Doktorsitesi.com

Kalp Kapak Hastalıkları

Op. Dr. Ali Yüksel
Op. Dr. Ali Yüksel
6 Şubat 20265 görüntülenme
Randevu Al
Kalp kapak hastalıkları erken dönemde belirti vermeyebilir; ancak ilerlediğinde ciddi kalp yetmezliği ve yaşam kalitesi kaybına yol açabilir. Tanı yöntemlerindeki gelişmeler ve cerrahi tekniklerin ilerlemesi sayesinde günümüzde kapak hastalıkları başarıyla tedavi edilebilmektedir. Uygun kapak seçimi, düzenli takip ve kan sulandırıcı tedaviye uyum; uzun dönem başarı ve yaşam süresi açısından kritik öneme sahiptir.
Kalp Kapak Hastalıkları

Kalp Kapak Hastalıkları

Kalp, kanın vücut içinde tek yönlü akışını sağlamak üzere dört ana kapak yapısıyla donatılmıştır: mitral, aort, triküspit ve pulmoner kapaklar. Bu kapaklar açılıp kapanarak kanın geriye kaçmasını önler ve kalbin pompa fonksiyonunun etkin şekilde çalışmasını sağlar. Kapak yapısında daralma (stenoz), yetmezlik (regürjitasyon) ya da her ikisinin birlikte görülmesi durumunda kalp kapak hastalıkları ortaya çıkar.

Kapak hastalıkları doğuştan olabileceği gibi romatizmal ateş, enfeksiyonlar, yaşa bağlı dejenerasyon, kireçlenme ve bağ dokusu hastalıkları sonucunda da gelişebilir. Özellikle ileri yaşta aort kapak kalsifikasyonu sık görülürken, romatizmal kapak hastalıkları daha genç yaş gruplarında karşımıza çıkabilir.

Belirtiler

Kapak hastalıklarının belirtileri, etkilenen kapağın türüne ve hastalığın şiddetine göre değişir. Hafif vakalarda uzun süre belirti görülmeyebilirken, ilerleyen dönemlerde kalp fonksiyonları etkilenmeye başlar.

En sık görülen belirtiler şunlardır:

Eforla nefes darlığı

Çabuk yorulma

Çarpıntı hissi

Göğüs ağrısı veya baskı

Baş dönmesi, bayılma atakları

Ayak bileklerinde şişme (ödem)

Gece nefes darlığı ile uyanma

İleri evrede kalp yetersizliği bulguları gelişebilir.

Tanı Yöntemleri

Kalp kapak hastalıklarının tanısında klinik muayene ve görüntüleme yöntemleri birlikte kullanılır.

Fizik Muayene:
Hekim, stetoskop ile kapak hastalıklarına özgü üfürüm seslerini duyabilir.

Ekokardiyografi (EKO):
Tanının temel yöntemidir. Kapak yapısı, açıklığı, kaçak miktarı ve kalp fonksiyonları ayrıntılı değerlendirilir.

Transözofageal EKO:
Yemek borusundan yapılan daha detaylı görüntüleme yöntemidir.

Elektrokardiyografi (EKG):
Ritim bozuklukları ve kalp yüklenmesini değerlendirmede kullanılır.

Göğüs Röntgeni:
Kalp büyüklüğü ve akciğer dolaşımı hakkında bilgi verir.

Kardiyak MR / BT:
Detaylı anatomik değerlendirme için kullanılabilir.

Kalp Kateterizasyonu (Anjiyografi):
Cerrahi planlama öncesi koroner damarlar değerlendirilir.

Cerrahi Tedavi Yöntemleri

Kapak hastalığının derecesi ilerlediğinde ve semptomlar ortaya çıktığında cerrahi tedavi gündeme gelir. Temel cerrahi yaklaşımlar şunlardır:

Kapak Onarımı (Tamir)

Mümkün olan durumlarda kapağın korunması tercih edilir. Kapak dokusu düzeltilir, dar alan genişletilir veya kaçak azaltılır. Özellikle mitral kapak hastalıklarında başarı oranı yüksektir.

Kapak Değişimi

Kapak ileri derecede hasarlıysa protez kapak ile değiştirilir. Bu işlem açık kalp cerrahisi ile yapılır.

Minimal İnvaziv ve Kateter Yöntemleri

Uygun hastalarda göğüs açılmadan yapılan girişimler uygulanabilir.

TAVI (Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu)

MitraClip gibi onarım yöntemleri

Bu teknikler özellikle yüksek cerrahi riskli hastalarda avantaj sağlar.

Protez Kapaklar

Kapak değişimi gereken durumlarda iki temel protez kapak türü kullanılır:

Mekanik Kapaklar

Metal ve karbon alaşımlıdır

Çok uzun ömürlüdür (20–30 yıl ve üzeri)

Ancak pıhtılaşma riski yüksektir

Ömür boyu kan sulandırıcı kullanımı gerektirir

Biyoprotez (Doku) Kapaklar

Hayvansal dokudan üretilir

Kan sulandırıcı ihtiyacı genellikle kısa sürelidir

Ancak dayanıklılığı sınırlıdır (10–15 yıl)

İleri yaş hastalarda daha sık tercih edilir

Kapak seçimi hastanın yaşı, yaşam beklentisi, ek hastalıkları ve ilaç kullanma uyumuna göre belirlenir.

Kan Sulandırıcı İlaç Kullanımı ve Önemi

Mekanik kapak takılan hastalarda kapak yüzeyinde pıhtı oluşma riski yüksektir. Bu pıhtılar beyin, akciğer veya diğer organlara atarak hayati komplikasyonlara yol açabilir. Bu nedenle kan sulandırıcı (antikoagülan) ilaç kullanımı zorunludur.

En sık kullanılan ilaç Warfarin’dir. İlacın etkinliği INR testi ile takip edilir. INR değerinin hedef aralıkta tutulması pıhtı ve kanama riskini dengeler.

Kan sulandırıcı kullanan hastalarda dikkat edilmesi gerekenler:

İlacı düzenli ve aynı saatte almak

INR kontrollerini aksatmamak

Travma ve kesilere karşı dikkatli olmak

Diş çekimi veya cerrahi işlem öncesi hekimi bilgilendirmek

K vitamini içeriği yüksek besinleri dengeli tüketmek

Biyoprotez kapaklarda ise genellikle kısa süreli antikoagülan veya sadece aspirin tedavisi yeterli olabilir.

Yaşam Tarzı ve Takip

Kapak ameliyatı sonrası düzenli kardiyoloji kontrolleri şarttır. Enfektif endokardit riskine karşı diş hijyenine dikkat edilmeli ve bazı girişimler öncesi koruyucu antibiyotik gerekebilir. Sağlıklı beslenme, sigarasız yaşam ve egzersiz kalp sağlığını destekler.

Kalp kapak hastalıkları erken dönemde belirti vermeyebilir; ancak ilerlediğinde ciddi kalp yetmezliği ve yaşam kalitesi kaybına yol açabilir. Tanı yöntemlerindeki gelişmeler ve cerrahi tekniklerin ilerlemesi sayesinde günümüzde kapak hastalıkları başarıyla tedavi edilebilmektedir. Uygun kapak seçimi, düzenli takip ve kan sulandırıcı tedaviye uyum; uzun dönem başarı ve yaşam süresi açısından kritik öneme sahiptir.

Etiketler

Kalp Kapak Hastalıkları

Yazar Hakkında

Op. Dr. Ali Yüksel

Op. Dr. Ali Yüksel

Op.Dr. Ali Yüksel, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı lisans eğitimini başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise yine, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamlayıp Kalp Damar Cerrahisi uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.

Benzer Makaleler