Nedeni ve oluşum mekanizmaları tam olarak bilinmeyen Fibromiyalji Sendromu, en önemli belirtisi kronik ve yaygın kas-iskelet sistemi ağrısı olan, belli anatomik bölgelerde hassas noktaların varlığı, uyku bozukluğu, yorgunluk ve uzun süreli sabah tutukluğuna ek olarak; depresyon ve anksiyete gibi ruhsal sorunlarla karakterize, eklemlerde şekil bozukluğuna neden olmayan, eklem dışı romatizmal bir hastalıktır.

Fibromiyaljide sıklıkla görülen diğer semptomlar ise uyuşma, karıncalanma ya da yanma hissi, yorgun uyanma, çene ekleminde ağrı, eklem şişliği, titreme, boğazda yumru hissi, aşırı terleme, irritabl barsak sendromu, ağrılı adet, nefes darlığı ve çarpıntı, yumuşak dokuda şişlik hissi, huzursuz bacak sendromu, kuru göz sendromu, libido kaybı ve ağızda kuruluk hissi şeklinde çeşitlilik göstermektedir. Bu semptomları etkileyen en önemli faktörler ise hava şartlarındaki değişim, yetersiz uyku, yorgunluk, soğuk, nem, sıcaklık, stres ve anksiyete olarak bildirilmiştir.

Fibromiyaljide hastalığın en önemli bulgusu olan kronik ağrı geniş bir alana yayılmaktadır. En sık boyun, omuz ve sırt boyun-sırt, üst ekstremite ve bel bölgesinde görülür.

Fibromiyalji % 1,5-4 oranında görülür. Yaşla birlikte yaygınlığı artar 35-60 yaş arasında daha sık görülmektedir. Daha çok kadınlarda görülür. Kadınlarda yaygınlığı % 3.5 iken, erkekler arasındaki yaygınlığı ise % 0.5’tir.

Fibromiyaljide görülen ruhsal durumların sebep mi sonuç mu olduğu tartışılmaktadır. Bu hastalarda en çok görülen ruhsal bozukluklar depresyon, anksiyete bozuklukları, somotoform bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, obsesif-kompulsif bozukluk ve panik bozukluk’tur.

Depresyon görülme oranı % 40-60 arasında değişmekte, anksiyetenin görülme oranı ise % 50 civarıdır.

Bu hastalarda depresyonu tetikleyen ve engelleyen faktörler net olarak bilinmediği gibi depresyonun, Fibromiyaljinin kronik ve şiddetli doğasına karşı bir reaksiyon olup olmadığı da bilinmemektedir.

Fibromiyaljide eşlik eden ruhsal bozuklukluların hastalığın nedeni olmaktan çok kronik seyrinin bir sonucu olabileceğine vurgu yapan çalışmacılar mevcuttur. Bunlar daha çok bu hastaların psikolojik ve sosyal fonksiyonlarının, günlük yaşamda sık rastlanan sorunların yanında yaşadıkları ağrı ve uyku bozukluğundan ve fiziksel fonksiyonlarında meydana gelen kısıtlanmadan da etkilenebildiğinden bu sorunlarla baş etmedeki yetersizliğin de depresyona zemin oluşturabileceğini düşünmektedirler. Fibromiyaljideki ağrının bir bakıma depresyonun yerine geçen bir belirti olabileceğini düşünen otörler de vardır.

Biz psikiyatrist olarak fibromiyalji gibi rahatsızlıklara psikosomatik bozukluklar penceresinden bakarız. Fibromiyalji ruhsal olarak miyofasial ağrı sendromu ile aynı psikodinamik altyapıya sahiptir. Miyofasial ağrı sendorumu hakkında daha ayrıntılı bilgi almak içininkinini tıklayabilirsiniz.

Fibromiyaljinin tedavisinde ilaç odaklı ve ilaç dışı tedavi yaklaşımları mevcuttur. İlaç dışı tedavi yöntemleri eğitim, egzersiz çeşitli fizik tedavi yöntemleri, sıcak uygulamaları, masajlar ve psikoterapidir.

Psikoterapide en etkili yöntemlerden bilişsel-davranışçı yaklaşımdır.

Fibromiyaljinin tedavi sürecinde bilişsel davranışçı terapi yöntemleri ile amaçlanan olumsuz düşünce kalıplarının daha işlevsel olacak şekilde yeniden yapılandırılması, olumsuz başa çıkma yöntemlerinin belirlenerek söndürülmesi ve olumlu başa çıkma yöntemlerinin güçlendirilmesidir. Aynı zamanda, kronik ağrı ile başetme yollarının özellikle de fizyolojik uyarılmayı azaltmak için gevşeme tekniklerinin öğretilmesi, günlük aktivite düzeyinin artırılması, ağrı davranışına yönelik çevresel tepkilerin düzenlenmesi, analjezik ve psikoaktif madde kullanımının azaltılması hedeflenmektedir Bu hastaların bilişsel davranışçı tedaviden ve gevşeme egzersizlerinden fayda görmesi fibromiyaljinin ruhsal yapı ile ilişkisini gösteren önemli kanıtlarındandır.


İstanbul Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!