Kültürün Benlik Üzerindeki Etkisi


Benlik kavramı, bireyin algı, değerlendirme ve davranışlarının merkezidir. Benlik kavramını şekillendiren ve kurgulayan en önemli unsur ise kültürdür. Bireyci ve toplulukçu değerlerin egemen olduğu kültürlerdeki bireyler farklı türden benliklere sahiptirler. Markus ve Kitayama (1991), Batılı toplumda büyüyen bireylerin gruba karşı bireyi öncelediklerini ve böylece kendi kendine yeten, ben-merkezli, bağımsız ve başkalarından ayrı olma gibi kişisel hedefler üzerine odaklandıklarını belirtmişlerdir.
Buna karşılık, Doğu Asya toplumlarının üyelerinin ise bireyden ziyade gruba öncelik verme eğiliminde olduklarını ve gruba uyma, ilişkisellik, diğerlerine bağımlı olma ve bağlama önem verme gibi grup hedeflerine odaklandıklarını ifade etmişlerdir. ABD ve Batı Avrupa kültürel geleneklerine dayanan benlik kurgusunu bağımsız, pek çok Doğu Asya toplumu gibi toplulukçu kültürel geleneklerine dayanan benlik kurgusunu ise karşılıklı bağımlı olarak değerlendirmişlerdir.
Bağımsız benlik kurgusu altında, bireyler kendilerini sosyal bağlamdan uzak, eşsiz ve özerk varlıklar olarak görürler. Karşılıklı bağımlı benlik kurgusu altında ise kendilerini başkalarıyla bağlantılı ve sosyal taleplere karşı esnek hissederler. Kağıtçıbaşı (2012) bu ikili ayrımı sorgulayarak özerk-ilişkisel benlik kurgusunu önermiştir. Gelişmekte olan toplumların kentsel bölgelerinde hem özerklik önemsenmekte hem de karşılıklı bağımlılık devam etmektedir. Kültürel psikoloji alanında yapılan çok sayıda çalışma, benlik kurgusunun insan davranışlarındaki çeşitliliği anlamamızda başat bir rol oynadığını göstermiştir. Benlik kurgusu kişinin algısına, duygularına, düşüncelerine ve davranışlarına rehberlik eder.
Araştırmacılar, Batı kültürlerindeki bireylerin Batı dışı kültürlerdeki bireylere kıyasla göreceli olarak daha fazla bağımsız benlik kurgusuna sahip olduğunu varsaymakla birlikte, belirli bir kültürde bireylerin kendi kültürel temsillerini içselleştirme düzeylerine göre benlik kurgularının düzeylerinin kişiden kişiye farklılık göstereceğini de ifade ederler. Benlik kurgularının kavramsallaştırılmalarından bu yana, araştırmacılar, onları kültürel tipler veya özel kategoriler olarak değil, benlikle ilgili esnek düşünme biçimleri olarak görmeye başlamışlardır. Çoğu araştırmacı, genel olarak, insanların hem bağımsız hem de karşılıklı bağımlı benlik görüşlerini inşa ettiklerini; ancak kültürel normlar, değerler ve uygulamaların bunlardan birini daha ön plana çıkardığını varsaymaktadır.
Sonuç olarak, kültürün benlik üzerindeki etkisi, insan yaşamının temel bir gerçeğini yansıtmaktadır. İnsanlar doğdukları, büyüdükleri ve yaşadıkları toplumun kültürel değerleri, normları ve inançları içinde büyürler. Bu süreç, bireylerin kimliklerini, dünya görüşlerini, düşünme tarzlarını, değerlerini, inançlarını ve davranışlarını şekillendirmede belirleyici bir rol oynar.
Kültür, kimlik oluşturmanın temel bir parçasıdır ve bireylerin kendi köklerini anlamalarına, aidiyet duygusu geliştirmelerine ve toplumlarına katkıda bulunmalarına yardımcı olur. Ancak kültür aynı zamanda çeşitliliğin ve farklılıkların bir kaynağıdır ve bu farklılıklar, insanların daha geniş bir perspektif kazanmalarına ve öğrenmelerine olanak tanır. Dolayısıyla kültür, bireylerin hayatlarını şekillendirirken aynı zamanda farklı kültürler arasında köprüler kurmalarına da yardımcı olur. Kültür, insanın içsel dünyasını ve dünya görüşünü etkilerken, aynı zamanda insanların birbirlerini daha iyi anlamalarına ve dünya üzerinde daha barışçıl bir birliktelik kurmalarına katkı sağlar. Bu nedenle, kültürün benlik üzerindeki etkisi, insan yaşamının önemli bir parçasıdır ve bu etkilerin derinlemesine anlaşılması, insanların birbirleriyle daha yakın ve daha anlayışlı bir şekilde iletişim kurmalarına yardımcı olabilir.
Kaynakça: https://dergipark.org.tr/tr/pub/ictimaiyat/issue/88342/1474102
Yazar: Kenan Alparslan