Depresyon; karamsarlık, kendine güvensizlik, çaresizlik, kendini değersiz bulma, sosyal yaşamdan kaçma, saklanma, mutsuzluk, çaresizlik, iştahsızlık ya da aşırı yeme, hayattan zevk almama, umutsuzluk gibi duygular hissettiren ve aşırı durumlarda ölüm veya intihara kadar gidebilen ruhsal çökkünlük halidir.

Depresyon, insanın günlük hayatına yönelik negatif tutumunu etkileyip güçlendiren ve neredeyse sürekli varolan bir hoşnutsuzluk duygusu yaratır.

Ergenlerde ise, depresyon en sık rastlanan rahatsızlıklardan biridir.

Ergenlik dönemindeki gençlerimiz hem yetişkin hem de çocuk özelliklerini aynı anda taşırlar. Bu dönemde çok sık rastladığımız asilik, isyankarlık, söz dinlememe, aile ile çatışma (davranış bozuklukları), akademik başarıda ki düşme aslında yardım ihtiyacı içinde olan gençlerimizin bir anlamda kendilerini ve bulundukları zor durumu ifade etme biçimleridir.

Ergenlik dönemi depresyonu hem yetişkin dönemi depresyonunun başlangıcı olabilir. Aynı zamanda ergenin intihar girişimi ile yakından ilgili olması sebebiyle özellikle ilgilenilmesi gereken bir durumdur.

Ülkemizde yapılan bilimsel araştırmalarda, lise öğrencilerindeki depresyon oranı %20 gibi çarpıcı bir oran ortaya koymaktadır. Ayrıca ergenlik öncesinde kız ve erkek çocukları arasında depresyon açısından bir fark gözlemezken, ergenlikle birlikte kız çocuklarında depresyon erkeklerden daha fazla gözlemlenmektedir.

Türkiye de çok sık rastladığımız aile tutumu da ‘’Ergenliğe girdi’’ ya da ‘’Ergenlik döneminde hepimiz aynıydık, geçer’’ şeklindedir. Bu zor dönem de yardım almayı reddetme çocuğun aileden tamamen uzaklaşması ve akademik başarıda ki düşmeyle sonuçlanmaktadır. Akademik anlamda özgüvenini kaybeden genç okuldan tamamen uzaklaşmaktadır.

Ergenlik döneminde aile ve arkadaşlar gençlerin hayatındaki iki önemli etkendir. Yeterli ve doğru tutumlarla örüntülü bir aile desteği göremeyen genç hayatının önceliğine arkadaşlarını almaktadır. Böyle bir dönemde yanlış arkadaş gruplarının içinde olma; davranış bozuklukları, sigara, içki, madde kullanımı gibi kötü sonuçlara yol açmaktadır.


Çocukluklarında aşağıdaki travmatik şeyleri yaşamış;

Çocuğun tüm gayretlerine rağmen ebeveynlerle güvenilir, tatmin edici ilişkiler kuramadığı aile ortamları.

Çocuğun ailesi tarafından sürekli, ne kadar beceriksiz ya da yetersiz olduğunun söylendiği aile ortamları.

Çocuğun, önemli bir kaybı yaşadığı (boşanma, vefat v.b.) aile ortamları.

Gençlerin ergenlik depresyonunu bir uzman yardımı olmadan atlatmaları mümkün değildir.

Ergenlik depresyonunda diğer önemli bir noktada, bireyi depresyona sokan şeyin sorunlar olmadığı, ailenin ve bireyin bu sorunlara yaklaşım biçimi olduğudur. Sorun çözme becerisi gelişmemiş ailelerde büyüyen bireylerden ergenlik döneminde karşılaştığı sorunları çözmesini beklemek yerinde bir beklenti değildir.

Ergenlik depresyonunda ailelerin akıllarında tutmaları gereken en önemli şey, bir hastalıkla değil, yaşamının bu döneminde depresyona girmiş bir insanla karşı karşıya olduklarıdır. Böyle bir bakış açısı, ergenlik dönemine ait duygulanımları, düşünce ve davranış biçimlerini anlamamızı kolaylaştıracaktır.

‘’Hepimiz gençken aynıydık’’, ‘’Bir-iki yıl sonra bunların hepsi geçecek’’ gibi gerçek dışı rahatlatma ve tavsiyelerden uzak durarak, doğru bir uzmandan aile danışmanlığı ve çocuğunuz için bireysel terapi almalısınız.

Çocuğumuza ve yaşadığı ergenlik depresyonuna doğru bir yaklaşım, depresyonu zamanla ortadan kalkacak geçici bir durum ya da olay haline getirir.

Yanlış yaklaşım ise, çocuğumuzun mutsuz, özgüvensiz, depresif bir birey olarak yetişkinler dünyasına, baştan yenik girmesine sebep olabilir.


İzmir Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!