Doktorsitesi.com

Kadın Olduğum İçin

Klinik Psikolog Zübeyde Ezgi Horzum
Klinik Psikolog Zübeyde Ezgi Horzum
11 Haziran 2021154 görüntülenme
Randevu Al
Kadın Olduğum İçin
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Toplumsal Cinsiyet Kodları ve Kimlik İnşası

Bireyin kimlik inşa etme sürecinde biyolojik cinsiyet kritik bir rol oynamaktadır. Biyolojik cinsiyet, yalnızca fiziksel varlığı tanımlamakla kalmaz; aynı zamanda toplum içerisinde "kadın" veya "erkek" olmaya dair psikolojik ve kültürel bir işleyişi temsil eden toplumsal cinsiyet kodlarını oluşturur. Bu kodlar, içinde bulunulan toplum yapısı tarafından belirlenmekte ve cinsiyetler arasındaki biyolojik ve sosyal rol farklılıklarını abartarak, kadınların aleyhine işleyen bir cinsiyet eşitsizliğini meydana getirmektedir. Türkiye gibi ataerkil bir toplum yapısında, bu rollerin sorgusuz kabulü kadınların mağduriyetine zemin hazırlamaktadır.

Çocukluk Döneminde Cinsiyet Rollerinin Pekiştirilmesi

Cinsiyet kategorilerine uygun tutum, arzu ve davranışların öğrenilmesi çocukluk döneminde aile onayıyla başlar. Toplum, kız çocuklarından erkek çocuklara oranla daha narin, kibar ve sakin olmalarını bekleyerek onlara edilgen bir kimlik dayatmaktadır. Bu cinsiyetçi rollerle yetişen kadınlar, önce baba veya erkek kardeş egemenliği altında toplumsallaşmakta, evlendiklerinde ise benzer bir var olma biçimini eşleriyle sürdürmektedir. Toplum; kadının nasıl oturup kalkacağından duygularını nasıl ifade edeceğine kadar her detayı bir rol olarak biçmiştir.

Medya, Masallar ve Oyuncakların Rolü

Kız çocuklarına sunulan oyuncaklar, oyunlar, reklamlar ve masallar bu toplumsal rollere hizmet etmektedir. Bu süreçteki etkileşim araçlarını şu şekilde örneklendirebiliriz:

  • Masallar: Prenseslerin genellikle bir prens tarafından kurtarılmayı beklemesi ve üvey annelerin "kötü kalpli" veya "cadı" olarak tasvir edilmesi.
  • Mesajlar: Kadının kurtuluş için bir erkeğe muhtaç olduğu veya yeniden evlenen bir kadının kötü olduğu algısı.
  • Oyun ve Oyuncaklar: Evcilik oyunları, oyuncak yemek takımları, bebekler ve her şeyin pembe olması gibi normalleştirilen unsurlar.

Bu araçlar aracılığıyla kız çocukları, kendilerine uygun görülen rolleri daha çocuk yaşta içselleştirmektedir.

Aile Tutumu ve Bireyselleşme Engelleri

Ebeveynlerin çocuklarına yönelik tutumları, çocukların cinsiyetine göre farklılık göstermektedir. Kız çocukları üzerine daha fazla titrenmesi, onların erken dönemde bireyselleşme süreçlerini engellemekte ve erkeklere kıyasla daha bağımlı bir kişilik eğilimi göstermelerine neden olmaktadır. Eğitim hayatında başarı beklense de kız çocuklarından aynı zamanda ev işlerinde aileye destek olmaları beklenmektedir.

Ev İçi Sorumluluklar ve Emek Eşitsizliği

Ev işlerini ve çocuk bakımını "doğal görevi" olarak algılayan kadınlar, bu süreçte kendilerini daha değersiz hissedebilmektedir. Ailede başlayan bu eşitsizlik, yetişkinlikte de devam etmektedir. Kadın ve erkeğin ekonomik katkısı eşit olsa dahi, ev işleri ve çocuk bakımı çoğunlukla kadının omuzlarına yüklenmektedir.

DurumToplumun Kadına BakışıToplumun Erkeğe Bakışı
Çocuk BakımıOlması gereken (Normal)Harika bir baba (Takdir edilir)
Ev İşleriKadının asli göreviKadına yardım ediyor (Lütuf)
EksiklikKınanma ve eleştiriOlağan karşılanma

İş hayatına ek olarak ev içindeki bu ekstra emek, kadınlar için tükenmişlik seviyesinde yıpratıcı olabilmektedir. Ayrıca "ev hanımı" olarak tanımlanan kadınların emekleri toplumda gereken değeri görmemektedir.

İş Hayatında Cinsiyetçi Kalıp Yargılar

Kalıp yargılar, kadınların meslek seçiminden kariyer basamaklarına kadar her aşamada engel teşkil etmektedir. Örneğin, mühendislik gibi teknik alanlar halen "erkek işi" olarak görülmektedir. İş hayatında kadınlar;

  • Psikolojik baskı,
  • Düşük ücret politikaları,
  • Esnek çalışma saatlerinin erkeklere daha uygun görülmesi gibi sorunlarla karşılaşmaktadır.

Oysa kadınlar, fizyolojik bir engel bulunmadığı sürece her alanda erkeklerle aynı sürede ve verimlilikte çalışabilirler.

Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği ve Şiddet

Cinsiyet ayrımcılığına dayanan kadına yönelik şiddet, kökenini toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden almaktadır. Erkeğin egemen olduğu düzende kadın bir "obje" olarak görülmekte; kadın bu otoriteyi reddettiğinde erkek, mevcut gücünü korumak ve kadını sindirmek için şiddete başvurmaktadır. Eğitim ve ekonomik düzey şiddet oranını azaltsa da, şiddetin tamamen yok olmaması bu durumun cinsiyetçiliğin benimsenmesiyle doğrudan ilgili olduğunu kanıtlamaktadır.

Sonuç: Farkındalık ve Mücadele

Kadınların kendilerine dayatılan kimlik tanımlarından kurtulma ve alternatif tanımlar yaratma mücadelesi sürmektedir. Bu etiketlerin ataerkil düzene hizmet ettiğini fark etmek, kadın olmanın zor olmadığı bir dünya için ilk adımdır. Çocuklarımızı cinsiyetçi kalıp yargılardan uzak yetiştirerek ve her alanda bu eşitsizlikle mücadele ederek toplumsal dönüşümü başlatabiliriz.

Etiketler

KadınCinsiyetCinsiyet ayrımıKadına yönelik şiddet

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Zübeyde Ezgi Horzum

Klinik Psikolog Zübeyde Ezgi Horzum

• Uzm. Kl. Psk. Zübeyde Ezgi Horzum İzmir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümünden 2016 yılında şeref öğrencisi olarak mezun oldu. Ardından Dokuz Eylül Üniversitesinde Pedagojik Formasyon eğitimini tamamladı. Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans eğitimini tamamladı.
• Lisans eğitimi süresince birçok yerde staj yaparak deneyim kazandı. Staj yaptığı yerler: Denizli Devlet hastanesi (1 ay), Bornova Rehberlik ve Araştırma Merkezi (2 yıl belirli aralıklarla), Denizli Yamaç Anaokulu (1 ay) ve Dünya Psikolojik Danışma ve Eğitim Merkezi (2 ay). Bunların yanında Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinde Geriatri Bölümünde ve Balçova’da özel bir Huzurevinde de bir dönem stajyer psikolog olarak görev aldı.
• Yüksek lisans eğitimi sürecinde yaptığı stajlarda Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın ve NP İstanbul Beyin Hastanesinde bulunan diğer psikiyatristlerin seanslarını izleme fırsatı bulup, birçok deneyim kazanmıştır.
• Hem lisans eğitimi süresince hem de sonrasında birçok eğitim almıştır. İstanbul Üniversitesinden CAS (Cognitive Assessment System) eğitimi, Prof. Dr. M. Hakan Türkçapar’dan Bilişsel-Davranışçı Terapi eğitimi, Prof. Dr. Ümran Korkmazlar’dan Çocuk EMDR Eğitimi, Uzm. Kl. Psk. Emre Konuk ve Uzm. Kl. Psk. Asena Yurtsever’den EMDR I. ve II. Düzey eğitimlerini başarıyla tamamlamıştır. Bunların yanında 450 saatlik aile danışmanlığı eğitimi, MMPI Uygulayıcı eğitimi, Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi eğitimi, Psikolojik Değerlendirme Sürecinde Ön Görüşme ve Kısa Süreli Danışmanlık eğitimi, Travma, Krize Müdahale ve Psikososyal Destek eğitimi, Aile Arabuluculuğu eğitimi gibi birçok eğitimi başarıyla tamamlamıştır. Hürriyet yazarıdır.
• 35 Psikoloji ve Danışma Merkezi’nde Kurucu Psikologdur. Danışanlarına hem yüz yüze hem de online olarak hizmet vermektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.