Doktorsitesi.com

Genetik hastalıklar ve prenatal testler

Op. Dr. Ümmügülsüm Soytürk Koç
Op. Dr. Ümmügülsüm Soytürk Koç
27 Mayıs 2015362 görüntülenme
Randevu Al
Genetik hastalıklar ve prenatal testler
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Prenatal Tanı ve Genetik Hastalıklardan Korunma

Her gebelik genetik hastalıklar açısından belirli bir risk taşırken, bazı ailelerde bu risk düzeyi çok daha yüksektir. Toplum sağlığının korunması ve ailelerin sağlıklı çocuk sahibi olabilmesi adına genetik hastalıklara karşı önlem almak kritik bir öneme sahiptir. Günümüzde bu riskleri yönetmenin en etkili yolu, riskli gruplara veya genetik hastalık öyküsü olan ailelere genetik danışma ve prenatal tanı hizmeti sunmaktır.

Prenatal (doğum öncesi) tanı, gebeliğin erken evrelerinde kalıtsal geçiş gösteren hastalıkların tespit edilmesini sağlayan tıbbi süreçtir. Bu süreç, saptanan anomaliler doğrultusunda yasal çerçeveler içerisinde gebeliğin sonlandırılması seçeneğini de kapsar.

Prenatal Tanı Hangi Durumlarda Uygulanır?

Prenatal tanı yöntemleri, belirli risk faktörlerini taşıyan anne adayları için hayati önem taşır. Bu yöntemlerin uygulanmasını gerektiren temel durumlar şunlardır:

  • İleri anne yaşı (35 ve üstü) ve ileri baba yaşı (55 ve üstü),
  • Ailenin daha önce kromozom veya doğumsal anomalili bir çocuğa sahip olması,
  • Ultrason muayenelerinde bebekte anomali saptanması,
  • Ailede kalıtsal metabolizma hastalıkları riskinin bulunması,
  • Ebeveynlerden birinin kromozomal translokasyon taşıyıcısı olması,
  • Üçlü test veya alfa fetoprotein (AFP) sonuçlarının yüksek risk göstermesi,
  • Ölü doğum veya nedeni açıklanamayan tekrarlayan düşük öyküsü,
  • Hemofili, orak hücreli anemi ve talasemi gibi kan hastalıkları riski,
  • Annede yoğun anksiyete durumu.

Prenatal Tanı Yöntemleri Nelerdir?

Prenatal tanı amacıyla uygulanan testler, taşıdıkları risk durumuna göre iki ana grupta incelenmektedir:

1. Noninvazif (Risk Taşımayan) Yöntemler

Bu yöntemler anne ve bebek için herhangi bir fiziksel risk oluşturmayan tarama testleridir:

  • Anne Kanında Biyokimyasal Değerlendirme: Alfa fetoprotein (AFP) ve Üçlü Test (AFP, serbest östriol, HCG).
  • Bebeğin Görüntülenmesi: Ultrasonografi ve Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR).

2. İnvazif (Belirli Oranda Risk Taşıyan) Yöntemler

Bu yöntemler girişimsel işlemlerdir ve düşük riski gibi belirli komplikasyon olasılıkları barındırır:

  • Koryon Villus Biyopsisi (CVS)
  • Amniyosentez
  • Kordosentez
  • Fetal doku biyopsisi

Tekrarlayan Düşükler ve Genetik İlişkisi

Araştırmalar, kendiliğinden gerçekleşen düşüklerin %50'sinin kromozom anomalilerinden kaynaklandığını göstermektedir. Bir kromozomun eksik veya fazla olması, embriyonun gelişimini durdurarak kendini imha etmesine yol açar. Bu durum tesadüfen oluşabileceği gibi, ebeveynlerin taşıdığı dengeli kromozomal anomalilerden de kaynaklanabilir. Bu nedenle, iki veya daha fazla düşük yapan ailelere kromozom analizi ve sonraki gebelikleri için prenatal tanı önerilir.

Tarama Testleri: AFP ve Üçlü Test

Alfa fetoprotein (AFP), bebeğin karaciğerinde üretilen ve 12. haftadan itibaren anne kanında saptanan bir proteindir. Özellikle spina bifida gibi nöral tüp defektlerinde bu proteinin seviyesi yükselir. AFP ölçümü, 16-20. haftalar arasında uygulanan bir tarama testidir.

Üçlü test ise Down sendromu gibi kromozom anomalilerini taramak için kullanılır. 16-18. haftalarda uygulanan bu test; AFP, bağlı olmayan östriol ve HCG değerlerini anne yaşıyla birlikte değerlendirerek bir risk analizi sunar. Özellikle genç annelerde rutin olarak kullanılsa da sonuçlarının yararlılığı halen tartışılmaktadır.

Girişimsel Tanı Yöntemlerinin Detayları

YöntemUygulama ZamanıTanım ve Amaç
Koryon Villus Biyopsisi (CVS)9-11. HaftaPlasentadan doku örneği alınmasıdır. Tek gen hastalıklarının teşhisinde tercih edilir.
Amniyosentez15-18. HaftaRahim içinden amniyon sıvısı alınmasıdır. Uygulanması kolay ve riski düşüktür.
Kordosentez18. Hafta ve sonrasıGöbek kordonundan kan alınmasıdır. Hızlı karyotipleme ve kan tahlili için yapılır.

Girişimsel İşlemlerin Riskleri

CVS uygulamasında en önemli risk enfeksiyon ve leke tarzı kanamadır; deneyimli ellerde düşük riskini %1.2 artırır. Amniyosentez sonrası düşük oranı yaklaşık %0.5'tir. Kordosentez ise daha ciddi komplikasyonlara (kanama, enfeksiyon, fetal kalp yavaşlaması) yol açabilir ve bebek kaybı riski %4.8 civarındadır.

Sık Karşılaşılan Genetik Sorunlar ve Tanımları

  • İleri Anne Yaşı ve Down Sendromu: Anne yaşı ilerledikçe Down sendromu riski artar. 25 yaşında risk 1/1348 iken, 35 yaşında 1/381'e yükselmektedir.
  • Kromozom Anomalisi: 46 kromozomun sayısal veya yapısal bozulmasıdır. Ağır zeka geriliği ve organ anomalilerine yol açar.
  • Metabolizma Hastalıkları: Genetik hata sonucu enzimlerin değişmesiyle oluşur; akraba evliliklerinde daha sık görülür.
  • Nöral Tüp Defektleri: Çokgenli kalıtım ve çevre faktörleriyle oluşur. Ailede bir kez görüldüğünde tekrarlama riski 20-40 kat artar.
  • TORCH Enfeksiyonları: Toksoplazma, kızamıkçık ve herpes gibi bebeğe zarar veren mikroorganizmalardır. Kordosentez ile tanı konulabilir.

Etiketler

Torch nedir?Metabolizma hastalıkları nedir?Kromozom anomalisi nedir?İleri anne yaşı özürlü çocuk doğumuna neden olur mu?Kordosentezin riskleri nelerdir?Amniyosentezin riskleri nelerdir?Amniyosentez kimlere ve ne zaman uygulanır?Alfa fetoprotein nedirKoryon villus biyopsisi (cvs) nedir?

Yazar Hakkında

Op. Dr. Ümmügülsüm Soytürk Koç

Op. Dr. Ümmügülsüm Soytürk Koç

Op. Dr. Ümmügülsüm Soytürk Koç, 1972 yılında Ankara Polatlı'da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini Polatlı’da tamamladı. 1990 yılında  Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kazanan ve lisans eğitimine başlayan Dr. Soytürk Koç, 1997 yılında mezun olarak Tıp Doktoru unvanını aldı. 1997 yılında Başkent Üniversitesi Hastanesi'nde kısa bir süre kardiyoloji asistanı olarak çalıştı. 1998 yılında Tus'u birincilikle kazanan Dr. Soytürk Koç, ihtisasını Zekai Tahir Burak Kadın Hastalıkları ve Doğum Eğitim Araştırma Hastanesinde kadın doğum üzerine sürdürdü ve 2002 yılında uzman doktor unvanını aldı. Dr. Soytürk Koç, 2003 yılında Newyork'da  Brooklyn Methodist Hospital'da ileri endoskopik uygulamalar konusunda eğitim aldı.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.