Evliliğe hazır mısınız? Ne dersiniz?
Evliliğe hazır mısınız? Ne dersiniz?

Çevrenizde birçok kişinin evlendikten sonra hayal kırıklığı yaşadığını ve “benim tanıdığım, evlendiğim insan bu değil” dediğine şahit olmuşsunuzdur. Sanki evlendikleri kişi evlenmeden önce tanıdıkları kişi ile aynı değildir, değişmiştir.

Evlilik öncesinde ilişki çok farklı kurallar ile işler. Bir ilişkinin başlarındaki “kur yapma dönemi” aslında kendimizi karşımızdakine beğendirme çabası içinde olduğumuz bir dönemdir. Bu süreçte hep iyi yönlerimizi gösterir, hep bakımlı ve iyi halimiz ile sevdiğimize kendimizi tanıtırız. Bunun arkasında kötü bir niyet yoktur aslında. Hedef sadece sevdiğimiz tarafından beğenilmek ve seçilmektir.

Evlendikten sonra, kur yapma hedefine ulaşmış, beğenilip seçilmiş ve istenilen kişi de elde edilmiştir. Hedefe ulaştıktan sonra birçok kişi için artık uğraş sona ermiştir. Ve bizim farklı zannettiğimiz ve öyle sevdiğimiz kişinin aslında bizim hiç tanımadığımız yönleri olduğunu, bizim tanıdığımızdan daha farklı birisi olduğunu deneyimler ve sandığımız kişiyle değil de aslında başka birisiyle evlenmiş olduğumuzu anlar, kaçınılmaz hayal kırıklığı yaşarız.

İşte bu hayal kırıklığının yaşanmaması için, kararınızı akılla vermenize yardım edecek cevapları bulmanızı sağlayacak soruları sormaktan kaçınmamalısınız.

Ayıp olur, şimdi problem çıkmasın, evlendikten sonra değişir, evlendikten sonra ben değiştiririm söylemleri ile sormaktan kaçındığımız soruların cevapları istesek de istemesek de en geç evlendikten sonra karşımıza çıkar. Evlendikten sonra karşımıza çıkan bu cevapları aslında hiç de değiştiremediğimizi, onun evlendikten sonra değişmediğini, esas problemlerin evlendikten sonra çıktığını görür, ayıp olmasın diye üstünü örttüklerimizin tüm çıplaklığı ile tam da gözümüzün önünde durduğunu deneyimleriz. Birbiriniz için oluşturacağınız net resim, aslında ilişkinizin her ikiniz için de ne kadar doğru ilişki olduğunu görmenizi sağlayacaktır. Aslında bizim sıklıkla kaçtığımız da bu cevaplarla yüzleşmek değil midir? Ama evlenmeden önce bu cevaplardan ne kadar kaçarsak kaçalım, en geç evlendikten bir süre sonra bu cevaplarla tüm çıplaklığı ile yüzleşmek zorunda kalacağız.

Sorulması gereken en temel soru psikolojinizin evlenmeye hazır olup olmadığıdır. Bireyleşme sürecini tamamladıktan sonra, yani erişkinleşip, meslek sahibi olduktan ve ekonomik olarak kendi ayaklarınız üzerinde durmayı başardıktan sonra sevdiğinizle mutlu olacağınız bir yola çıkmayı düşünmeniz sağlıklı olanıdır. Ama bu bireyleşme sürecini fiziki şartları ile tamamlamış olmanız psikolojik açıdan da evlenmeye hazır olduğunuz anlamına gelmez. Biliyorsunuzdur büyük olasılıkla, evlenmek için başvurduğunuzda sizden bir sağlık raporu istiyorlar. Ancak bu sağlık raporu sizin sadece fiziksel sağlığınızla ilgilenir, psikolojik sağlığınıza bakmaz. Siz erişkinleşme sürecinde duygusal olarak büyüdünüz mü? Kendi sorumluluğunuzu taşıyabiliyor musunuz? Bir evlilik içinde eşinizin ve sonrasında çocuklarınızın sorumluluğunu taşıyabilecek misiniz? Yaşamın getireceği zorluk, kayıp, başarısızlık gibi krizleri yönetebilecek özgüven ve hoşgörüde misiniz? Durumlar karşısında eksiklik yaşıyor musunuz? Yaşıyorsanız, bu öfke yönetiminizi nasıl etkiliyor? Herkes gibi kendinizin de sadece iyi, güzel ve doğrudan oluşmadığının farkında ve kabulünde misiniz? Eksik, olumsuz, hoş olmayan taraflarınızla barışık mısınız? Bu olumsuzluklarda kendinize ve ailenize toleransınız var mı? Evlilik hayatınızdaki en önemli seçimdir. Seçeceğiniz eş ile nasıl bir yaşamın içinde olacağınızı seçersiniz.

Sorulması gereken en temel sorulardan bir diğeri de “Birbirinizi ne kadar tanıdığınızdır”. Birbirinizi iyi tanımak, sevdiğiniz hakkında ne kadar bilgiye sahip olduğunuz ile o kişiyi ne kadar zamandır tanıdığınızın bir bileşkesidir. Çiftlerin birbirini iyi tanıması ile evlilik sonrası mutluluk arasındaki ilişki net ve açıktır. Partnerinizi evlenmeden önce ne kadar iyi ve uzun süre tanırsanız, evliliğiniz de o derece sağlıklı ve güzel olur. Partneriniz ile evlenmeden önce ne kadar çok ve kaliteli zaman geçirirseniz “genellikle” onu o kadar iyi tanır ve anlarsınız. Çift olarak güçlü ve zayıf yanlarınızı tanırsınız.

İnsanlar sosyal, duygusal, ekonomik ve dini nedenlerle evlenirler özetlersek.

Peki, siz neden evleniyorsunuz?

Sevdiğiniz için.

Aslında evden kurtulmak için.

Kendinize ait bir evinizin olmasını istediniz için.

Evdeki şiddetten, baskıdan bunaldığınız için.

Daha özgür olacağınızı düşündüğünüz için.

Çevrenizdeki hemen herkes evlendiği için.

Artık yaşınız geldiği için.

Ailenin ve toplumun baskısından bunalmış olduğunuz için.

Çocuk sahibi olmak istediğiniz için.

Serbestçe cinsellik yaşamak istediğiniz için.

Ne dersiniz? Sizin sebebiniz hangisi?

Gerçekten sevdiğiniz için mi evleniyorsunuz?

Ya da soruyu şöyle soralım; sadece sevdiğiniz için mi evleniyorsunuz?

Eğer cevabınız evet ise, bir bakalım; evliliğin esas şartları oluşmuş mu?

Her ikiniz de bireyleşme sürecini tamamladınız mı?

Her ikinizin de öğrenimleri tamamlandı mı?

Her ikiniz de şahsınız adına sosyal ve ekonomik konuma sahip misiniz toplumda?

Her ikiniz de kendinizin, eşinizin ve olursa, çocuğunuzun sorumluluğunu taşımaya hazır ve istekli misiniz?

Bir ilişkinin nasıl yönetileceği hakkında bilgi sahibi misiniz?

Kendinizin ve partnerinizin kuvvetli ve zayıf taraflarını biliyor musunuz? Bunları nasıl dengeliyorsunuz?

Ailenizle ve eşinizin ailesi ile ilişkilerinizi nasıl düzenleyeceğiniz hakkında gerçekten fikriniz var mı?

Diyelim ki, ilişkinizi evliliğe dönüştürmeye karar verdiniz:

Nişanlanma hakkındaki duygularınız net değilse, nişanlanmayın! Bekleyin. Emin olana kadar bekleyin.

Nişanlandıysanız, ama duygularınızdan emin değilseniz, bir şeylerin yanlış olduğunu hissediyorsanız, evlilik tarihini belirlemeyin.

Nişanlanmak ciddi bir adımdır. Flört etmek, çıkmak içinde taahhüt bulundurmayan bir ilişki biçimidir. Ama evlenmeye karar vermek ve nişanlanmak, birisi ile ömür boyu süreceğine inanmak istediğimiz ciddi bir bağlanma sözüdür. Ve her iki tarafın da bu sözü vermeden önce çok iyi düşünmesi lazımdır.

Biyolojik saatiniz hızla ilerliyor olabilir. Çevrenizdekiler artık evlenme vaktinizin geldiğiniz söyleyip duruyor olabilirler. Sakın bu tuzağa düşmeyin: “Otuzuma geliyordum, arkadaşlarım evlenmişlerdi ve bu geç kalmışlık hissi zihnimde o kadar güçlü parlıyordu ki bütün işaretleri görmeyecek kadar kör olmayı seçtim.“

Bu göstergelerin yanı sıra, bir de kim ne derse desin görmekten kendinizi asla alıkoymamanız gerekenler var:

Eğer partneriniz size fiziksel olarak zarar veriyorsa, devam etmeyin. Düzelmeyecektir.

Psikolojik şiddeti tespit ve kabul etmek daha zordur. En masum haliyle saygı yoksunluğu, kontrol etme gibi davranışlarla kendini gösterir.

Partneriniz anne-babası ve sizin ile olan ilişkisini dengeleyebiliyor mu? Anne ve babasıyla ilişkisini erişkinler arası bir ilişki olarak sürdürebiliyor mu?

Şu anki problemlerinizi düzeltmeye çalışırken evlenmeyi düşünmeyin. Çözemediğiniz problemlerle birlikte gelir evlilik. Problemleri “şu an” düzeltmeye çalışın, eğer olmuyorsa…

İhtiyaçlarınızı ve endişelerinizi rahatlıkla ifade edemiyorsanız, partnerinizle sıkıntılı konularda konuşamıyorsanız, bilin ki bu durum düzelmeyecek. Yeni yaklaşımlar deneyin.

Kendinizi sıklıkla “onu seviyorum fakat …” cümlesini söylerken buluyorsanız, ilişkinizi devam ettirmek için nedenlerinize iyi bakın.

Unutmayın, düğün, yeni bir ev heyecan vericidir. Fakat gün sona erer. Bu kişi her sabah kahvaltı masasında karşınızda görmek isteyeceğiniz kişi mi?

Evlenmeye karar vermek bazen aşk başımızı döndürmüşken çok kolay olabilir. Ama unutmayın, evlenince kimsenin başına gökten üç elma düşmüyor. Birçok masalla büyütüldük, sonunda hep beyaz atlı prensin güzel kızı sevdiği, masal gibi bir düğün ile evlendikleri ve sonsuza kadar mutlu yaşadıkları. Oysa gerçek evlilik o düğünün ertesi sabahında yanımızda şimdiye kadar bir hayat paylaşmadığımız ve bundan sonrasında her sabah birlikte uyanacağımız kişi le uyandığımızda başlar. Evlilik çok güzel bir birliktelik biçimi. Evliliği güzel bir birliktelik yerine taraflara üzüntü veren bir birlikteliğe çevirmemek sizin elinizde. Cesur olun. Gerçeklere bakmaya cesaret edin. Unutmayın, mutlu olmak sizin elinizde.

Dr.phil. Meltem KAVCAR SIRMALI

17 Şubat 2020


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!