Doktorsitesi.com

KARNINIZ MI AÇ YOKSA RUHUNUZ MU?

Klinik Psikolog Handan Horasan
Klinik Psikolog Handan Horasan
27 Mayıs 2025145 görüntülenme
Randevu Al
Kişinin aile içinde yaşadığı problemler, iş hayatının yüklediği sorumluluklar ve stres, toplum baskısı, depresif durumlar, mod bozuklukları, uyku düzensizliği gibi pek çok durumla baş etme yöntemidir kontrolsüz yemek yeme davranışı…   Açığa çıktığında kişiyi hoşnutsuz edecek her türlü duygu ve dürtülerin bastırıldığı bir gerçektir. Zaman zaman kaygı yaratan bu durumlarda kaygıyı azaltmak için aşırı yemek yeme davranışı sergileyebiliriz.
KARNINIZ MI AÇ YOKSA RUHUNUZ MU?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kontrolsüz Yemek Yeme Davranışı ve Psikolojik Temelleri

Günümüzde süreğen kilo problemi yaşayan ve kontrol edemediği sağlıksız yeme davranışlarından şikayet eden bireylerin sayısı hızla artmaktadır. Bu noktada asıl değerlendirilmesi gereken husus, bu davranışın temel kaynağı ve neden kalıcı bir şekilde çözülemediğidir. Genellikle fiziksel bir ihtiyaçtan ziyade psikolojik süreçlerle tetiklenen bu durum, bireyin yaşam kalitesini doğrudan etkilemektedir.

Toplum Baskısı ve Beden Algısının Benlik Saygısına Etkisi

Artan toplum baskısı ve bedene yapılan yatırımlar, insanlara güzel olmanın yolunun yalnızca zayıf olmaktan geçtiği yönünde bir algı aşılamaktadır. Özellikle kadınlar üzerinde yoğunlaşan bu güzellik algısı, bireylerin benlik saygısını ve öz güvenlerini kaybetmelerine neden olmaktadır. Bu baskı, sosyal hayattan mesleki yaşama kadar pek çok alanda bireyin özgürlüğünü kısıtlayan bir unsura dönüşmektedir.

Kilo Alımında Psikolojik Faktörlerin Rolü

Klinik değerlendirmelerde kilo alımına dair herhangi bir fiziksel bulguya rastlanmaması, problemin psikolojik kaynaklı olduğunun en net göstergesidir. Fiziksel bir engel olmamasına rağmen kişi, kontrolsüz ve sağlıksız yeme davranışının önüne geçememektedir. Bu durum, bireyin kendisini suçladığı ve içinden çıkılması zor bir döngüye girmesine yol açar.

Kontrolsüz yeme döngüsünde sıkça karşılaşılan içsel ifadeler şunlardır:

  • "Yemenin önüne geçemiyorum."
  • "Bir bakmışım bir sürü şey yemişim."
  • "Ne vardı bu kadar yiyecek?"

Bu suçluluk duyguları kişiyi davranıştan alıkoymamakta; aksine "daha çok yemek ve daha çok suçluluk" şeklinde devam eden bir kısırdöngü yaratmaktadır.

Bir Baş Etme Yöntemi Olarak Yemek Yeme

Kontrolsüz yemek yeme davranışı; ailevi problemler, iş hayatının getirdiği stres, toplum baskısı, depresif durumlar, mod bozuklukları ve uyku düzensizliği gibi pek çok durumla baş etme yöntemidir. Kişiyi rahatsız eden her türlü duygu ve dürtünün bastırılması bu süreci tetikler. Özellikle kaygı yaratan durumlarda, bu kaygıyı azaltmak amacıyla aşırı yemek yeme davranışı sergilenmektedir.

Yemek yemeyi bir "içe alma" davranışı olarak tanımlarsak, kendimize şu kritik soruları sormamız farkındalığımızı artıracaktır:

Farkındalık SorularıDeğerlendirme Alanı
Hangi boşluğu yiyeceklerle dolduruyorum?İçsel Boşluk
Hangi durumlarda daha kontrolsüz yiyorum?Tetikleyici Unsurlar
Stres anında mı yoksa sakinlikte mi yiyorum?Duygusal Durum
Yemekten sonra ne hissediyorum: Mutluluk mu, suçluluk mu?Davranış Sonrası Etki

Fiziksel Açlık mı, Ruhsal Açlık mı?

Hayat arkadaşından ayrılmak gibi sarsıcı olaylar veya hevesle başlanan bir işin yarım kalması gibi olumsuzluklar, kişide yoğun bir yemek yeme isteği uyandırabilir. Bu ve benzeri kriz anlarında bireyin kendisine şu soruyu sorması büyük önem taşır: "Karnım mı aç, yoksa ruhum mu?" Bu sorunun yanıtı, yeme davranışının altındaki gerçek ihtiyacı anlamak için en önemli anahtardır.

Etiketler

Vücut ihtiyaçlarıYeme bozukluğuYetersizlikDuygusal açlıkruh sağlığıboşluk duygusudeğersizlik

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Handan Horasan

Klinik Psikolog Handan Horasan

“Eğer bir insanı anlamak istiyorsam, tüm bilimsel bilgileri bir tarafa bırakıp, önyargısız bir tavır
benimserim.”
— Carl Gustav Jung
Psikolojiye ve insana yaklaşımımda bu sözü rehber ediniyorum. Akademik temellerim bu anlayışla
şekillendi. 2015 yılında Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun oldum. Ardından
Maltepe Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı’nı tamamladım. Mesleki gelişim
sürecimde farklı psikoterapi ekollerini öğrenmek amacıyla çeşitli eğitim programlarına katıldım. Bu
süreçle birlikte, insanlara şifa olma niyetiyle başladığım mesleki yolculuğum bugün 8 yılı aşkın bir
süredir devam ediyor.
Eğitim hayatım sonrasında çeşitli hastane ve kliniklerde çalışma deneyimlerim oldu. Pandemi
süreciyle birlikte çevrim içi bireysel seanslara ağırlık verdim. Hâlen online ve yüz yüze görüşmelerle
aktif olarak danışan takibi yapıyor, aynı zamanda eğitim programlarında yer alıyorum.
Yaklaşık üç yıl süren Bütüncül Psikoterapi eğitimimin ardından sürecimi Dinamik Psikoterapi
eğitimleri ve süpervizyonlarıyla destekledim. Bunları Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) ile EMDR
Terapisi eğitim ve süpervizyonları izledi.
Son 3 yıldır ise Jungiyen Koçluk Okulunda aldığım koçluk eğitimiyle birlikte, bireysel ilgi alanım olan
Tasavvuf Düşüncesi ve Nefs İlmi üzerine yaptığım araştırma ve aldığım eğitimleri, psikoterapi
süreçlerine bütüncül bir bakış açısıyla entegre ediyorum. Bu çok katmanlı yaklaşımların, her danışan
için en uygun yöntemi belirleme sürecinde değerli katkılar sunduğunu tecrübe ettim.
Terapiye başlamak, güçlü bir içsel niyetin göstergesidir. Jung’un da dediği gibi:
“Bulmaya en çok ihtiyacınız olan şey, bakmayı en az istediğiniz yerdedir.”
Eğer sizde bakmaya hazırsanız yollarımız zaten kesişecektir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.