Doktorsitesi.com

IVIK TEDAVİSİ HAKKINDA BİLGİLENDİRME

Prof. Dr. Şebnem Kılıç
Prof. Dr. Şebnem Kılıç
24 Ocak 2018621 görüntülenme
Randevu Al
  • İntravenöz immünglobulin (IVIG), binlerce donörün plazmasından elde edilen ve hem bağışıklık yetmezliklerinde hem de otoimmün hastalıklarda kullanılan kritik bir tedavi yöntemidir.
  • IVIG tedavisi, patojenleri nötralize ederek ve bağışıklık sistemini düzenleyerek enfeksiyon profilaksisinden Kawasaki hastalığına kadar geniş bir yelpazede terapötik etki sağlar.
  • Tedavi genellikle güvenli kabul edilmekle birlikte, infüzyon hızıyla ilişkili yan etkileri önlemek için dikkatli uygulama ve uygun dozaj takibi gereklidir.
IVIK TEDAVİSİ HAKKINDA BİLGİLENDİRME
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

İntravenöz İmmünglobulin (IVIG) Nedir?

İntravenöz immünglobulin (IVIG), bozulmuş bağışıklık sistemi hücreleriyle reaksiyona girebilen birçok immüno-aktif molekülü barındıran bir bileşimdir. IVIG'in immün dengedeki terapötik etkileri, sağlıklı bireylerdeki doğal antikorların işlevlerini taklit eder. Bu tedavi yöntemi, hem birincil genetik bozukluklar hem de enfeksiyon, malnütrisyon veya protein kaybeden enteropati gibi ikincil nedenlerle gelişen antikor eksikliklerinde kritik rol oynar.

IVIG Preparatlarının Yapısı ve İçeriği

Standart IVIG preparatları, yaklaşık 5000-10000 donörün plazmasından elde edilir. Geniş bir donör havuzundan hazırlandığı için doğal enfeksiyon ve immünizasyon yoluyla oluşmuş çok çeşitli antikor tiplerini içerir. Ticari bir IVIG preparatının içeriği genel olarak şu şekildedir:

  • IgG: %95 ve üzeri
  • IgA ve IgM: %2.5’ten az
  • IgG Subgrupları: IgG1 (%55-70), IgG2 (%30-38), IgG3 (%0-6), IgG4 (%0.7-2.6)

Saflaştırılmış immünglobulinler; glukoz, maltoz, glisin, sukroz, mannitol veya albumin ile stabilize edilir. IVIG’in ortalama yarı ömrü üç haftadır. IgG molekülü, disülfit bağlarıyla bağlanan iki hafif ve iki ağır polipeptid zincirinden oluşur. Hücrelerle bağlantı, IgG'nin Fc kısmı üzerinden sağlanarak fagositler ve B hücreleri gibi antijen sunan hücrelerle iletişim kurulur.

IVIG Tedavisinin Klinik Kullanım Alanları ve Endikasyonları

IVIG tedavisi ilk olarak 1981 yılında FDA onayı almış ve öncelikle hipogamaglobulinemi ile seyreden immün yetmezlikler için önerilmiştir. Günümüzde dozaj, hastanın enfeksiyon sıklığını engelleyecek en düşük seviyede tutulurken, otoimmün hastalıklarda (örneğin ITP) 1-2 g/kg gibi yüksek dozlar tercih edilmektedir.

FDA Onaylı IVIG Endikasyonları

  • Agamaglobulinemi ve Hipogammaglobulinemi
  • İmmün yetmezlikli hastalarda bakteriyel enfeksiyon profilaksisi
  • Kemik iliği nakli ve Graft-versus-host hastalığı
  • Kronik lenfositik lösemi
  • İdiopatik trombositopenik purpura (ITP)
  • Kawasaki Hastalığı
  • Pediatrik HIV enfeksiyonları

FDA Onayı Olmayan (Off-Label) Kullanım Alanları

  • Büllöz pemfigoid ve Dermatomyozit
  • Guillian-Barre sendromu ve Myastenia Gravis
  • Kronik inflamatuar demiyelinizan polinöropati
  • Multifokal motor nöropati ve Epilepsi

IVIG’in Etki Mekanizması

IVIG preparatları, geniş bir yelpazedeki patojenleri ve süperantijenleri nötralize eder. T hücre proliferasyonunu doza bağımlı olarak baskılar. Toksik epidermal nekrozda apopitozu engellerken, lösemik hücrelerde apopitozu tetikleyebilir. Ayrıca proinflamatuar sitokinlere (IL-1α, TNF-α, IFNγ) karşı antikor içerir ve yüksek dozlarda kompleman aktivitesini baskılayarak mikroanjiopati tedavisinde etkin olur.

İmmün Yetmezlikli Hastalarda Tanı ve Yaklaşım

Tekrarlayan, ağır veya nadir görülen enfeksiyonlar, büyüme geriliği ve ailede erken bebek ölümü öyküsü olan bireylerde immün yetmezlik araştırılmalıdır. Özellikle Pneumocystis carini veya Giardia lamblia gibi fırsatçı mikroorganizmalar şüphe uyandırıcıdır.

İnceleme TürüYapılması Gereken Tetkikler
LaboratuvarSerum immünglobulinleri, IgG alt grupları, T ve B hücre sayıları
Antikor CevabıProtein ve karbonhidrat antijenlerine karşı spesifik yanıtlar
HIV ŞüphesiPCR, P24 antijen seviyesi, nükleik asit sekans amplifikasyonu

Antikor Yapım Bozukluğu (AYB) ile Seyreden Hastalıklar

  1. X’e Bağlı Agamaglobulinemi: BTK gen mutasyonu kaynaklıdır; 6. aydan itibaren tekrarlayan enfeksiyonlarla görülür. Canlı aşılar kontrendikedir.
  2. Yaygın Değişken İmmün Yetmezlik (CVID): Her yaşta görülebilir; otoimmünite ve malinite riski artmıştır.
  3. IgG Alt Grup Eksikliği: Özellikle IgG1 ve IgG2 eksikliği belirgindir.
  4. Hiperimmünglobulin M Sendromu: CD40L-CD40 defekti nedeniyle IgM'den IgG ve IgA'ya dönüşüm yapılamaz.
  5. Kombine İmmün Yetmezlikler: Hücresel ve humoral immünitenin birlikte bozulduğu (Ağır Kombine İmmün Yetmezlik, Di George Sendromu) durumlardır.

Tedavi ve Uygulama Yöntemleri

AYB saptanan semptomatik hastalarda temel tedavi IVIG replasmanıdır. Hedef, serum IgG düzeyini 500 mg/dl’nin üzerinde tutmaktır. Önerilen minimum doz 200 mg/kg/ay olsa da, klinik uygulamada genellikle 300-400 mg/kg/ay tercih edilir. Damar yolu sorunu olanlarda kateter veya subkutan (cilt altı) infüzyon pompası kullanılabilir.

Yan Etkiler ve Risk Yönetimi

IVIG tedavisinde yan etki sıklığı %5 veya daha azdır. Yan etkiler genellikle infüzyon hızıyla ilişkilidir.

  • Hafif Yan Etkiler: Ateş, miyalji, terleme, bulantı, baş ağrısı.
  • Ciddi Reaksiyonlar: Anaflaksi (özellikle IgA eksikliği olanlarda), aseptik menenjit, böbrek yetmezliği ve tromboembolik olaylar.
  • Önlemler: İnfüzyon hızı yavaşlatılmalı (0.01-0.02 ml/saat ile başlanmalı), gerekirse antihistaminik veya steroid ile premedikasyon yapılmalıdır.

Önemli Uyarı: IVIG tedavisi pasif antikor geçişi sağladığı için canlı viral aşıların (kızamık, rubella) etkinliğini baskılayabilir. Bu aşılar tedaviden 3-4 ay sonra yapılmalıdır.

Hiperimmün İnsan İmmünglobulinleri

Bu preparatlar, belirli hastalıklara karşı yüksek titrede antikor içeren özel ürünlerdir:

  • Hepatit B ve Tetanoz immünglobulini
  • Cytomegalovirus (CMV) ve RSV immünglobulini
  • Rho D (IMIG/IVIG)
  • Varicella-Zoster ve Kuduz (Rabies) immünglobulini

Etiketler

Ivıgİmmünİmmün yetmezliğiIvıg tedavisi

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Şebnem Kılıç

Prof. Dr. Şebnem Kılıç

Prof. Dr. Şebnem KILIÇ, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayaral tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı'nda yapmıştır. Ayrıca Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Çocuk İmmünolojisi ve Alerjisi bölümünde yan dal ihtisasını yapmıştır. Ayrıca Çocuk Romatolojisi olarak 2.ci alt dal branşı sahidir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.