Kendimize Sağırken Bir Başkasını Duymak

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
İletişim Nedir? Türk Dil Kurumu’na Göre İletişimin Tanımı
Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğüne göre iletişim; “duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması” süreci olarak tanımlanır. Bu süreçte aktarılan her türlü veri, bir mesaj olarak adlandırılır. Bir bireye mesaj iletildiğinde, alıcı bu mesajdan bir veya birden fazla anlam çıkarabilir.
Günlük yaşantımızda, özellikle telefon üzerinden kurduğumuz iletişimlerde duygularımızı netleştirmek için emojiler kullanırız. Karşı tarafın yüzümüzü göremediği durumlarda, olaydaki coşkumuzu veya duygumuzu tam olarak yansıtabilmek adına bazen sesli mesaj yöntemine başvururuz. Tıpkı dijital mesajlarda olduğu gibi, her gün doğrudan iletişim kurarken binlerce mesajı çevremize aktarırız.
Sağlıklı Bir İletişim İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler
Sağlıklı yetişkin bir bireyin, dahil olduğu diyaloğu olumlu bir yönde sürdürebilmesi için belirli yetkinliklere sahip olması gerekir. İletişimin kalitesini belirleyen bu unsurlar, mesajın doğru iletilmesini sağlar. Etkili bir iletişim süreci için dikkat edilmesi gereken temel noktalar şunlardır:
- Zamanlama ve İçerik: Mesajın içeriğini ve söylenmesi gereken cümlenin en uygun zamanını bilmek.
- Mekân Uygunluğu: Söylenenlerin nerede dile getirileceğine doğru karar vermek.
- Anlatım Biçimi: Bilgiyi en iyi nasıl söyleyeceğini düşünmek ve olayları karşıdakinin anlayabileceği şekilde basitleştirmek.
- Konuşma Dinamiği: Akıcı bir dil kullanmak ve karşıdaki kişiyle göz kontağı kurmak.
- Odaklanma: Dikkatini tamamen karşısındaki kişiyle olan iletişime yoğunlaştırmak.
- Geri Bildirim: Verilen mesajların alınıp alınmadığını fark edebilmek.
İletişimin Görünmeyen Yüzü: Kendimizle Olan Diyalog
Genellikle iletişimi sadece karşımızda birinin varlığıyla kurulan bir olgu olarak değerlendiririz. Ancak karşıdaki kişide etkileşim oluşturan asıl unsur, bizim kendi varlığımızdır. İletişim problemleri yaşadığımızda genellikle mesajın karşı tarafa ulaşıp ulaşmadığını sorgularız. Oysa asıl cevaplanması gereken soru şudur: Kendimiz ile ne kadar iletişim halindeyiz?
İletişim, her şeyden önce kendini dinlemektir. Mesajın içeriğini oluşturacak malzemeyi bulmak, yani kendini tanımakla başlar. Kişinin kendi içine bakarak "Şu an nasılım?", "Bu durumda ne düşünüyorum?" ve "Ne hissediyorum?" sorularını sorması, iletişimin en zor ama en kritik kısmıdır.
Duyguları Görmek ve Kendine Karşı Dürüst Olmak
Günlük hayatın koşturmacası içinde duygularımızı görmeyi ve bedenimizin bize ne söylediğini dinlemeyi çoğu zaman ihmal ederiz. Bu ihmal, ihtiyaç duymadığımızdan değil, kendimizle hasbihal etmeyi bilmediğimizden kaynaklanır. Toplumda sıkça duyduğumuz şu kalıplar bu durumu pekiştirir:
| Yanlış İletişim Kalıpları | Duygusal Engel |
|---|---|
| "Şu an mızmızlanamazsın!" | Duyguyu bastırma |
| "Duyguları geç, problem çözeceğiz." | Mantık-duygu dengesizliği |
Bir Ayna Olarak İletişim ve "Ben"i Susturmak
İletişim, insanın karşısındakinin aynasında kendini görmesidir. İnsan gözü her şeyi görür ancak kendini görmeye muktedir değildir. Söylediğimiz her cümle bir duyguya dönüşerek karşıdaki aynada tezahür eder; böylece kendi aksimizi muhatabımız üzerinden tanırız.
Kemal Sayar’ın belirttiği gibi: “Seni hakkıyla duyabilmem için ‘ben’i susturmam lazım.” Eğer bir diyalog sırasında karşı taraf fikrini beyan etmeden zihnimizde cevaplar hazırlıyorsak, bu durum sağlıklı bir iletişime hizmet etmez. "Ben"i susturabilmek için önce onu duymak gerekir. Kendi zihnindeki peşin hükümleri ayıklayamayan ve kendine sağır olan bir bireyin, bir başkasını hakkıyla duyması mümkün değildir.



