GENÇLERDE AHLAKİ GELİŞİM BASAMAKLARI VE YAPILANMASI

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Gençlik Döneminde Ahlaki Gelişim ve Değerler Sistemi
İnsan yaşamının hiçbir evresinde ahlaki değerler, gençlik döneminde olduğu kadar kritik bir öneme sahip değildir. Birçok birey için sınırları netleşmiş bir ahlak duygusunun gelişimi bu dönemde tamamlanır. Ahlak, en genel tanımıyla toplum tarafından paylaşılan kurallar, haklar ve görevler bütünü olarak ifade edilebilir; ancak genç, kuralların çeliştiği durumlarda kendi bilinçli tercihini yapmayı öğrenmek zorundadır.
Gençlerin bilişsel olgunlaşması, toplumsal beklentiler ve taleplerle birleşerek ahlaki gelişimi hızlandırır. Bu süreçte genç, kendisine sunulan değerler sisteminden bazılarını benimserken bazılarını reddederek kendine özgü bir rehber oluşturur. Güçlü bir kimlik duygusu ile sağlam bir değerler sistemine sahip olma arasında doğrudan ve kopulmaz bir bağ bulunmaktadır.
Ahlaki Gelişimi Açıklayan Temel Teoriler
Ahlaki gelişimin nasıl gerçekleştiği konusunda farklı bilimsel yaklaşımlar mevcuttur. Bilişsel yaklaşımı savunan uzmanlar, ahlakın ancak bir duruma uygun düşünebilme yeteneğiyle gelişebileceğini öne sürer. Bu alandaki en önemli çalışmalardan biri olan Jean Piaget, ahlakın zihinsel gelişime paralel olarak kademeli bir şekilde ilerlediğini savunmuştur.
Piaget’ye göre bilişsel kapasite arttıkça ahlaki algı da şu aşamalardan geçer:
- İşlem Öncesi Düzey: Çocuk, ebeveynlerinin koyduğu kurallara basitçe itaat eder.
- Somut İşlemler Dönemi: Kurallar kabul edilir ancak istisnaların olabileceği fark edilir.
- Soyut İşlemler Dönemi (Gençlik): Kurallar artık toplumun ve diğer insanların yararı gözetilerek geniş bir perspektifle değerlendirilir.
Lawrence Kohlberg’in Ahlaki Gelişim Evreleri
Lawrence Kohlberg, Piaget’nin çalışmalarını genişleterek ahlaki gelişimi üç temel düzeyde ve altı alt grupta incelemiştir. Bu düzeyler bireyin ahlaki olgunluğunu belirleyen temel taşlarıdır:
| Düzey | Temel Özellikler |
|---|---|
| Gelenek-Öncesi | Ceza korkusu ve otoriteye (anne-baba) uyum esastır. |
| Geleneksel | Onaylanma, takdir edilme ve iyi ilişkiler sürdürme isteği baskındır. |
| Gelenek-Sonrası | Evrensel ilkelere gönüllü uyum ve kuralların esneyebileceği bilinci gelişir. |
Gençlerde Dini ve Siyasi Fikirlerin Gelişimi
Gençlerde dini ve siyasi düşüncelerin gelişimi, ahlaki gelişimde olduğu gibi bilişsel süreçlerle doğrudan bağlantılıdır. Yaş ilerledikçe bu düşünceler daha soyut ve kapsamlı bir nitelik kazanır. Erken gençlikte siyasi düşüncede otoriteryanizm baskınken, zamanla diğer insanların gereksinimlerini dikkate alan daha esnek bir yapıya dönüşür.
Batı merkezli araştırmalar, 1960'lardan itibaren dini yaşamın en önemli değer olarak görülme oranının azaldığını, ancak belirli bir kesimde köktenci dinsel geleneklere ilginin arttığını göstermektedir. Benzer şekilde, gençlerin değer yargıları zamanla toplumsal iyilikten bireysel finansal refaha doğru kayma göstermiştir. 1970'lerde eğitim ön plandayken, 1980'lerden itibaren para kazanma odaklı bir anlayış güç kazanmıştır.
Gençlik Döneminde Saldırganlık ve Suç Eğilimi
Gençlik, biyolojik ve psikolojik değişimler nedeniyle şiddet ve saldırganlığa en yatkın dönemlerden biridir. İstatistikler, suç oranlarının gençler arasında daha yüksek olduğunu ve bu eğilimin çeşitli nedenleri olduğunu ortaya koymaktadır:
- Hormonal ve biyolojik değişiklikler sonucu artan saldırgan dürtüler.
- Tepkilerin sözel iletişim yerine eylemlerle ifade edilmesi.
- Fiziksel güç ve enerjideki belirgin artış.
- Akran grubunun ve arkadaş çevresinin suça teşvik edici etkisi.
Özellikle çocukluk döneminde ihmal edilen, fiziksel cezalandırmaya maruz kalan veya aile içi iletişimi zayıf olan gençlerde suça yönelim daha sık görülmektedir. Alt gelir gruplarında ise bu durum ruhsal sorunlardan ziyade toplumsal ve kültürel etkenlerle açıklanmaktadır.
Politik Eylemler ve Sorgulama Süreci
18-24 yaş arası, zekanın en işlek olduğu ve her şeyin sorgulandığı bir evredir. Genç, sadece mevcut gerçekliği değil, alternatif dünyaları da düşünebilir. Bu durum, var olan sistemin yetersiz bulunmasına ve köktenci karşı çıkışlara yol açabilir. Gençlerin siyasi mücadelelerde ön saflarda yer almasının temel nedenleri şunlardır:
- Kurulu düzene karşı sorgulayıcı ve ödün vermez tavır.
- Soyut düşünme yeteneği ile ideal dünya arayışı.
- Enerji dolu olmaları ve risk almaya yatkınlıkları.
- Arkadaş grubunun normlarına uyma isteği.
Türkiye özelinde, 1980 öncesi gençlik için siyasi kimlik en baskın unsurken, 80 sonrası dönemde bir depolitizasyon süreci yaşanmıştır. Ancak 1990'lı yıllardan itibaren toplumsal dengelerin değişmesi, yoksullaşma ve kaotik ortam, gençlerin öfkesini biriktirerek farklı şiddet türlerine ve çeteleşmelere zemin hazırlamıştır.
Sonuç olarak, gençlerin şiddete yönelme nedenleri üzerinde derinlemesine düşünülmeli ve barışçı siyasi katılım kanalları açık tutulmalıdır. Sağlıklı bir gelişim için gencin sadece politik alanda değil; sanat, ticaret ve sosyal alanlarda da varlık gösterebilmesi hayati önem taşımaktadır.
Kaynakça
- CÜCELOĞLU, Doğan. Yeniden İnsan İnsana. 18. Basım. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1998.
- ÇAĞDAŞ, Aysel. Anne-Baba Çocuk İletişimi. 1. Basım. Ankara: Nobel Yayınevi, 2002.
- GANDER, M. J.; GARDİNER, H. W. Çocuk ve Ergen Gelişimi (Çev.: Bekir Onur). Ankara: İmge Kitabevi, 1993.
- YAVUZER, Haluk. Çocuk Psikolojisi. İstanbul: Remzi Kitabevi, 2002.

