Meme kanseri kadınlarda cilt kanserinden sonra en sık rastlanan kanser türüdür. Akciğer kanserinden sonra en sık ikinci kanserden ölüm sebebidir.

Her kadın artan yaş ile orantılı olarak risk altındadır. Genel olarak bir kadında hayat boyu (90 yaş) meme kanseri gelişme riski 8 kadında 1 dir. Bu oran genel toplum için geçerli olup risk faktörlerine göre bu oran artabilmektedir. Bugünkü tıp bilgileri ile meme kanserini önlemek mümkün değildir. Ancak teknoloji bize erken tanı için çok kuvvetli araçlar sunmaktadır.

“Tarama tetkiki”kişinin henüz herhangi bir şikayeti veya muayene bulgusu gelişmeden kanser saptanmasına yönelik yapılan incelemedir. Amaç erken evrede kanseri saptamak ve mümkün olan en kolay ve etkin tedavi şansını kullanmaktır. Yapılan çalışmalar, erken tanı ile etkin tedavi yöntemlerinin meme kanseri ölüm oranlarını %30 a varan oranlarda azalttığını ortaya koymaktadır.

Meme kanseri risk faktörleri; kadın olmak, ileri yaş, erken yaşta adet görmeye başlamış olmak, geç menopoza girmek, geç doğum yapmak (30 yaş üzeri) veya hiç doğum yapmamış olmak, geçmişte tanı konulmuş meme kanseri öyküsü veya biyopsi yapılmış iyi huylu meme hastalığı bulunması, anne veya kız kardeşte meme kanseri bulunması, meme veya göğüs duvarını içeren ışın tedavisi almış olmak, östrojen ve progesteron içeren hormon tedavisi almış olmak, menopoz sonrası aşırı kilo alımı ve mamografide yoğun meme paterni bulunmasıdır. Meme kanseri riskinin arttığı durumlarda meme kanseri tarama programı hastanın hekimi ile birlikte kişiye özel olarak belirlenmelidir.

Mamografi meme kanseri taraması için vazgeçilmez yöntemdir. Erken meme kanseri bulguları mamografide değerlendirilmektedir. Mamografi tetkikinde standart olarak her iki memenin iki yönlü grafileri alınır. Tetkik sırasında meme dokusunu inceltmek ve üst üste gelen dokuları birbirinden ayırmak için meme sıkıştırılır. Sıkıştırma sırasında kişiden kişiye değişen hassasiyet olabilir ancak mamografi tetkikinin güvenilirliği ve tanı değerinin yüksek olabilmesi için sıkıştırma işlemi hastanın izin verdiği en yüksek derecede yapılır. Bu süre saniyelerle sınırlıdır ve meme dokusu için bir zarar veya olası hastalıkların dağılması söz konusu değildir

Mamografi sırasında kullanılan X-ışınına bağlı meme kanseri gelişme riski, kullanılan yeni teknolojiler ile tıbben göz ardı edilebilir sınırlardadır. Mamografinin beklenen faydaları ile karşılaştırıldığında X-ışınına bağlı potansiyel risk göz ardı edilmektedir. Yüksek teknoloji dijital mammografi cihazlarında verilen ışın miktarları olabilecek en az seviyede tutulurak

X-ışınına bağlı olası risklerin azaltılması hedeflenir.

Mammografi tetkikinin meme kanseri saptanmasında güvenilirliği meme dokusu yoğunluğuna bağlı olarak %60-70 oranına kadar düşebilmektedir. Ancak özellikle genç ve yoğun meme dokusuna sahip kişilerde dijital mammografi cihazlarının lezyon saptanmasında güvenilirliği ve tanı değeri yüksektir.

Yoğun meme yapısı bulunan kişilerde mammografinin kısıtlamalarını en aza indirmek için meme ultrasonografisi yardımcı yöntem olarak kullanılmaktadır. Ultrasonografi ses dalgaları ile çalıştığından herhangi bir risk oluşturmamaktadır. Ancak tek başına meme kanseri taramasında yeterli bir yöntem değildir.

Önerilen meme kanseri tarama programı 35-40 yaş arasında bir kez baz inceleme ile başlamaktadır. Bu tetkik referans olup sonraki tetkikleri karşılaştırmak için önemlidir. Mammografik yıllık kontroller 40 yaşından itibaren başlar ve her yıl düzenli olarak yapılması gerekir. Bazı ülkelerde iki veya üç yılda bir tarama yapılmaktadır ancak bu plan ülkelerin kaynak planlaması ve toplumun tümünü içeren tarama programlarını yansıtır. Meslek örgütlerinin önerisi yıllık kontrol bazındadır. Kontrol araları belirlenirken tetkikler arasında ortaya çıkabilecek lezyonların evre değiştirmeden saptanabilmesi hedeflenir. İki veya üç yılllık kontrol araları lezyonların evre atlamasına ve sonuç olarak erken tanı şansının azalmasına yol açar. Bununla birlikte kişiselleştirilmiş tıp yaklaşımı çerçevesinde meme yoğunluğu, hasta yaşı ve risk faktörleri göz önüne alınarak her hasta için uygun tarama yöntemine hasta ile tartışılarak karar verilmelidir.

Kontrollere, uzayan hayat beklentileri göz önüne alındığında, hasta yaşı ne olursa olsun hayatı tehdit eden başka bir sağlık sorunu olmadığı müddetçe ve hasta tetkike gidebiliyorsa devam edilir.

Meme kanseri taramasında memem hastalıkları ile ilgili hekim tarafından yapılan klinik meme muayenesi taramanın ayrılmaz parçasıdır. Meme muayenesi 20-39 yaş arasında üç yılda bir, 40 yaşından itibaren yılda bir defa önerilmektedir.


İstanbul Radyolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!