Doktorsitesi.com

Kalp Krizi mi Geçiriyorum, Panik Atak mı?

Klinik Psikolog Dr. Özgür Erdem Arıcı
Klinik Psikolog Dr. Özgür Erdem Arıcı
27 Mayıs 2022349 görüntülenme
Randevu Al
Kalp Krizi mi Geçiriyorum, Panik Atak mı? Panik atak yaşayanlarda en yaygın görülen endişe, ‘kalp krizi geçiriyorum’ düşüncesidir.
Kalp Krizi mi Geçiriyorum, Panik Atak mı?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kalp Krizi ve Panik Atak Arasındaki Benzerlikler

Panik atak deneyimi yaşayan bireyler arasında en yaygın görülen endişe, o an bir kalp krizi geçirdiklerine dair duyulan güçlü histir. Bu iki durumun semptomları birbirine o kadar yakındır ki, kalp krizi korkusuyla acil servislere başvuran hastaların yaklaşık üçte birini aslında panik atak hastaları oluşturmaktadır. Kalp hastalıklarının toplumdaki görülme sıklığı göz önüne alındığında, panik atağın ne kadar ciddi ve yaygın bir problem olduğu bu verilerle daha net anlaşılmaktadır.

Belirtilerin Karıştırılma Nedenleri

Panik atak ile kalp krizinin sıklıkla karıştırılmasının temel nedeni, her iki durumun da fiziksel olarak oldukça benzer belirtiler göstermesidir. Panik atak sırasında, tıpkı bir kalp krizinde olduğu gibi aşağıdaki fizyolojik değişimler gözlemlenebilir:

  • Kalp çarpıntısı ve nabız hızlanması
  • Göğüs bölgesinde hissedilen kalp ağrısı
  • Nefes darlığı ve solunum güçlüğü
  • Yoğun terleme ve titreme
  • Vücudun çeşitli yerlerinde uyuşma hissi

Bu belirtiler panik atakta kalp ile ilgili bir rahatsızlıktan değil, tamamen ani başlayan ve yoğun seyreden kaygının bir sonucudur.

Kaygı ve Fizyolojik Tepki Döngüsü

Panik atak anında kaygı seviyesi o kadar ani yükselir ki, vücut "savaş ya da kaç" tepkisi vererek nabzı hızlandırır ve kalp daha hızlı kan pompalamaya başlar. Çarpıntı hızla arttığı için göğüs kafesinde geçici ağrılar oluşabilir. Bu durum, kaygı ve fiziksel belirtilerin birbirini beslediği bir döngüyü başlatır.

Panik ataktaki bu belirtiler bedensel bir hastalığa dayanmaz; tamamen hızla yükselen fizyolojik aktivitenin sonucudur. Bu durumu, antrenmansız bir kişinin aniden çok hızlı koştuğunda yaşadığı nabız yükselmesi, nefes daralması ve kas ağrılarına benzetmek mümkündür.

Fiziksel Belirtiler ve Felaket Senaryoları

Yaşanan bedensel belirtiler her ne kadar gerçek olsa da, bu belirtilere yüklenen anlamlar genellikle gerçeği yansıtmamaktadır. Aşağıdaki tabloda hissedilen gerçek belirtiler ile zihinsel yorumlamalar arasındaki fark özetlenmiştir:

Hissedilen Gerçek BelirtiGerçek Dışı Felaket Yorumu
Hızlı kalp atışı ve çarpıntı"Kalp krizi geçiriyorum"
Nefes alışverişinin hızlanması"Nefessiz kalıp öleceğim"
Yoğun kaygı ve panik hali"Kontrolü kaybediyorum"

Fiziksel düzeyde hissedilen bu semptomların tek kaynağı, hissedilen yoğun kaygı ve panik duygusudur. Bu duygular, bedensel belirtileri bizzat ortaya çıkarabilecek kadar güçlüdür.

Uzman Görüşü ve Doğru Yaklaşım

Eğer yaşadığınız durumun bir kalp krizi olabileceğine dair ciddi ve gerçekçi dayanaklarınız varsa, bir kalp sağlığı uzmanına başvurarak gerekli tetkikleri yaptırmanız önemlidir. Ancak yapılan kontroller sonucunda doktorunuz bir kalp hastalığınız olmadığını belirtiyorsa, bu teşhise güvenmek en sağlıklı yoldur.

"Ya varsa", "ya olursa" veya "ya yine de kalp krizisiyse" gibi endişeleri beslememek, bu düşüncelerin sizi kontrol etmesine izin vermemek en doğru ve işlevsel seçenek olacaktır. Psikolojik temelli bu süreçte uzman görüşüne sadık kalmak, kaygı yönetiminin ilk adımıdır.

Etiketler

Kaygı bozukluğuAnksiyetePanik atak belirtileriPanik atak nedirPanik bozukluk neden olurPanik atak tedavisiPanik atak nedenleriEndişeKalp krizi geçirmekKalp Krizi

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Dr. Özgür Erdem Arıcı

Klinik Psikolog Dr. Özgür Erdem Arıcı

Klinik Psikolog Doktor Özgür Erdem Arıcı, İstanbul’da doğmuş, ilk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamlamıştır. İlk lisans eğitimini Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesinde ikinci lisans eğitimini ise tam burslu olarak okuduğu Haliç Üniversitesi psikoloji bölümünden dereceyle onur öğrencisi olarak mezun olmuştur. İstanbul Arel Üniversitesinde, Mindfulness uygulamaları üzerine araştırmalar yapmış, öz-şefkat, öz-anlayış ve bilinçli farkındalık üzerine yaptığı çalışmalarla master eğitimini yüksek başarı derecesiyle tamamlayarak ‘Uzman Psikolog’ ünvanını almıştır. Ardından, Şema Terapi, Duygu Düzenleme güçlükleri, Somatizasyon ve Fibromiyalji Sedromu üzerine yaptığı Doktora tez çalışması ile doktora eğitimini tamamlamış ve ‘Klinik Psikoloji’ alanında 'Doktor’ (PhD) unvanını almaya hak kazanmıştır.
Doktora eğitimi sonrasında, fiziksel hastalıkların, ağrı, migren, romatizma, yorgunluk, baş dönmesi, çarpıntı gibi bedensel somatik belirtilerin psikolojik kökenleri üzerine araştırmalarına devam etmiş, bu araştırmalarda depresyon kaygı, somatizasyon gibi psikolojik belirtiler ile çeşitli hastalıkların ilişkisini ele almanın yanında, duygu düzenlemenin rolünü ve şema terapin önemini ortaya koyan psikoloji bilimi literatüründe dünyada ilk olma özelliği taşıyan ulusal ve uluslararası çalışmalarda bulunmuştur.
10 yılı aşkın süredir araştırmalara devam ettiği psikoloji alanında Şema terapi ve Bilişsel davranışçı terapi başta olmak üzere, Aile ve ilişki terapisi, Duygu Odaklı Terapi, Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi, İnsancıl (Rogerian) Terapi, Mindfulness (Bilinçli Farkındalık) gibi farklı ekoller üzerine geniş bir yelpazede eğitim ve süpervizyonlar almıştır. Bu ekol ve teknikleri seçici/bütüncül biçimde uyguladığı on bin seansın üzerinde terapi deneyimiyle psikoterapi hizmeti vermeye devam etmekle birlikte, bir taraftan bilimsel araştırmalara, diğer taraftan çeşitli üniversiteler ve Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı liselerde öğrencilere ve ebeveynlere yönelik olarak online ve yüzyüze eğitim ve seminerler vermeye devam etmektedir.
 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.