Doktorsitesi.com

Kronik ürtiker (kurdeşen) ve yeni tedavi modelleri

Prof. Dr. Cengiz Kırmaz
Prof. Dr. Cengiz Kırmaz
11 Haziran 20128609 görüntülenme
Randevu Al
  • Kronik ürtiker tedavisinde temel prensip altta yatan nedeni bulmaktır ve teşhis süreci mutlaka bir immünoloji ve alerji uzmanı tarafından yönetilmelidir.
  • Standart tedavilere yanıt vermeyen dirençli vakalarda plazmaferez, siklosporin ve özellikle IgE antikorlarını hedef alan Omalizumab gibi yeni nesil tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.
  • Güncel çalışmalar kronik spontan ürtikerin oto-immün kaynaklı olabileceğini gösterdiğinden, bağışıklık sistemini dengelemeye yönelik modern yaklaşımlar önemli iyileşmeler sağlamaktadır.
Kronik ürtiker (kurdeşen) ve yeni tedavi modelleri
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kronik Ürtiker (Kurdeşen) Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir?

Kronik ürtiker, halk arasında bilinen adıyla kurdeşen, toplumda oldukça sık görülen ve hem hastalar hem de hekimler için süreci zorlayabilen bir hastalıktır. Tedavide temel prensip, altta yatan nedeni bularak doğrudan bu kaynağa yönelik yöntemler geliştirmektir. Bu noktada teşhis ve tedavi süreçleri için bir immünoloji ve alerji uzmanı ile çalışmak kritik öneme sahiptir.

Kapsamlı araştırmalara rağmen bazı vakalarda altta yatan neden tam olarak saptanamayabilir. Tıp literatüründe eskiden kronik idiyopatik ürtiker olarak adlandırılan bu durum, günümüzde kronik spontan ürtiker olarak tanımlanmaktadır. Standart tedavilere yanıt vermeyen dirençli ürtiker vakalarında, bağışıklık sistemi anormalliklerini düzenlemeye yönelik yeni nesil tedavi modelleri umut verici sonuçlar sunmaktadır.

Oto-İmmünite ve Bağışıklık Sistemi İlişkisi

Güncel çalışmalar, kronik spontan ürtikerin bir kısmının oto-immün kaynaklı olduğunu göstermektedir. Bu durum, bağışıklık sistemi hücrelerinin vücudun kendi dokularına saldırması anlamına gelir. Tedavi yaklaşımı, immün sistemin dengeli bir şekilde baskılanması üzerine kuruludur. Hastanın genel bağışıklığına zarar vermeden uygulanan modern yaklaşımlar, dirençli vakalarda önemli iyileşmeler sağlamaktadır.

Dirençli Ürtiker Vakalarında Uygulanan Yeni Tedavi Yöntemleri

Standart antihistaminik ve kortizon tedavilerine yanıt alınamayan durumlarda kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:

  • Plazmaferez (Kan Değişimi): Özel bir cihazla kanın sıvı kısmının (plazma) ayrıştırılıp temizlenmesi işlemidir. Kandaki IgE tipi antikorların ve oto-antikorların temizlenmesini sağlar.
  • Siklosporin: T lenfositlerini baskılayan güçlü bir ilaçtır. Mast hücrelerinden histamin salınımını engeller; ancak böbrek fonksiyonları ve tansiyon açısından sıkı takip gerektirir.
  • Hidroksiklorokin ve Doksepin: Esasen sıtma ve psikiyatri alanında kullanılan bu ilaçlar, belirli vakalarda antihistaminiklerle kombine edildiğinde olumlu sonuçlar verebilmektedir.
  • Takrolimus: İmmün sistemi baskılayıcı özelliğiyle oto-immün vakalarda tercih edilebilir, ancak yan etki profili nedeniyle dikkatle izlenmelidir.
  • IVIG (İntravenöz İmmünglobülin): Damardan antikor takviyesi yapılarak oto-antikorların bloke edilmesi hedeflenir. Yüksek maliyetli bir tedavi yöntemidir.

Biyolojik Tedavilerde Yeni Dönem: Omalizumab (Xolair)

Omalizumab, alerjik reaksiyonlarda kilit rol oynayan IgE antikorlarını hedef alan biyolojik bir ilaçtır. Özellikle zor astım vakalarında başarısını kanıtlamış olan bu yöntem, dirençli kronik ürtiker vakalarında da son derece yüz güldürücü sonuçlar vermektedir.

Tedavi YöntemiEtki MekanizmasıKullanım Alanı
OmalizumabIgE antikorlarını bağlarDirençli Ürtiker ve Zor Astım
PlazmaferezOto-antikorları temizlerŞiddetli ve Dirençli Vakalar
SiklosporinT lenfositleri baskılarKortizon Dirençli Vakalar

Uzman Takibinin Önemi

Biyolojik tedaviler ve bağışıklık sistemini düzenleyen ilaçlar, protein yapısında oldukları için uygulama esnasında veya sonrasında alerjik reaksiyon riski taşıyabilirler. Bu nedenle, özellikle Omalizumab gibi ileri seviye tedavilerin hazırlık ve uygulama süreçleri mutlaka bir immünoloji ve alerji uzmanı tarafından yönetilmelidir.

Kaynaklar:

  1. Grattan CE, et al. Lancet 1992;339:1078–1080.
  2. DiGioacchino M, et al. Allergy Asthma Proc 2003;24:285–290.
  3. Fradin M, et al. J Am Acad Dermatol 1991;25:1065–1067.
  4. Rutter A, Luger TA. J Am Acad Dermatol 2001;44:1010–1024.
  5. O’Donnell B, et al. Br J Dermatol 1998;138:101–106.
  6. Mankad VS, Burks AW. Clin Rev Allergy Immunol 2005;29:17–30.
  7. Clinicaltrials.gov (US National Institutes of Health).

Sağlıklı günler dileğiyle...

Prof. Dr. Cengiz KIRMAZ

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Cengiz Kırmaz

Prof. Dr. Cengiz Kırmaz

1969 İzmir doğumludur. İlköğrenimi ve lise öğrenimini İzmir’de tamamladı. 1992 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1992-1996 yılları arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’nda iç hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladı. 1996-1999 yılları arasında aynı üniversitenin İç Hastalıkları Anabilim Dalı, İmmünoloji ve Alerji Bilim Dalı’ nda İmmünoloji ve Alerji uzmanlığı eğitimini tamamlayıp, bu bilim dalında 2002 yılına kadar uzman olarak çalıştı. 2002 yılında Celal Bayar Üniversitesi İmmünoloji Bilim Dalı’ nı kurmak üzere bu üniversiteye geçti. 2006 yılında Doçent, 2011 yılında profesör ünvanı aldı ve halen Celal Bayar Üniversitesi İmmünoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi olarak çalışmakta, öğrenci derslerine girmekte, tıbbi araştırmalar yapmaktadır.

Şu

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.