Lazer ve Skleroterapi ile Varis tedavileri
- Varis, toplardamarlardaki kapakçık yetmezliği sonucu kanın birikmesiyle oluşur ve en çok bacaklarda görülür.
- Genetik yatkınlık, kadın cinsiyeti, obezite ve uzun süre ayakta kalmak varis oluşumunu tetikleyen temel risk faktörleridir.
- Tedavide damarın boyutuna göre lazer ve skleroterapi yöntemleri yaygın olarak kullanılırken, ileri vakalarda cerrahi müdahale gerekebilir.

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Varis Nedir ve Nasıl Oluşur?
Günümüzde yoğun iş temposu, şehir hayatının getirdiği zorluklar ve çalışan kadın sayısındaki artışla birlikte varis şikayetleri her geçen gün daha sık görülmektedir. Bu rahatsızlığın temelinde, derin toplardamarlarda bulunan ve kanın tek yöne akışını sağlayan kapakçıklardaki yetmezlik yatmaktadır. Kapakçıklardaki fonksiyon bozukluğu, kanın geride birikmesine ve damar içi basıncın artmasına neden olur.
Damar içerisinde artan bu basınç, yüzeyde bulunan ince damarlara yansıyarak yapısal değişikliklere yol açar. Bu süreç, sıkışık bir ana yol trafiğindeki araçların tali yollara yönelmesine benzetilebilir. Basıncın en yüksek olduğu bacaklar, dizler ve ayak bilekleri varisin en sık görüldüğü bölgelerdir; ancak bazı metabolik rahatsızlıklar ve karaciğer hastalıklarına bağlı olarak göbek çevresi ile yüz bölgesinde de oluşabilmektedir.
Varis Oluşumunu Tetikleyen Risk Faktörleri
Varis gelişiminde en belirleyici rolü genetik yatkınlık oynamaktadır. Genellikle hastaların birinci derece yakınlarının en az birinde benzer şikayetler mevcuttur. Bunun yanı sıra cinsiyet faktörü de önemli bir etkendir; istatistiksel olarak varis görülme oranı kadınlarda %20-25, erkeklerde ise %10-15 seviyesindedir.
Kişisel yaşam tarzına bağlı olarak varis oluşumunu artıran diğer faktörler şunlardır:
- Fazla kilolar ve obezite,
- Hamilelik süreci,
- Ağır yüklerin kaldırıldığı spor aktiviteleri,
- Gün boyu sürekli ayakta durmayı gerektiren meslekler.
Varis Belirtileri ve Görünüm Çeşitleri
Varisler, boyutlarına ve derinliklerine göre farklı klinik tablolarla karşımıza çıkar. Başlangıç aşamasında genellikle kozmetik kaygılar ön plandayken, ilerleyen seviyelerde ağrı ve şişlik gibi şikayetler tabloya eklenir. Varislerin fiziksel görünümleri şu şekilde sınıflandırılabilir:
| Varis Tipi | Görünüm Özellikleri |
|---|---|
| Yüzeyel Varisler | Mor renkli ve adeta bir örümcek ağını andıran yapıdadır. |
| İleri Boyutlu Varisler | Cilt altında kalın bir ip gibi, kıvrımlı ve ciltten kabarık bir yapıdadır. |
Güncel Varis Tedavi Yöntemleri
Varis tedavisi; damarın boyutuna, içerisindeki kan akımına ve basınç düzeyine göre planlanır. Toplumda görülen vakaların büyük bir çoğunluğu lazer ve skleroterapi yöntemleriyle 3-4 seansta başarıyla tedavi edilebilmektedir. Ancak güneş maruziyetinin lekelenme riski oluşturması nedeniyle bu işlemler yaz aylarında uygulanmamaktadır. İri, ciltten kabarık ve bacakta şişliğe neden olan ileri vakalarda ise Doppler ultrasonografi ve cerrahi müdahaleler gerekebilir.
Lazer Tedavisi
Lazer tedavisi, yüzeyel ve küçük çaplı varislerin giderilmesinde en konforlu ve hızlı sonuç veren yöntemdir. Uygulama süreci şu detayları içerir:
- Seanslar genellikle ayda 1 veya 2 kez tekrarlanır.
- Uygulama süresi ortalama 1-2 saat arasındadır.
- İşlem sonrası güneş koruyucu ve nemlendirici kullanımı ile birlikte 72 saatlik varis çorabı kullanımı gereklidir.
- Tedavi süreci genelde 3-4 seansta tamamlanır.
Skleroterapi (İlaç Enjeksiyonu)
1990'lı yılların ortasından itibaren uygulanan skleroterapi, daha büyük çaplı varislerin tedavisinde kullanılan son derece etkili bir yöntemdir. Bu yöntemde, varisli damar içerisine enjekte edilen özel bir ilaç damar çeperine yapışarak damarın kapanmasını sağlar.
Lazer tedavisi ile kombine edildiğinde iyileşme süreci hızlanır. Uygulama süresi genellikle 1 saati aşmaz ve işlem sonrasında 1 hafta boyunca varis çorabı kullanımı zorunludur.

