Doktorsitesi.com

Kafanızda Hiç Durmadan Konuşan Birisi mi Var?

Uzm. Dr. Burak Toprak
Uzm. Dr. Burak Toprak
6 Mayıs 2018252 görüntülenme
Randevu Al
Kafanızda Hiç Durmadan Konuşan Birisi mi Var?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Nedir?

Kafanızın içinde sizi sürekli eleştiren, karar almanızı güçleştiren ve sürekli "hata yapıyorsun" diyen bir iç sesle mi yaşıyorsunuz? Zihninizde canlanan istenmeyen düşünce ve imajlar size büyük bir ızdırap veriyor olabilir. Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), her yaştan bireyi etkileyebilen, erken dönemlerde "kendiliğinden geçer" denilerek ihmal edilen ciddi bir psikolojik rahatsızlıktır.

Takıntı Hastalığının Toplumdaki Yeri ve Başlangıç Süreci

Toplumun yaklaşık yüzde 1’ini etkileyen takıntı hastalığı, özellikle ergenlik yıllarında başlamaktadır. Maalesef birçok kişi, profesyonel bir tedaviye başvurana kadar uzun yıllar bu sorunla tek başına mücadele etmek zorunda kalır. Bu süreçte bireyler; çevreleri tarafından dikkatsiz, hayalperest veya umursamaz olarak nitelendirilebilirler.

Takıntılar Çocukları ve Gençleri Nasıl Etkiler?

Genel olarak takıntılar, istenmeyen ve zorlayıcı düşünce veya imgelerin zihinden bir türlü uzaklaştırılamaması durumudur. Çocuklar ve gençler, yetişkinlerden farklı olarak bu semptomların tedavi edilebilir bir bozukluk olduğunun farkına varamayabilirler. Bu durumun sonuçları şunlardır:

  • Ebeveynler tarafından fark edilmeyen OKB, çocuğun öğrencilik hayatını ciddi anlamda bozar.
  • Sosyal yaşantı ve arkadaşlık ilişkileri olumsuz etkilenir.
  • Kişi iç seslerine odaklandığı için çevresi tarafından "tembel" veya "dalgın" olarak etiketlenebilir.
  • Bu damgalanma süreci, bireyin içine kapanmasına ve yardım arayışından vazgeçmesine neden olur.

Obsesiyonlar ve Kompulsiyonlar: İçsel Bir Savaş

Kişi, takıntılar nedeniyle ortaya çıkan yoğun kaygıyı azaltmak için sık sık belirli ritüellere, yani kompulsiyonlara başvurur. Bu rutinleri yapmaya kendini zorunlu hisseder. İç sesin eleştirilerine karşı sürekli karşı düşünceler geliştirerek kendini ikna etmeye veya çevresinden onay almaya çalışır.

Karar verme güçlüğü, OKB'nin en belirgin özelliklerinden biridir. Birey, en basit işleri yaparken bile emin olamadığından yakınır. Zihni adeta kemiren şu sorularla günün büyük bölümünü geçirebilir:

  • "Kapıyı kapattım mı, kapatmadım mı?"
  • "Elime pislik bulaştı mı?"
  • "Ödevimi düzgün yaptım mı?"

Takıntı Hastalığı Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Tedavi edilmeyen OKB, kişinin günlük işlevselliğini tamamen yitirmesine yol açabilir. Olayları en ince ayrıntısına kadar düşünen ancak karar mekanizmasını devreye sokamayan birey, bir süre sonra iş yapamaz hale gelir.

Tedavi Edilmeyen OKB'nin RiskleriEşlik Eden Durumlar
Sosyal ve Mesleki İşlevsellik KaybıUnutkanlık ve Dikkat Dağınıklığı
Kronik Kaygı HaliHayattan Zevk Alamama
Boşluk DuygusuMajör Depresyon

Takıntı Hastalığının Tedavisi Mümkün mü?

Takıntı hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlar etkili olmakla birlikte, bilimsel çalışmalar en yüksek başarı oranının Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ile sağlandığını göstermektedir. BDT, hastalığın tekrarlama riskini en aza indiren en etkili yöntemdir.

Bilişsel Davranışçı Terapi Süreci Nasıl İşler?

Terapi sürecinde kişiye öncelikle psikoeğitim verilerek hastalığın doğası öğretilir. Takıntıların oluş biçimi, bu takıntılara dair inançlar ve varsayımlar ele alınarak farklı bakış açıları geliştirilir.

  1. Farkındalık Kazandırma: İşlevsel olmayan duygu ve düşünceler üzerinde farkındalık yaratılır.
  2. Alıştırma: Takıntılı düşüncenin yarattığı sıkıntı hissine, kaçınma davranışı göstermeden alışılması hedeflenir.
  3. Kabullenme: Düşünceyi zihinden kovmaya çalışmak yerine onu olduğu gibi kabul etme metotları öğretilir.

Örneğin; size "yemyeşil bir ağaç resmini düşünmeyin" denilirse, zihninizde yüzlerce ağaç imajı oluşacaktır. Bu nedenle takıntılı düşünceyi kovmaya çalışmak yerine, onu diğer olumlu düşünceler gibi kabullenmek ve beyni serbest bırakmak tedavinin temel taşlarından biridir. Unutulmamalıdır ki ciddi işlevsellik kaybına neden olan bu durum için "takma kafana geçer" demek yerine profesyonel bir destek almak hayati önem taşır.

Etiketler

Obsesif kompülsifObsesif kompulsif bozukluk tedavisiObsesif kompulsif bozukluk tedavi yöntemleriObsesif kompulsif tedavi başarısıObsesif kompulsif tedavisiObsesif kompulsif kontrolüObsesif kompulsif olmakObsesif kompulsif desteğiObsesif kompulsiften kurtulmakObsesif kompulsif ilaç tedavisiObsesif kompulsif davranışçı terapiTakıntı hastalığıObsesif kompulsif bozukluk belirtileriObsesif kompulsif bozukluk nedirObsesyon belirtileriObsesif kompulsif bozukluk yaşıObsesif kompulsif bozukluklarObsesif kompulsiz bozukluklarObsesif kompulsif bozukluk başlangıcıTakıntılarTakıntılar türleri ve nedenleriTakıntı ve türleriTakıntı hastalığının belirtileriTakıntı ve tedavisiTakıntılı insanTakıntı belirtileriTakıntının nedenleriTakıntılara örneklerTakıntılı olmakTakıntılı bireyTakıntı hastasına nasılTakıntılı olma hastalığıTakıntılı depresyonTakıntı şekerTakıntı hastalığının yorumlarıTakıntı tedavisiTakıntı terapisiTakıntı hastalığı nedirTakıntı hastalığı tedavisiTakıntı nedenleriTakıntı problemleriTakıntı hastalığı ilaçlarıTakıntı tedavisi psikoterapiTakıntı ve yaklaşımTakıntı rahatsızlığıTakıntı rahatsızlığının tedavisiTakıntı mutlu olamama

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Burak Toprak

Uzm. Dr. Burak Toprak

Uzm. Psk. Burak TOPRAK, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 2008 yılında başarıyla tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, 2009 - 2014 yılları arasında Erenköy Ruh Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Psikiyatri unvanı almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.