kaygı bozukluğu nedir

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
DSM-5'e Göre Kaygı Bozukluğu Tanı Kriterleri
DSM-5 Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı (APA, 2013) verilerine göre, bir bireye Kaygı Bozukluğu tanısı konulabilmesi için belirli klinik kriterlerin karşılanması gerekmektedir. Bu süreçte temel gösterge, en az altı aylık bir sürenin çoğu gününde ortaya çıkan, iş veya okul performansı gibi çeşitli etkinliklerle ilgili aşırı kaygı ve kuruntu (kaygılı beklenti) halidir. Birey, yaşadığı bu yoğun kuruntuları denetim altına almakta ciddi güçlük çeker.
Eşlik Eden Belirtiler ve Tanı Koşulları
Tanı sürecinde, söz konusu kaygı ve kuruntu durumuna aşağıda yer alan altı temel belirtiden en az üçünün (çocuklarda yalnızca bir maddenin bulunması yeterlidir) eşlik etmesi beklenir. Bu semptomların son altı ayın büyük bir bölümünde gözlemlenmiş olması kritik bir öneme sahiptir:
- Dinginleşememe, huzursuzluk ya da sürekli diken üzerinde olma hissi.
- Çabuk yorulma ve enerji kaybı.
- Odaklanmakta güçlük çekme ya da zihnin aniden boşalması.
- Kolay kızma ve irritabilite.
- Belirgin kas gerginliği.
- Uyku bozukluğu (uykuya dalmakta, uykuyu sürdürmekte güçlük ya da dinlendirmeyen uyku).
İşlevsellik Kaybı ve Ayırıcı Tanı
Kaygı, kuruntu veya bedensel belirtiler; bireyin toplumsal, mesleki ya da diğer önemli işlevsellik alanlarında klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya veya performans düşüşüne neden olmalıdır. Tanı konulabilmesi için bu bozukluğun, herhangi bir maddenin (ilaç veya kötüye kullanılan madde) ya da başka bir sağlık durumunun (örneğin hipertiroidi) fizyolojik etkileriyle açıklanamıyor olması şarttır.
Ek olarak, mevcut tablo başka bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanamamalıdır. Bu kapsamda aşağıdaki durumlar ayırıcı tanıda dikkate alınır:
| Durum | Kaygının Odak Noktası |
|---|---|
| Panik Bozukluk | Panik atağı geçirme korkusu |
| Sosyal Fobi | Olumsuz değerlendirilme kaygısı |
| Takıntı-Zorlantı Bozukluğu | Bulaşma veya diğer takıntılar |
| Ayrılma Kaygısı | Bağlanılan kişilerden ayrılma korkusu |
| Anoreksiya Nervoza | Kilo alma korkusu |
| Beden Algısı Bozukluğu | Algılanan görünüm kusurları |
Kaygı Bozukluğunun Klinik ve Sosyal Etkileri
Klinik araştırmalar, yaygın kaygı bozukluğunun bireyin yaşam kalitesi üzerinde son derece yıkıcı etkileri olduğunu göstermektedir. Bu rahatsızlık, sadece sosyal işlevlerde tahribata yol açmakla kalmaz; aynı zamanda iş yaşamındaki olumsuz etkileriyle bireyin hayat beklentisini ve psikolojik iyilik halini doğrudan tehdit eder (Ruscio ve ark., 2017).
Hastalığın uzun süreli seyretmesi, teşhis edilmesinin ve atlatılmasının güç olması, bireylerin yaşamlarında kalıcı hasarlar bırakabilmektedir (Montgomery, 2011; van Eijck, Branje, Hale ve Meeus, 2012). Bu nedenle, erken tanı ve profesyonel müdahale, sürecin yönetilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.


