Doktorsitesi.com

Konuşma bozuklukları- kekemelik

Klinik Psikolog Müge Ertürk Berber
Klinik Psikolog Müge Ertürk Berber
27 Haziran 20151734 görüntülenme
Randevu Al
Konuşma bozuklukları- kekemelik
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kekemelik Nedir? Konuşma Akışındaki Kesintilerin Tanımı

Kekemelik, konuşmanın doğal akışının çeşitli nedenlerle kesintiye uğraması durumudur. Bu durum; fizyolojik, nörolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerden kaynaklanabilen karmaşık bir süreçtir. Konuşma sırasında ses, hece ve sözcüklerin tekrar edilmesi, cümle aralarına eklemeler yapılması ve akışı bozan duraklamalar kekemeliğin temel karakteristik özelliklerini oluşturur.

Kekemeliğin Başlangıç Dönemi ve DSM-5 Kriterleri

Kekemeliğin başlangıcı genellikle 8 yaşından önceki döneme dayanmaktadır. Özellikle 2-4 yaş aralığındaki çocuklarda, dil gelişiminin düşünce hızına yetişememesi nedeniyle geçici takılmalar görülebilir. Bu gelişimsel süreçte çocuk, kelimeleri tekrarlayarak veya duraklayarak zaman kazanmaya çalışır. Ancak bu dönemde sergilenen eleştirel ebeveyn tutumları, durumun kalıcı hale gelmesine yol açabilmektedir.

DSM-5 (Tanısal ve İstatistiksel Zihinsel Bozukluklar El Kitabı) kriterlerine göre kekemelikle ilgili bilinmesi gereken önemli veriler şunlardır:

  • Kekemelik belirtileri genellikle 12 yaşından önce ortaya çıkar.
  • Belirtilerin en yoğun görüldüğü yaş aralıkları 2-3,5 ile 5-7 yaşları arasıdır.
  • Kekeme çocukların ebeveyn profillerinde; aşırı koruyucu, kısıtlayıcı, mükemmeliyetçi, baskıcı ve eleştirici yaklaşımlar sıklıkla gözlemlenmektedir.

Kekemeliğin Nedenleri: Genetik ve Psikolojik Faktörler

Kekemeliğin ortaya çıkışında temel kabul edilen en önemli etken aileden gelen genetik mirastır. Genetik yatkınlığın üzerine eklenen tetikleyici unsurlar, bozukluğun klinik olarak görünür hale gelmesine neden olur. Yapılan bilimsel araştırmalar, duygusal yaşantıların ve nörotik kişilik yapısının da bu sürecin gelişiminde kritik bir rol oynadığını doğrulamaktadır.

Belirtiler ve Birey Üzerindeki Psikososyal Etkiler

Kekemelik sadece konuşma bozukluğu ile sınırlı kalmayıp, bireyin sosyal ve duygusal dünyasını da etkiler. Süreç içerisinde aşağıdaki durumlar gözlemlenebilir:

  • Konuşma ritminde ve akıcılığında belirgin bozulmalar,
  • Konuşma sırasındaki duraklamaların artması,
  • Konuşma çabasına eşlik eden yüz ifadesindeki bozulmalar,
  • Ciddi bir özgüven eksikliği.

Kekemelik genellikle birey aşırı heyecanlandığında, gergin olduğunda veya kekelemekten korktuğunda şiddetlenir. Bu durum bireyin kendini yetersiz hissetmesine, normalin dışında olduğunu düşünmesine ve nihayetinde sosyal izolasyon ile konuşmaktan kaçınma davranışına yönelmesine neden olabilir.

Kekemelik Tedavisi ve Yaklaşım Stratejileri

Kekemelikle mücadelede multidisipliner bir yaklaşım benimsenmelidir. Tedavi sürecinde konuşma terapisti, psikiyatrist ve psikolog desteği almak hayati önem taşır. Tedavinin başarısında ailenin sergileyeceği tutum belirleyici bir faktördür.

Aileler İçin Önemli Tavsiyeler

Dikkat Edilmesi GerekenlerKaçınılması Gerekenler
Çocuğu sakin konuşması için heveslendirmekÇocuğun akıcı olmayan konuşmasına odaklanmak
Sabırla dinlemek ve sözünü kesmemekKaygıyı çocuğa yansıtmak
Anlaşılmasa dahi dinlemeye devam etmekEleştirel ve baskıcı bir dil kullanmak

Uygulanan Terapi Yöntemleri

Konuşma terapistlerinin rehberliğinde uygulanan yöntemler şunları içerir:

  1. Gevşeme Egzersizleri: Vücuttaki genel gerginliği azaltmaya yöneliktir.
  2. Solunum ve Ritm Egzersizleri: Konuşma nefesini düzenlemeyi hedefler.
  3. Drama Faaliyetleri: Çocuğun içsel gerginliklerini dışa vurmasına yardımcı olur.

KAYNAKLAR

  1. HALUK YAVUZER, Çocuğu Tanımak ve Anlamak
  2. BARIŞ KORKMAZ, Dil ve Beyin

Etiketler

KonuşmaDil gelişimiÇocuklarda kekemelikÇoçukKekemelikte öncelikle tedaviKekemelikte ne yapılmalı

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Müge Ertürk Berber

Klinik Psikolog Müge Ertürk Berber

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.