Doktorsitesi.com

Hashimoto Tiroiditi Hastalığında Nasıl Beslenilmeli ?

Dyt. Zeynep Işıl Küçükgöncü
Dyt. Zeynep Işıl Küçükgöncü
4 Haziran 20162374 görüntülenme
Randevu Al
  • Hashimoto tiroiditi, bağışıklık sisteminin tiroid bezini yabancı bir yapı olarak algılayıp antikorlarla saldırması sonucu oluşan otoimmün bir hastalıktır.
  • Hastalık zamanla tiroid bezinde tahribata yol açarak metabolizmanın yavaşlamasına, enerji düşüklüğüne ve tiroid yetmezliğine neden olur.
  • Tedavi sürecinde hormon replasmanının yanı sıra iyot tüketiminden kaçınılması, ilaçların aç karnına alınması ve selenyum düzeyinin takibi kritik önem taşır.
Hashimoto Tiroiditi Hastalığında Nasıl Beslenilmeli ?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Hashimoto Tiroiditi: Bağışıklık Sistemi ve Tiroid Sağlığı İlişkisi

Tiroid bezinin görevi, toplum genelinde sadece kilo yönetimiyle sınırlı sanılsa da aslında vücudun genel işleyişi için kritik bir öneme sahiptir. Tiroid bezinden salgılanan hormonlar; büyüme, gelişme, enerji üretimi, vücut ısısının korunması ve metabolik faaliyetlerin sürdürülmesi gibi hayati süreçlerde aktif rol oynar. Bu hormonların eksikliği, büyüme geriliğinden kronik yorgunluğa kadar geniş bir yelpazede sağlık sorunlarına yol açabilir.

Tiroid Hormonunun Vücuttaki Temel Görevleri

Tiroid hormonu, vücudun enerji santrali gibi çalışır. Hormon seviyeleri düştüğünde vücut fonksiyonları yavaşlar ve şu tablolar ortaya çıkar:

  • Enerji ve Hareket: Hormon yetersizliğinde hareketler yavaşlar; kişi kendini sürekli enerjisiz ve uykulu hisseder.
  • Vücut Isısı: Isı üretimi azaldığı için kişi normalden daha fazla üşür ve ısınmakta zorluk çeker.
  • Metabolizma: Üretim ve tüketim faaliyetleri yavaşlar. Örneğin, kolesterolün kanda yıkımı azaldığı için kolesterol seviyeleri yükselir.
  • Gelişim: Ciddi eksikliklerde büyüme geriliği ve hatta cücelik görülebilir.

Hashimoto Tiroiditi Nedir?

Hashimoto tiroiditi, bağışıklık sisteminin bir bozukluğu sonucu ortaya çıkan otoimmün bir hastalıktır. Otoimmün hastalıklarda vücut, kendi dokusunu yabancı bir yapı olarak algılayarak ona karşı antikor geliştirir. Hashimoto durumunda vücut, tiroid bezini yok etmek için yüksek miktarda anti-TPO ve anti-TG (anti-tiroglobulin) antikorları üretir.

Bu antikorlar tiroid bezine bağlanarak hücrelerde tahribata yol açar. İltihaplı hücrelerin birikmesiyle tiroid bezi zamanla küçülür. Küçülen bezde hormon üretecek hücre kalmadığında ise hipotiroidi (tiroid yetmezliği) gelişir. Süreç, başlangıçta hafif bir guatr ile başlarken ilerleyen dönemlerde tam tiroid yetmezliğine dönüşebilir.

Risk Faktörleri ve Görülme Sıklığı

Hashimoto hastalığının gelişiminde belirli faktörler ön plana çıkmaktadır:

  1. Genetik Yatkınlık: Ailesinde Hashimoto öyküsü olan bireylerde risk çok daha yüksektir. Bu kişilerin rutin tiroid tetkiklerini yaptırmaları kritiktir.
  2. Cinsiyet ve Yaş: Hastaların %95'i kadındır. Özellikle 30-50 yaş aralığındaki kadınlar daha yüksek risk altındadır.
  3. İyot Alımı: İyot tüketiminin yüksek olduğu bölgelerde hastalığın görülme sıklığı artış göstermektedir.

Hashimoto ile Birlikte Görülebilen Diğer Hastalıklar

Hashimoto otoimmün bir rahatsızlık olduğu için diğer bağışıklık sistemi kaynaklı hastalıklarla eş zamanlı seyredebilir. Bu hastalıklar şunlardır:

  • Şeker Hastalığı (Diyabet)
  • Addison Hastalığı (Böbrek üstü bezi yetmezliği)
  • B-12 Vitamini Eksikliği (Pernisiyöz anemi)
  • Hipogonadizm (Seks hormonlarında azalma)
  • Hipoparatiroidizm (Kalsiyum ve paratiroid hormon düşüklüğü)

Tedavi Yaklaşımları ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Günümüzde Hashimoto tipindeki tiroid iltihabını tamamen yok edecek bir tedavi bulunmamaktadır. Ancak hekimler, gelişen hipotiroidi veya guatr durumuna yönelik hormon replasman tedavileri uygularlar. Tedavi sürecinde hastaların yaşam tarzında dikkat etmesi gereken önemli noktalar şunlardır:

Dikkat Edilmesi GerekenlerAçıklama
İlaç KullanımıTiroid ilaçları mutlaka aç karnına alınmalıdır.
İlaç EtkileşimiDemir, kalsiyum ve mide ilaçları tiroid ilacının emilimini bozabilir.
İyot Tüketimiİyotlu tuz ve iyot içeren öksürük şuruplarından kaçınılmalıdır.
Mineral DesteğiKandaki selenyum düzeyi takip edilmeli, hekim önerisiyle destek alınmalıdır.

Beslenme Önerileri ve Guatrojenik Besinler

Hashimoto hastaları için dengeli beslenme, kilo kontrolü ve hormon sağlığı açısından hayati önem taşır. Beslenme düzeninde şu kurallara uyulmalıdır:

  • Protein Dengesi: Kırmızı et ve kümes hayvanlarının yanı sıra haftada en az 1-2 gün balık tüketilmelidir.
  • Selenyum Kaynakları: Mercimek, susam ve mantar gibi selenyum içeren besinlere yer verilmelidir.
  • Guatrojenik Besinler: Tiroid fonksiyonlarını baskılayabilen brokoli, karnabahar, lahana, Brüksel lahanası, turp, şalgam ve hardal otu gibi besinler ölçülü tüketilmelidir.
  • Takviye Kullanımı: Özellikle yosun içerikli takviyeler kullanılmadan önce mutlaka uzman bir hekime danışılmalıdır.

Etiketler

Tiroid göz büyümesiTiroid bezi neden önemlidirGuatr nedirGuatr neden oluşurTiroid bezinin olmamasıTiroid bezi yoksaGuatr belirtileriTiroid nodülleriTiroid belirtileriHashimoto tiroiditi tedavisiHashimoto hastalığı önemsenmeli mi?TiroiditTiroid başlangıcıHashimotoKilo verememe problemiİyotsuz tuzHashimoto tiroiditiSelenyum omega 3 6Hashimoto tiroidiKilo vermeye çalışmaGuatr hapiKilo verememekKilo verme yollarıGuatr testiKilo alma sorunuHashimoto tiriodHashimoto troiditiKilo vermek icin euthyrox nasıl etkı yaparKilo vermek için diyetİyotluGraves troiditHashimoto hastalığıGraves hastalığı tanı ve tedaviGraves nasıl geçerHashimoto tanı ve tedaviHashimoto tiroitiGraves hastaliginin tedavisiHashimoto trioiditiSelenyum eksikliğiSelenyum düzeyiSelenyum ve tiroidSelenyum nedirSelenyumun yararları nelerdir

Yazar Hakkında

Dyt. Zeynep Işıl Küçükgöncü

Dyt. Zeynep Işıl Küçükgöncü

Dyt. Zeynep Işıl KÜÇÜKGÖNCÜ, 1987 yılında Tarsus - Mersin'de doğmuştur. Lisans eğitimini 2010 yılında Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nde tamamlamış ve Diyetisyen unvanı almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.