GÜN DOĞMADAN ÇOCUK OLMAK

Perdelerin arasından süzülen tek şey sokak lambalarının solgun ışığı. Bir el çantaya uzanıyor, diğeri montun fermuarını çekiyor. Rüyası yarım kalmış bir zihin, günle pazarlık bile edemeden kapıdan çıkıyor.
Bu bir alışkanlık meselesi değil. Bu, bir saat ayarından ibaret hiç değil. Bu, çocukların biyolojisiyle, ruhuyla ve gündelik yükleriyle doğrudan ilgili bir mesele.
Beden Saatini Zorla Değiştiremezsiniz
Çocukların iç saati vardır. Takvimlere, karar metinlerine ya da “alışırlar” cümlesine göre çalışmaz. Işığa göre çalışır.
Bilim uzun süredir aynı şeyi söylüyor: Sabah ışığı, beynin uyanma sinyalidir. Melatonin ışıkla baskılanır; dikkat, öğrenme ve tepki süreçleri devreye girer. Karanlıkta uyandırılan bir çocuk beynine hâlâ “gece” mesajı gitmeye devam eder.
Sonrası tanıdıktır:
•Sabahları bitmeyen sersemlik
•Dikkatte azalma, öğrenmede zorlanma
•Huzursuzluk, öfke patlamaları
•Gün içinde artan hata ve kazaya açıklık
Bunlar “huysuzluk” değildir. Bunlar biyolojinin verdiği doğal tepkilerdir.
Karanlık Yolda Kalmaz, İçeri Taşınır
Karanlıkta okula gitmek sadece bir sokak meselesi değildir. O karanlık, çocuğun içine de taşınır.
Henüz uyanmamış bir zihin; kalabalık servislere, okul koridorlarına, sınavlara ve beklentilere karışır. Özellikle küçük yaşlarda bu durum:
•Kaygıyı artırır
•Okula karşı isteksizlik yaratır
•Güven duygusunu zedeler
Çoğu çocuk bunu kelimelere dökemez. Ama beden konuşur: sabah karın ağrıları, mide bulantıları, baş ağrıları…
Ebeveynin Her Sabah Susturduğu İç Ses
Anne babalar bilir. O çocuk o saatte uyanmamalı. Ama sistem çalışıyordur. Servis geliyordur. Zil çalıyordur.
Ebeveyn, her sabah çocuğunu karanlığa teslim ederken içinde susturduğu bir sesle kapıyı kapatır. Bu ses bazen suçluluk, bazen öfke, bazen de çaresizliktir. Ve kimse bu duygunun adını yüksek sesle koymaz.
Bu Bir Konfor Tartışması Değil
Bu konu ne rahatlık meselesidir ne de “biz de öyle büyüdük” cümlesiyle geçiştirilebilir. Bu, çocuk sağlığı meselesidir.
Çocuklar:
•Daha geç saatlerde derin uykuya geçer
•Sabah erken saatlerde uyanmaya biyolojik olarak daha az uygundur
•Işığa yetişkinlerden daha duyarlıdır
Yetişkinin tolere edebildiği bir düzen, çocuk için yıpratıcı olabilir.
Son Söz
Çocukları karanlıkta yola çıkaran bir düzen, onlardan aydınlık bir gelecek bekleyemez.
Gün ışığıyla tanışmadan başlayan sabahlar, çocuğun ruhunda iz bırakır.
“Gelin bu hatadan dönelim beraberce…”
Bazen en büyük meseleler; saatlerde, takvimlerde ve “küçük bir ayar” denilen yerde saklıdır.
Ve bir ülkenin çocukları güne ışıkla başlamıyorsa, orada konuşulması gereken çok şey vardır.





