MEDYA - SOSYAL MEDYA-DEPREM- PSİKOSOSYAL

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Toplumsal Etkileşim ve Çatışma Bağlamında Deprem Gerçeği
George Simmel sosyolojisi, toplumsal etkileşim kavramını merkeze alırken çatışma, para ve insan unsurlarını bu etkileşimin temel taşları olarak değerlendirir. Simmel'e göre çatışma, toplumsal bir anomi (kuralsızlık) durumu değil, aksine bir tür birlik sağlama yoludur. Bireylerin evlilik, iş, politika ve din gibi amaçlarına ulaşmasında çatışma, toplumsal bağlamda önemli bir araç işlevi görür.
Toplumsal birimlerde yaklaşma ve uzaklaşma eğilimleri iç içe geçmiştir. Tam anlamıyla uyumlu bir grup yapısı empirik olarak gerçek dışıdır ve hayatın doğal akışını temsil etmez. Toplumsal çatışma, belirli bir amaca hizmet eder ve her sorunun mutlaka çözüleceğini düşünmek bilimsel bir yaklaşım değildir. Çatışmaların ve sorunların, çözümden bağımsız olarak hayatın düzenlenişi içinde kritik işlevleri bulunmaktadır.
6 Şubat 2023: Bir Toplumun Ortak Acısı ve Değişimi
6 Şubat 2023 sabahı, Türkiye için geri dönülemez ve kalıcı değişimlerin başladığı bir milat oldu. Deprem, bilinmezlik unsuru nedeniyle insanoğlunda en yüksek düzeyde kaygı uyandıran doğal afetlerin başında gelir. Can ve mal kaybının ötesinde, toplum sağlığı üzerinde ciddi riskler barındırır. Başlangıçta şok etkisiyle hissedilmeyen psikososyal sorunlar, afetzedelerin yerleşik düzene geçme çabalarıyla birlikte gün yüzüne çıkmaya başlar.
Deprem anında ve sonrasında yaşanan süreci şu şekilde özetlemek mümkündür:
- İlk Saatler: Ana akım medyanın tamamı acı, şaşkınlık ve çaresizlik dolu bir tabloyu ortak yayınlarla aktardı.
- Duygusal Tepkiler: Toplumun genelinde nefessiz kalma, ateş basması ve kilitlenme gibi fiziksel ve ruhsal tepkiler gözlemlendi.
- Kolektif Yas: Yakınını kaybetmeyen bireyler dahi derin bir üzüntü ve suçluluk duygusu (yemek yemeğe utanma vb.) yaşadı.
- Umut ve Çaresizlik: Enkaz altından kurtarılan her can, toplumda çaresizlik ve umut duygusunu aynı anda tetikledi.
Medya ve Sosyal Medyanın Süreçteki Rolü
Zaman ilerledikçe ana akım medya kanalları kendi görüşleri doğrultusunda farklı yayın politikaları izlemeye başladı. Depremzedeler arasında acılı, endişeli, öfkeli ve çökmüş bir ruh hali hakimken, dışarıdaki kitle yardım faaliyetleri için organize olmaya çalıştı. Bu süreçte medya ve sosyal medyanın etkisi iki yönlü olarak gerçekleşti:
| Etki Türü | Gözlemlenen Durumlar |
|---|---|
| Olumlu Etkiler | Yardım kampanyalarının organize edilmesi, ulaşım ve erişim kolaylığı sağlanması. |
| Olumsuz Etkiler | Bilgi kirliliği, gösteriş, reklam faaliyetleri ve depremzedeler üzerinden yapılan istismarlar. |
Ne yazık ki, bu büyük felaketi fırsata çevirmeye çalışan bir kitle de oluştu. Yardım ve desteklerin ilk andaki yoğunluğunu kaybederek azalması, depremzedelerin mağduriyetini artırdı. Medya odağı değiştikçe, depremi ekrandan izleyenler kendi gerçekliklerine dönerken, afetzedeler için omuzlarındaki ağır yük ve mücadele devam etti.
Psikososyal Sonuçlar ve Gelecek Projeksiyonu
Deprem sonrasında hem depremzedeler hem de süreci uzaktan takip eden bireyler üzerinde uykusuzluk, gerginlik, korku, kaygı ve saldırganlık halleri gözlemlendi. Toplum olarak yaşanan bu yorgunluk, bireyleri ruh sağlıklarını korumak adına inkâr (sorunu yok sayma) yoluna itebilmektedir.
Türkiye'nin bir deprem bölgesi olduğu gerçeği göz önüne alındığında, şu adımların atılması hayati önem taşımaktadır:
- Toplumun her kesimi için kapsamlı eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yapılmalıdır.
- Psikososyal destek mekanizmaları uzun vadeli hale getirilmelidir.
- Somut ve sürdürülebilir uygulama politikaları ivedilikle hayata geçirilmelidir.
Ceyda YÜCETÜRK KARAKAYA







