Migren sadece bir baş ağrısından ibaret olmayıp öncü belirtiler, aura ve baş ağrısı döneminden sonra ortaya çıkan belirtiler toplamından oluşur. Baş ağrısından 1 ile 3 gün öncesinde aşırı yorgunluk hissi, sebepsiz keyiflilik hali, depresyon, konsantrasyon güçlüğü, sinirlilik, aşırı hareketlilik, uyku hâli, fazla yeme ve esneme gibi durumlar görülebilir. Aura adı verilen görsel (yanıp sönen parlak ışıklar, kırık çizgiler, zig-zag çizgiler, nesnelerin büyük veya küçük görülmesi vs), duyusal (vücudun bir bölümünde hissetmeme, yanma, batma, uyuşma vs), konuşma bozuklukları, dil dolanması, güçsüzlük
veya felçlere kadar uzanan durumlar görülebilir. Ardından baş ağrısı, bulantı, kusma, ışık ve sesten fazlaca rahatsız olma gibi beynin değişik bölgelerinin etkilendiğini ispat eden ve buna bağlı olarak zengin belirtilerden oluşan bir beyin sendromu olup, bunların göz önünde bulundurularak takip ve tedavi edilmesi gereken önemli bir hastalıktır.

Migreni tetikleyen belli başlı faktörler bulunmaktadır. Ancak bu faktörler tüm migrenliler için geçerli olmayabilmektedir. Stres, aşırı heyecan, uyku düzeninde değişiklikler, yorucu aktiviteler, açlık, sigara dumanı, ağır ve keskin kokular, çikolata, küflü peynir kabuklu kuru yemişler gibi bazı gıdalar, alkollü içecekler, adet dönemi ya da ani hava değişimleri migren ataklarını tetikleyebilmektedir.

Migren neden kaynaklanır?

Bununla ilgili birçok teori ileri sürülmüştür. En önemli teori Trigeminovasküler teoridir. Trigeminal sinir ve damarsal inflamasyonun (yangı) sebep olduğu
sinir uayrımları nedeniyle ortaya çıktığı iddia edilmektedir. Ayrıca beyin belli bölgelerinden elektriksel deşarjların baş ağrısına yol açtığı söylenmektedir. Bir diğer önemli bir mekanizma da oksitadif stres ve kronik inflamasyonunu migren patogenezinde rol oynadığı Migren atakları auralı ve aurasız olarak ikiye ayırmak mümkündür. Ağrıdan hemen önce görülen bazı nörolojik belirtilere “Aura” denmektedir. Titreyen parıldayan ışıklar, baş dönmesi, aşırı koku alma, kol ve bacaklarda uyuşukluk gibi belirtiler ağrının başlamasından önce veya ağrının ilk gelişme döneminde olur. Hasta bu belirtileri hissedince migren krizi geleceğini anlar. Aurasız migrende ise bu belirtiler gözükmemektedir. Migren hastalarının şikayetleri doktor tarafından değerlendirildikten sonra klinik olarak tanı konulmaktadır.

Migren tedavisinde birinci koşul, tetikleyici faktörleri tanımak ve bunlardan önlenebilir olanlardan kaçınmaktır. Sadece bu bile atak sayısında önemli azalma sağlayacaktır. Uygun tedavi ile hastalar migren ataklarından kurtulabilirler. Migren tanısı konduktan sonra ağrılar seyrek ise; ağrı ataklarını geçirmeye yönelik kriz tedavisi planlanır. Haftada 1-2 kez veya daha fazla atak olduğunda koruyucu tedavi yapılmalıdır. Ayrıca yaşam kalitesinin olumsuz etkilemesi, verimi düşürmesi nedeniyle mutlaka tedavi çareleri aranmalıdır. Bazen sadece tetikleyen faktörlerin (açlık, uykusuzluk, hormon kullanımı gibi) ortadan kaldırılmasıyla ağrı atakları kaybolabilir veya sıklığı, şiddeti azaltılabilir. İlaç tedavisi dışında Nöralterapi,

Akupunktur, Aromaterapi gibi destek ve tamamlayıcı tedaviler ile hastalar tedavi edilebilirler. Hastalar kronik enflamasyon ve oksitadif stres yönünden incelenmeli ve gerekirse tedavileri yapılmalıdır. Beslenme alışkanlıklarının düzeltilmesi, egzersiz, stres yönetimi tedavi süreçlerine katkı sunacaktır.


Tekirdağ Nöroloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!