Her Yas Sessiz Olmaz, Her Sessizlik Güç Değildir

Her Yas Sessiz Olmaz, Her Sessizlik Güç Değildir
Yas çoğu zaman ağlamakla özdeşleştirilir. Oysa herkes gözyaşıyla yas tutmaz.
Bazı insanlar acıyı içine çeker; konuşmaz, anlatmaz, sormaz. Günlük hayatına devam eder gibi görünür ama iç dünyasında büyük bir kaybın ağırlığını taşır.
Sessiz yas;
bedensel yorgunluk,
isteksizlik,
hayattan kopukluk,
duygusal donukluk
olarak kendini gösterebilir. Kişi “ağlamıyorum ama iyiyim de sayılmam” noktasında kalır.
Toplum çoğu zaman bu sessizliği “güçlü durmak” olarak yorumlar. Oysa bazen bu, sadece ayakta kalma çabasıdır. Duygulara yer açılmadığında yas tamamlanmaz; ertelenir. Ertelenen yas ise başka kapılardan geri döner: kaygı, öfke, bedensel yakınmalar ya da ani duygusal patlamalarla.
Yasın en zor hali, fark edilmeden yaşananıdır. Çünkü anlaşılmayan acı, en yalnız olandır.
İyileşme; konuşabildiğinde, hissetmeye izin verdiğinde ve “iyi değilim” diyebildiğinde başlar.

