrasında uygun bakım ile önlenebilir. Enfeksiyon gelişirse bu kesinin iyileşmesi gecikebilir ve hatta kesi kapanmayabilir. Böyle durumlarda uygun antibiyotiklerle tedavi sonrasında bu bölge cerrahi olarak onarılacaktır.
  • Epizyotomi açılmasına rağmen doğum sırasında vajenin diğer taraflarında yırtıklar olabilir. Bu yırtıklar yapılan kontrollerde görülür ve önerilir.
  • Epizyotomide atılan dikişler kendiliğinden eriyen dikişlerdir ve alınmasına gerek yoktur. Doğum sonrası pansumana da gerek yoktur. Doğumdan bir gün sonra sadece kontrol edilir.
  • Bebeğin doğmaya yakın olduğu durumlarda sezaryen ile doğum çok zordur. Bu nedenle doğuma yakın dönemlerde acil bir durum geliştiğinde veya doğum eylemi ilerlemediği durumlarda bazı aletler kullanılarak doğum gerekebilir. Bu aletler vakum ve forseps'tir (kaşık). Günümüzde yaygın olarak kullanılmamaktadır ve planlı olarak kullanılmaz ancak acil durumlarda kullanımı hayat kurtarıcıdır.
  • Forseps metal bir kaşığa benzetilebilir. Uygun teknikle ve tecrübeli kişiler tarafından uygulandığında sorun çıkma olasılığı oldukça azdır. Yine de nadiren de olsa kaşık kullanılan doğumlarda vajen yırtıkları, idrar yollarında yaralanmalar ve bebeğin kafa kemiklerinde çatlak, kırılma veya kanamalar olabilir.
  • Vakum, plastik bir kabın bebeğin başına vakumla tutunmasını sağlayıp çekme işlemidir. Forseps işlemine göre daha kolay bir işlemdir fakat benzer sorunlar bu işlemde de gözlenebilir.
  • Uzun doğum eylemleri, iri bebek doğurma, doğumda alet kullanımı veya doğumda oluşan yırtıklar pelvis tabanında bozukluklara ve dolayısıyla ileri yaşlarda idrar kaçırma, rahim sarkması gibi sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu gibi sorunlar doğum sonrası kadınların %6-29'unda gelişebilmektedir. Fakat sezaryen ile doğum sonrası bu gibi durumların daha az olmakla beraber gelişebileceği unutulmamalıdır.

Doğumun 3. Evresi

  • Bebeğin doğumundan bebeğin eşinin (plasenta) çıkışına kadar geçen süreye doğumun 3. evresi denir.
  • Doğumun üçüncü evresi yarım saat ile bir saat arasında sürebilir.
  • Bu dönemde bebeğinin eşinin rahimden ayrılması beklenir ve ek bir işlem yapılmaz.
  • Nadiren de olsa doğumun üçüncü evresinde bebeğin eşi rahimden ayrılmayabilir.  Bu durumda kanama olmaması durumunda bir süre beklendikten sonra plasentayı ayırmak için girişim gerekebilir.
  • Plasentanın elle veya aletlerle ayrılması genel anestezi altında uygulanır ve genel anesteziye bağlı olarak 4/100000 ölüm riski vardır.
  • Aletler ile plasenta ayrılmaya çalışılırken rahim duvarında işleme bağlı olarak delinme olabilir ve açık ameliyat ihtiyacı duyulabilir.
  • Plasenta ayrılırken bazen plasenta rahimin iç kısımlarına kadar ilerlemiş olabilir. Bu durum nadir olarak gözlenir ve özellikle daha önce sezaryen veya rahim ameliyatı geçirenlerde, miyomu olanlarda, bebeğin eşinin rahimin alt kısmına yerleşmiş olduğu durumlarda gözlenebilir.  Böyle bir durumla karşılaşıldığında açık ameliyat gerekebilir ve bunun tanısında siz uyurken karar verileceği için ailenize bilgi verilerek açık ameliyata geçilebilir. Çeşitli yöntemlerle plasenta ayrılmaya çalışılır fakat kanama hiçbir şekilde durdurulamazsa rahimin alınması gerekebilir. Bu istenmeyen fakat hayat kurtaran bir durumdur.
  • Plasenta ayrıldıktan sonra nadiren de olsa plasentanın bir kısmı içeride kalabilir. Bu durum doğum sonrası fark edilebilir ve ek bir operasyon gerekebilir.

 

Normal doğum planlanıyor ise doktorunuz size normal vajinal doğum onam formunu okutup imzalatmalıdır. Normal doğum onam formunu görmek için tıklayınız.

Etiketler

Rahim ağzıVajinal doğum

Yazar Hakkında

Prof. Dr. İbrahim Esinler

Prof. Dr. İbrahim Esinler

1974 yılında Denizli’de doğdu. İlk ve orta eğitimini Denizli’de tamamladı. 1991 yılında İzmir Fen Lisesini bitirdikten sonra Türkiye 64. olarak Hacettepe Üniversitesi (H.Ü.) Tıp Fakültesi İngilizce Bölümüne girdi.  Aynı yıl Türkiye İş Bankası Altın Genç ödülünü aldı. 6 yıllık tıp eğitimini döneminde Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Kurumu (TÜBİTAK) tarafından verilen özel başarı bursunu aldı. 1996 yılında Prof. Dr. Şeref Zileli, Yılın Başarılı Öğrencisi Ödülü kazandı. 1998 yılında tıp doktoru oldu.

<

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.