Doktorsitesi.com

Kalıcı kilo vermek için yapmanız gerekenler

Dyt. Tuğçe Sert
Dyt. Tuğçe Sert
3 Ağustos 20152105 görüntülenme
Randevu Al
  • Kalıcı kilo kaybı için kısıtlayıcı diyetler yerine, sevilen besinlerin porsiyon kontrolüyle tüketildiği sürdürülebilir alışkanlıklar edinilmelidir.
  • Düşük glisemik indeksli karbonhidratların tercih edilmesi, sağlıklı pişirme yöntemlerinin benimsenmesi ve besin değişim mantığının öğrenilmesi kilo yönetiminde kritik rol oynar.
  • Kilo koruma sürecinde düzenli fiziksel aktivite, yeterli su tüketimi ve haftalık kilo takibi yapılarak beslenme dengesi bir yaşam biçimi haline getirilmelidir.
Kalıcı kilo vermek için yapmanız gerekenler
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kalıcı Kilo Vermek ve İdeal Kiloyu Korumak Mümkün mü?

Sürekli bir kilo sorunu yaşıyorsanız, bugüne kadar birçok diyet, zayıflama ilacı veya çeşitli bitkisel karışımlar gibi yöntemleri denemiş olabilirsiniz. Birçok kişi farklı diyetlerle veya takviyelerle kısa sürede ciddi kilolar verse de, bu kiloların fazlasıyla geri alınması hem fizyolojik hem de psikolojik açıdan yıpratıcı bir süreçtir. Peki, ömür boyu diyet yapmadan kalıcı kilo vermenin bir yöntemi yok mu? Elbette var. Başarının anahtarı, ömür boyu kısıtlanmak değil, verdiğiniz kiloyu koruma yöntemlerini öğrenmektir.

Diyette Yapılan En Büyük Hatalar ve Alışkanlık Değişimi

Diyete başlarken yapılan en büyük hatalardan biri, hedeflenen kiloya ulaşıldığında sınırsız bir yeme özgürlüğü kazanılacağını düşünmektir. Oysa diyet yapmak; aç kalmak ya da sevdiğiniz yiyeceklerden tamamen kopmak değildir. Önemli olan, alışkanlıklarınızı yavaş yavaş değiştirmek ve sevdiğiniz besinleri kontrollü tüketmeyi öğrenmektir.

Örneğin, çikolata yemeyi çok seviyorsanız diyet sürecinde de tüketebilirsiniz. Ancak daha önce 5 kare tüketiyorsanız, bunu 2 kareye düşürmeyi alışkanlık haline getirmelisiniz. İdeal kilonuza ulaştığınızda da bu kontrollü tüketim miktarını korumanız, kilonuzu sabit tutmanıza yardımcı olur.

Karbonhidrat Seçimi ve Glisemik İndeksin Önemi

Günlük aldığınız enerjinin %50-60 oranında karbonhidratlardan gelmesine özen göstermelisiniz. Ancak kilonuzu korumak için karbonhidratın miktarı kadar çeşidi de kritiktir. Karbonhidratları glisemik indeks değerlerine göre iki grupta inceleyebiliriz:

Karbonhidrat TürüÖrnek BesinlerEtkisi
Yüksek Glisemik İndeksBeyaz ekmek, pirinç, şeker, bal, patates, muz, kavunKan şekerini hızlı yükseltir, çabuk acıktırır.
Düşük Glisemik İndeksTam buğday ekmeği, bulgur, kurubaklagil, elma, armutTok tutar, kan şekerini dengeler ve yağ yakımına yardımcı olur.

Diyet süresince tercih ettiğiniz tam tahıllı ürünleri, diyet bittikten sonra da bir yaşam şekli haline getirmeli ve beyaz unlu mamullerden uzak durmalısınız.

Sağlıklı Pişirme Yöntemlerini Alışkanlık Haline Getirin

Yemekleri pişirme şekliniz, aldığınız kalori miktarını doğrudan etkiler. Kızartılmış besinler, ızgara yöntemine göre yaklaşık iki kat daha fazla yağ içerir. Sağlıklı bir kilo koruma süreci için şu yöntemleri benimseyin:

  • Et, tavuk ve balığı fırında veya ızgarada pişirin.
  • Sebze yemeklerini az yağ ile hazırlayın.
  • 1 kg çiğ sebze için 2 çorba kaşığı yağ kullanmak hem kilonuzu hem de kalp sağlığınızı korur.

Sosyal Hayat ve Besin Değişimleri

Zayıflama sürecinde sosyal hayattan kopmak, verilen kilonun korunmasını zorlaştırır. Önemli olan, beslenme programınızı sosyal yaşantınıza entegre edebilmektir. Kalori saymak yerine besin değişimlerini öğrenmek işinizi kolaylaştıracaktır:

  • 1 adet lahmacun: 2 dilim ekmek + 1 porsiyon et + 1 porsiyon yağ yerine geçer.
  • 1 kase sütlü tatlı: 1 porsiyon meyve + 1 bardak süt + 1 dilim ekmek tüketimiyle eşdeğerdir.

Bu değişim mantığını kavradığınızda, dışarıda yemek yerken de kilonuzu kolayca kontrol altında tutabilirsiniz.

Dengeleme Stratejisi ve Kilo Takibi

Kalıcı kilo vermede en önemli kurallardan biri diyet dengesidir. Ne yediğinizden ziyade, ne miktarda tükettiğinizle ilgilenmelisiniz. Eğer öğle yemeğinde fast food gibi yüksek kalorili bir kaçamak yaptıysanız, akşam yemeğini daha hafif geçirmeli veya fiziksel aktivitenizi artırmalısınız.

Kilo koruma döneminde kendinizi kontrol etmeniz de büyük önem taşır. Motivasyonunuzun bozulmaması için her gün değil, haftada bir gün sabah aç karnına tartılın. Dijital bir tartı kullanarak elde ettiğiniz sonuçları not edin ve bir kilo çizelgesi oluşturun.

Egzersiz ve Su Tüketiminin Sürekliliği

Egzersizi sadece diyet süreciyle sınırlı tutmak, kiloların geri alınmasına davetiye çıkarır. Diyet yaparken günde 1 saat spor yapıyorsanız, koruma döneminde bunu yarım saate indirerek süreklilik sağlayabilirsiniz. Bununla birlikte, metabolizmanızın canlı kalması için her gün 2-2.5 litre su tüketmeyi ihmal etmeyin.

Profesyonel Kontrol ve Sonuç

Nasıl ki bir kalp hastası düzenli kontrollerine gidiyorsa, siz de kilo koruma döneminde diyetisyen kontrollerinize devam etmelisiniz. Unutmayın ki hiçbir besin tek başına kilo aldırmaz veya verdirmez. Beslenme bir bütündür ve beslenme dengesi kalıcı başarının temelidir.

Diyetisyen Tuğçe CANBOLAT

Etiketler

Kilo koruma programıKilo korumanın yollarıZayıflamakKilo korumaKilo korumanın püf noktalarıKilo korumak için ne sıklıkla spor yapılmalıKilo korumak için nasıl beslenmeli

Yazar Hakkında

Dyt. Tuğçe Sert

Dyt. Tuğçe Sert

Dyt. Tuğçe SERT, lisans öncesi eğitiminin ardından Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde başlamış olduğu lisans eğitimini 2012 yılında başarı ile tamamlamıştır. Ankara Eğitim Araştırma Hastanesi'nde yapmış olduğu 2 aylık bir staj deneyimi ile ilk hastane deneyimini edinmiştir. Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde çocuklarda beslenme, yeni doğan beslenmesi, metabolik hastalıklarda beslenme üzerine 2 ay süreyle, Başkent Üniversitesi ve Medicana International Hastaneleri'nde yetişkinlerde beslenme, hastalıklarda beslenme, gebe ve emziren kadınlarda beslenme üzerine 2 şer aylık süreyle deneyim sürecini tamamlamıştır. Kurum beslenmesi, toplu beslenme sistemleri üzerine ise Yıldız Yemek şirketinde staj sürecini geçirmiştir. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.