Genital kondilomlar(siğiller)
- HPV, cinsel temas yoluyla bulaşan ve vücutta siğillere yol açabilen bir virüs olup, özellikle belirli yüksek riskli tipleri kadınlarda rahim ağzı kanseri riskini artırmaktadır.
- Genital siğillerin tedavisinde elektrokoter, kriyoterapi ve lazer gibi yöntemlerle mevcut lezyonlar yok edilse de virüs vücutta kalmaya devam edebildiği için nüks riski bulunmaktadır.
- HPV tanısı alan kadınların kanser riskine karşı düzenli Pap Smear testi yaptırması ve saptanan doku bozukluklarında LEEP veya konizasyon gibi cerrahi yöntemlerle takip edilmesi hayati önem taşır.

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Genital Siğiller ve HPV (Human Papilloma Virus) Nedir?
HPV (Human Papilloma Virus), günümüzde 100’den fazla alt tipi bilinen ve vücudun farklı bölgelerinde siğil oluşumuna yol açabilen bir virüstür. Bu virüslerin belirli türleri cinsel yolla bulaşarak condyloma acuminata veya halk arasında bilinen adıyla genital siğil tablosunu oluşturur. Genital siğiller; bazen tek bir bölgede, bazen de yaygın şekilde görülebilen, toplu iğne başından 4-5 cm çapına (nadir vakalarda 15-20 cm) kadar ulaşabilen ağrısız kitlelerdir.
Siğiller, HPV enfeksiyonunun dışarıdan gözlemlenebilen belirtileridir; ancak virüsle temas eden kişilerin sadece %30’unda bu belirtiler ortaya çıkar. Geriye kalan %70’lik grupta ise virüs deri altında kalır ve herhangi bir dış belirti vermez. Subklinik olarak adlandırılan bu belirtisiz formun, özellikle kadınlarda kanser oluşumu ile doğrudan bir bağlantısı olduğu düşünülmektedir.
HPV Nasıl Bulaşır ve Riskleri Nelerdir?
Genital siğiller, temel olarak vajinal, anal veya oral seks esnasında gerçekleşen cildin cilde teması sonucunda bulaşır. Virüs, cildin savunmasının zayıfladığı bir noktadan vücuda giriş yaparak derinin derin katmanlarına ilerler. Burada aylar, hatta yıllar boyunca sessiz (latent) kalabilir. Bu nedenle, HPV tanısı konulan bir kişide virüsün cinsel yaşamın herhangi bir döneminde bulaşmış olması muhtemeldir.
Cinsel temas dışındaki bulaşma yolları tıp literatüründe oldukça nadir olarak kaydedilmiştir. Ülkemizde görülme sıklığı giderek artan bu enfeksiyon, hem erkeklerde hem de kadınlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Özellikle kadınlarda yaratabileceği riskler nedeniyle, bireylerin kendilerinde veya eşlerinde şüpheli bir durum fark etmeleri halinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmaları kritik önem taşır.
HPV Tipleri ve Kanser İlişkisi
HPV ile enfekte olan kadınlarda vulva ve serviks (rahim ağzı) kanseri riski artış göstermektedir. Ancak her HPV tipi kansere yol açmaz; sadece belirli yüksek riskli tipler bu süreçle ilişkilidir. Bu tipler genellikle belirti vermeden, yani subklinik olarak seyreder.
| Risk Durumu | İlişkili HPV Tipleri |
|---|---|
| Yüksek Riskli (Kanser İlişkili) | Tip 16, 18, 31, 33, 35 |
| Diğer Tipler | 100'den fazla alt tip |
Genital Siğil Tedavisinde Kullanılan Yöntemler
Genital siğillerin cerrahi tedavisinde temel amaç, mevcut lezyonların tahrip edilerek yok edilmesidir. Günümüzde en başarılı sonuçlar veren yöntemler şunlardır:
- Elektrokoter (Yakma): Elektrik akımı kullanılarak lezyonların yakılması işlemidir. Klinik tecrübelerimize dayanarak, başarı oranının yüksekliği nedeniyle en çok tercih ettiğimiz yöntemdir.
- Kriyoterapi (Dondurma): Sıvı nitrojen veya karbondioksit kullanılarak siğillerin dondurulmasıdır.
- Lazer Cerrahisi: Siğillerin lazer ışınları ile yok edilmesi yöntemidir.
- Cerrahi Eksizyon: Bazı çok büyük lezyonların cerrahi olarak kesilip çıkarılması gerekebilir.
Dondurma işlemi haricindeki cerrahi müdahaleler genellikle lokal veya hastanın durumuna göre genel anestezi altında gerçekleştirilir.
Tedavi Sonrası Süreç ve Nüks Riski
Kondilom tedavisinin temel amacı, sadece gözle görünen lezyonları ortadan kaldırmaktır. HPV enfeksiyonu kronik bir seyir izler; yani kitleler tamamen temizlense bile virüs hücrelerin içinde gizli bir şekilde yaşamaya devam edebilir. Bu durum, bulaştırıcılığın (daha düşük bir riskle de olsa) devam ettiği anlamına gelir.
Tedavi sonrası siğillerin tekrar ortaya çıkması, yani nüks (tekrarlama) durumu, virüsün genetik tipine ve kişinin bağışıklık sistemine bağlıdır. Bazı kişilerde tek bir tedavi yeterli olurken, bazılarında sık aralıklarla yeni siğiller çıkabilir. Bu süreçte bağışıklık sistemini güçlendirici öneriler ve doktor kontrolleri hayati önem taşır.
HPV Takibi ve Pap Smear Testinin Önemi
HPV tanısı almış kadınların belirli aralıklarla Pap Smear testi yaptırması zorunludur. Bu testte rahim ağzında HPV'ye bağlı oluşan tipik koilosit hücrelerinin saptanması, erken teşhis için kilit rol oynar. Pap Smear sonucunda saptanan ve biyopsi ile kesinleşen doku bozukluklarında (displazi), hastanın yaşına ve hastalığın şiddetine göre şu tedaviler uygulanabilir:
- LEEP İşlemi: Hafif displazi vakalarında genellikle yeterli olan, rahim ağzındaki sorunlu bölgenin çıkarılması işlemidir.
- Konizasyon: Rahim ağzının koni şeklinde çıkarılmasıdır.
- Histerektomi: İleri vakalarda rahmin tamamen alınmasıdır.
Özellikle LEEP tedavisi, deneyimli hekimler tarafından yapıldığında doğurganlık üzerinde herhangi bir olumsuz etki yaratmamaktadır.








