Doktorsitesi.com

İLİŞKİLERDE KİŞİSEL VE ÇEVRESEL YAKLAŞIMLARIN YARGI METAFORU İLE DEĞERLENDİRİLMESİ

Psk. Murat Sabancı
Psk. Murat Sabancı
30 Mayıs 2022384 görüntülenme
Randevu Al
İlişkilerde kişisel yanlılık ile beklenti ve ihtiyaçlara göre yargılama veya savunma eğilimine kısa bir bakış.
İLİŞKİLERDE KİŞİSEL VE ÇEVRESEL YAKLAŞIMLARIN YARGI METAFORU İLE DEĞERLENDİRİLMESİ
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

İletişimin Temeli: İhtiyaçlar ve Beklentiler

Tüm iletişim ağı belirli ihtiyaçlar doğrultusunda şekillenir. Canlılar için bu ihtiyaçlar; temel, ikincil, sosyal, özel ve lüks gibi birçok farklı kavramsal kategoriye ayrılır. İhtiyaçların en belirgin özelliği, kişiden kişiye değişen görece yapısı ve beklentilere göre şekillenmesidir.

İhtiyaçlar durağan değildir; gelişimsel, hiyerarşik ve öncelikleri sürekli değişen bir yapıya sahiptir. Bu ihtiyaçların karşılanma düzeyi, bireylerin verdiği tepkilerin niteliğini de doğrudan belirler.

Kişiler Arası İlişkilerde Beklenti Çatışmaları

Niteliği ne olursa olsun ihtiyaçlar, her zaman bir başka kişiye, gruba veya kuruma atıfta bulunur. Kişiler arası ilişkilerde bu ihtiyaç ve beklentiler, karşı tarafa farklı biçimlerde yansıtılır. Odaktaki kişi, bu taleplere kendi beklentileri ve tepkileriyle yaklaşır. Bu noktada, beklentilerin örtüşmemesi nedeniyle sıkça çatışmalar yaşandığı gözlemlenmektedir.

Yargılama Süreci Nasıl İşliyor?

İlişkilerde "hayır" cevabı alındığında yargılama süreci devreye girer. Bir talebi reddedilen kişinin "Bunu senden beklemezdim" şeklindeki yakınması, kaotik bir çevresel atıftır ve genellikle yanlışa yakındır. Kişi, durumu sadece kendi kişisel beklentileri üzerinden değerlendirir.

Bu süreç genellikle şu aşamalarla ilerler:

  1. İddia Makamı: "Senden bir daha bir şey istemeyeceğim" diyerek savcı rolüne bürünmek.
  2. Karar ve Ceza: Kendi beklentisi karşılanmadığı için karşı tarafı mahkûm etmek.
  3. Savunma: Aynı kişi benzer bir durumda kaldığında, kendi sınırlarından ve seçimlerinden söz ederek kendisi için iyi bir avukat olmaya çalışır.

Suçlayıcı Dil ve İktidar Kaygısı

Öfke kontrolü veya davranış bozukluğu yaşayan birini "fevri, gergin veya kontrolsüz" olarak etiketleyen bireyler, genellikle bu davranışları öznel olarak değerlendirir. Ancak aynı durum kendileri için geçerli olduğunda; "Yorgunum", "Dayanamadım" veya "Senin yüzünden" gibi mazeretlerle çevresel atıf yaparak kendilerini savunurlar.

Suçlayıcı dilin temel özellikleri şunlardır:

  • Beraberinde reddediciliği ve dışlayıcılığı getirir.
  • İddia ve ceza makamını elinde tutma eğilimidir.
  • İçinde derin bir iktidar kaygısı taşır.
  • Gerçekle yüzleşme ve tutum değiştirme telaşından kaçınmak için tercih edilir.

Sonuç: Soruna Hakim Değil Hekim Olmak

İhtiyaç ve beklentiler karşılıklı ve değişkendir; adalet gibi bir gün herkese lazım olur. İlişkilerde ister çevresel ister kişisel olsun, soruna hakim olmak kadar hekim olmak da kurtarıcı ve yapıcı bir yaklaşımdır.

Yaklaşım TürüSonuç ve Etki
Yargılayıcı (Hakim)Suçlama, dışlama ve çatışma yaratır.
İyileştirici (Hekim)Yapıcıdır, iyileştirir ve bağları güçlendirir.

Karşı tarafta iyilik yaratmayan bir ilişkideki kazanım, kumar gibidir; her zaman kaybetme potansiyeli taşır. Bu nedenle, bencillikten uzak ve iyileştirici bir iletişim dili benimsemek esastır.

Etiketler

Çift terapisiEvlilikte uyum sorunuEvlilik terapisiPsikolojik destekPsikoterapiİlgi ve istek kaybıPsikologBeklentiBeklenti anksiyetesiBireysel farklılıkEvlilik terapistiEvlilik sorunlarında psikoterapinin etkililiği nedir?Kişilikte çevresel faktörlerKişiler arası ilişkilerÇift terapisi ile ailesel tedavilerÇift ilişkisinde istikrarBireysel gelişimsosyal psikoloji

Yazar Hakkında

Psk. Murat Sabancı

Psk. Murat Sabancı

Psk. Murat Sabancı lise öğreniminin ardından Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nü başarı ile tamamlayarak psikolog unvanını almıştır. Mesleki çalışmalarına Herdem Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nde devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.