Doktorsitesi.com

Kadın olmak

Uzm. Psk. Şeyda Uncu
Uzm. Psk. Şeyda Uncu
13 Mart 2015336 görüntülenme
Randevu Al
Kadın olmak
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Toplumsal Algıda Kadın Olmak ve Varoluş Mücadelesi

Kadın olmak üzerine tarih boyunca sayısız tanım yapılmıştır. Bazı yaklaşımlar kadını yalnızca bir cinsellik ölçütü olarak görürken, bazıları itaat etmesi gereken bir unsur olarak konumlandırmış, bazıları ise en yalın haliyle "insan" olarak tanımlamıştır. Ancak kadının gerçek hikayesini anlamak için en başa dönmek; varoluş sürecinde verdiği savaşı, canı yansa dahi kendini nasıl koruduğunu ve hayatı nasıl var etmeye çalıştığını incelemek gerekir.

Doğumdan İtibaren Şekillenen Toplumsal Yazgı

Bir kadının var olma çabası daha doğum anında başlar ve etrafını derin bir sessizlik sarar. Günümüzde bu durumun eskide kaldığı düşünülse de, zihinlere ilmek ilmek işlenmiş olan o sessizlik, aslında "kız çocuğu doğdu" demenin bir yansımasıdır. Toplum, kız çocuklarının yazgılarını daha en baştan belirleyerek onları başkalarının çizdiği sınırların kurbanı haline getirir.

Ataerkil toplumlarda öyle hikayelerle karşılaşılır ki, bir anne bile hemcinsi olan bir evlat dünyaya getirdiği için onu reddedebilir veya sevmeyebilir. Bu noktada sorulması gereken temel sorular şunlardır:

  • Bu kızgınlık kadının kendi varoluşuna mı?
  • Erkeği mutlu edemeyişine mi?
  • Yoksa kadını kusurlu gören toplumsal yapıya mı?

Cinsel Kimlik ve Güç Temsili Olarak İktidar

Erkek ile kadın arasındaki fark nedir? Bu fark zekada, insan olmakta ya da temel fiziksel özelliklerde değildir. Asıl fark, cinsel uzuvlara yüklenen toplumsal anlamlarda gizlidir. Tarihsel süreçte penis, bilinçdışında güç ve iktidar temsilcisi olarak görülmüştür. Bu sembole sahip olmayanların toplumda yer edinmesinin zor olduğu, onların ancak itaat edebileceği algısı yerleştirilmiştir.

Cinsel kimliği tanıma evresindeki kız çocukları, fiziksel ölçütleri üzerinden değerlendirilirken aslında erkek çocukları referans alınarak "eksik" oldukları hissettirilir. İşte o doğum anındaki sessizliğin temel sebebi, bu kurgulanmış eksiklik algısıdır.

Toplumsal Baskılar ve Cinsiyetin Reddi

Kadınlara çocukluktan itibaren cinsiyetlerini reddetmeleri yönünde örtük emirler verilir. "Sen kızsın, yapmaman gerekenler var" söylemiyle kadınlar; yasalarla, utanç duygusuyla ve sürekli bir kendini koruma içgüdüsüyle karşı karşıya bırakılır. Toplum içerisinde yer edinme savaşı veren kadın, her geçen gün yeni bir baskıyla karşılaşır.

En trajik olanı ise bu söylemlerin bazen hemcinsleri tarafından da dile getirilmesidir. "Kadın, kadının kaderini belirlermiş" sözü, bu toplumsal baskı döngüsünün nasıl içselleştirildiğini acı bir şekilde ortaya koyar.

Vajinismus ve Bastırılmış Cinsellik

Evliliklerdeki mutsuzlukların ve boşanma oranlarındaki artışın temelinde, kadının doğumdan itibaren önüne konulan bu psikolojik engeller yatar. Yıllarca cinselliği reddetmesi, bedenini saklaması ve utanç duyması beklenen kadın, evlilikle birlikte aniden bu yasakların kalktığı bir dünyaya adım atar. Ancak bu geçiş o kadar kolay değildir.

Türkiye'deki cinsel tedavi merkezlerine başvuran hastaların verileri, toplumsal baskının fiziksel sonuçlarını net bir şekilde göstermektedir:

Başvuru NedeniBaşvuru Oranı (%)
Vajinismus% 62.2 - 75.9
Diğer Nedenler% 24.1 - 37.8

Bu veriler, cinselliği utanç ile harmanlayan toplumun yarattığı gerçeği gözler önüne sermektedir. Belki de en büyük acı, bir insanın kendi bedenini tanıyamamış olmasıdır.

Kadının İçsel Gücü ve Şiddetin Kaynağı

Kadınlara uygulanan fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddetin temelinde, erkeğin kendi eksikliğini karşı cins üzerinden kamufle etme çabası yatar. Kadın olmadan var olunamayacağı gerçeğine rağmen, şiddet yoluyla "güç ve iktidar benim" deme arzusu bir savunma mekanizmasıdır.

Oysa kadınlar, toplumun empoze ettiği saldırganlığı baskılama ve kontrol etme konusunda doğal bir yeteneğe sahiptir. Kadın içe döndüğü vakit, sahip olduğu gerçek gücü keşfedecektir. Tek ihtiyacınız olan kendinizi tanımanız ve içinizdeki o kadim gücü bulmanızdır.

Sevgilerle..

Etiketler

Cinsellik soğumakKadın psikolojisiEvliliklerde mutsuzlukların sebepleriEvliliklerde mutsuzlukların boşanmaların sebepleriKadın olmanın zorluklarıKadın olmanın sorumlulukları

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Şeyda Uncu

Uzm. Psk. Şeyda Uncu

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.