İyileşme, Anlaşıldığını Hissettiğin Yerde Başlar

Psikolojik yardım almaya başlamak çoğu insan için kolay değildir. Birine iç dünyanı açmak cesaret ister. Bu yüzden insanlar terapiye girerken önce şunu bilmek ister:
“Burada güvende miyim? Burada olduğum halimle kabul edilecek miyim?”
O yüzden asıl iyileştiren şey yalnızca konuşulan konular ya da kullanılan teknikler değildir. Asıl dönüştürücü olan, bu konuşmaların nasıl bir ilişki içinde gerçekleştiğidir. Çünkü insan ancak yargılanmadığını, acele ettirilmediğini ve gerçekten duyulduğunu hissettiğinde kendini açabilir. O yüzden aynı yöntem, farklı terapistlerle başka etkiler yaratabilir. Danışan kendini güvende hissetmiyorsa . bazı duygularını saklar, bazı hikâyeleri anlatmaz, bazı rollerini sahneye hiç çıkarmaz. Bu da sürecin yüzeyde kalmasına neden olur. Oysa derin değişim, insanın kendine şunu söyleyebildiği yerde başlar. “Burada her halimle durabilirim.” Düşebileceğinizi, ağlayabileceğinizi, öfkelenebileceğinizi, kararsız kalabileceğinizi bildiğiniz yerde iyileşme başlar.Bu güvenli alan
Kendine Sorabileceğin Sorular
Bir danışan olarak, yardım alma sürecinizde size iyi gelen bir ilişkiyi ayırt etmek için ilk görüşmelerden sonra kendinize şunları sorabilirsiniz:
Konuşurken kendimi sıkıyor muyum, yoksa akabiliyor muyum?
Duygularım geçiştirildi mi, yoksa ciddiye alındı mı?
Olduğum halimle kabul edildiğimi hissettim mi?
Anlamak Mı Düzeltmek mi?
Terapi, öğüt verme ya da hızla çözüm üretme yeri değildir. Bazen insanın ihtiyacı olan şey, hemen toparlanmak değil; bir süre anlaşılabilmektir. Terapist yol gösteren bir rehberden çok,
yanında yürüyen bir eşlikçidir. Bu eşlikçilik aracılığıyla “Ben yapabilirim. Ben içimde bu gücü bulabilirim.” inancını yaşamaya başlar ve kendi yolunu kendi hızınla adımlamaya başlarsın.
Güven Veren Sınırlar
İyi bir terapötik ilişkide sıcaklık vardır ama belirsizlik yoktur.
Seans süreleri, iletişim biçimleri, roller nettir.
Bu sınırlar mesafe yaratmak için değil, ilişkinin güvenle yürütülmesi içindir. Çünkü insan, çerçevesi olan bir alanda daha rahat gevşer. Ne kadar yakın olunabileceğini bilmek, çoğu zaman insanı daha güvende hissettirir.
Zor Duygulara Yer Var mı?
Terapi yalnızca “iyi hissetme” alanı değildir. Bazen kırgınlık, bazen öfke, bazen utanç, bazen de boşluk gelir sahneye. Eğer bu duygular hemen susturuluyor, düzeltilmeye çalışılıyor ya da görmezden geliniyorsa, bazı parçalarınızı yine dışarda bırakmak zorunda kalırsınız. Oysa her rolün bir anlamı, her duygunun bir mesajı vardır. İyileşme, bu rollerin susturulmasıyla değil; duyulmasıyla başlar.
Ve zamanla şunu fark edersiniz:
Duygularımla kalabiliyorum.
Zor anlardan geçebiliyorum.
Yalnız değilim ama güçsüz de değilim.
Bu farkındalık, terapiden hayata da taşınır.
Bu yazdıklarım hem profesyonel destek aldığınız kişilerde hem de yakın ilişkilerinizde aradığınız nitelikler olsun. Olsun ki bu dünyada genişleyip, filizlenip çiçek açabilin.
