Doktorsitesi.com

Endometriozis Teşhis ve Tanısı

Prof. Dr. Mert Göl
Prof. Dr. Mert Göl5.0(327 Değerlendirme)
17 Eylül 2018197 görüntülenme
Randevu Al
  • Endometriozis, rahim iç tabakasının rahim dışındaki bölgelerde yerleşmesiyle karakterize, özellikle üreme çağındaki kadınlarda görülen ve kısırlığa yol açabilen kronik bir hastalıktır.
  • Hastalığın en yaygın belirtileri şiddetli adet sancısı, kronik ağrılar ve ağrılı cinsel ilişki olup, yumurtalıklarda oluşturduğu kistlere halk arasında çikolata kisti denilmektedir.
  • Kesin bir tedavisi bulunmayan bu hastalıkta tedavi planı; hastanın çocuk sahibi olma isteğine ve semptomların şiddetine göre ilaç veya cerrahi yöntemlerle kişiselleştirilmektedir.
Endometriozis Teşhis ve Tanısı
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Endometriozis Nedir?

Endometriozis, normal şartlarda rahim içini döşeyen tabakanın (endometrium) rahim dışındaki bölgelerde yerleşmesiyle karakterize kronik bir durumdur. Bu doku en sık karın boşluğu içerisinde; yumurtalıklar (overler), uterus bağları ve karın zarında görülmektedir. Ancak nadir durumlarda karın dışındaki bölgelerde; ciltte, akciğerlerde ve hatta gözde bile saptanabilmektedir.

İstatistiksel verilere göre, gebe kalamayan kadınların yaklaşık %30’unda endometriozis mevcuttur. Bu durum, hastalığın kadın üreme sağlığı üzerindeki etkisini açıkça ortaya koymaktadır.

Endometriozis Kimlerde Görülür?

Hastalık en sık üreme çağındaki kadınlarda görülmektedir. Menopoz sonrası dönemde, endometriozis gelişimi yumurtalıklardan üretilen östrojen hormonu ile doğrudan ilişkili olduğu için bu vakalara nadiren rastlanır. Etnik köken açısından incelendiğinde, Japonlarda beyaz ırka oranla daha sık görüldüğü saptanmıştır. Ayrıca genetik yatkınlık önemli bir faktördür; birinci derece akrabalarında bu hastalık bulunan kadınlarda risk %5-7 civarındadır.

Endometriozis Oluşma Teorileri (Etyoloji)

Endometriozisin kesin nedeni henüz tam olarak bilinmemekle birlikte, gelişimini açıklayan başlıca teoriler şunlardır:

  • Adet Kanının Geri Akımı ve İmplantasyon: Adet kanının tüplerden geriye doğru akarak karın boşluğuna yerleşmesi.
  • Metaplazi Teorisi: Çölomik epitelin östrojen veya kronik irritasyon etkisiyle başka bir dokuya dönüşmesi.
  • İndüksiyon Teorisi: Dejenere endometriumdan salınan maddelerin farklı hücreleri uyarması.
  • Genetik ve İmmünolojik Faktörler: Bağışıklık sistemindeki değişimler ve genetik yatkınlık.

Biyokimyasal düzeyde, endometriozis hastalarının periton sıvısında VEGF, MIF ve TGF-B seviyelerinde artış, NK hücre aktivitesinde ise azalma gözlenir. Ayrıca IL-6 ve TNF seviyeleri yükselirken, ektopik odaklarda aromataz aktivitesi saptanmaktadır.

Endometriozis Belirtileri Nelerdir?

Hastalığın en yaygın belirtisi şiddetli adet sancısıdır. Bunun yanı sıra hastalar aşağıdaki şikayetlerle kliniklere başvurabilmektedir:

  • Kronik karın, bel ve sırt ağrıları
  • İnfertilite (kısırlık)
  • Ağrılı cinsel ilişki (disparonia)
  • Nadiren kabızlık, ishal veya makata vuran ağrı
  • Rektal kanama ve idrar yaparken yanma hissi

Endometriozis odaklarının yumurtalıklarda kistleşmiş formuna halk arasında çikolata kisti (endometrioma) adı verilmektedir.

Risk Faktörleri ve Korunma

Endometriozis gelişiminde rol oynayan temel risk faktörleri şunlardır:

  • Hiç doğum yapmamış olmak
  • Aile öyküsü (annede endometriozis olması)
  • Sık adet görme ve uzun süren kanama dönemleri
  • Adet kanının dışarı akışını engelleyen anatomik tıkanıklıklar
  • Beyaz ve Asya ırkına mensup olmak

Genellikle adet kanamalarının sıklığını ve süresini azaltan durumlar (doğum kontrol hapı kullanımı, gebelik veya amenore) endometriozis riskini azaltan faktörler arasında yer alır.

Tanı Yöntemleri

Endometriozisin kesin tanısı, doku örneğinin alınarak patolojik inceleme yapılmasıyla konulur. Ancak her şüpheli vakada cerrahi müdahale (laparoskopi veya açık cerrahi) öncelikli değildir; cerrahi sadece gerekli görülen durumlarda tercih edilir.

Tanı sürecinde kullanılan diğer parametreler şunlardır:

YöntemAçıklama
Klinik ŞüpheSürekli adet sancısı veya gebe kalamama şikayeti olanlarda şüphelenilir.
LaparoskopiKarın içinde 3-5 mm boyutunda, barut yanığı görünümlü kahverengi odakların gözlenmesi.
CA-125 TestiBir tümör belirteci olan CA-125 seviyesi 100 mIU/l üzerine çıkabilir.
Ultrasonografi (USG)Küçük odaklar görülmese de endometrioma (çikolata kisti) tanısında tipik görüntü verir.

Endometriozis ve İnfertilite İlişkisi

Endometriozis olan kadınlarda gebelik oranları, sağlıklı bireylere göre yaklaşık 3 kat azalmıştır. Hastalık, tüplerde oluşturduğu yapışıklıklar nedeniyle sperm veya yumurta geçişini mekanik olarak bozabilir. Ayrıca salgılanan antikorlar ve toksik maddeler yumurta, sperm veya zigot üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.

İnfertiliteye (kısırlığa) neden olan teorik mekanizmalar:

  1. İleri evrelerde tüp anatomisinin bozulması.
  2. IL-6 artışının blastokist oluşumunu engellemesi.
  3. TNF alfa seviyesinin sperm ile zona pellusida arasındaki ilişkiyi bozması.
  4. İmplantasyon (tutunma) için gerekli olan integrin seviyelerinin endometriumda düşük olması.

Tedavi Seçenekleri

Endometriozisin günümüzde bilinen kesin bir tedavisi yoktur. Tedavi planı, hastanın çocuk sahibi olma isteğine ve semptomların şiddetine göre kişiselleştirilir. Çocuk arzusu olmayan hastalarda ağrıyı kontrol altına almak için doğum kontrol hapları ve ağrı kesiciler ilk tercihtir.

Şiddetli vakalarda GnRH analogları, danazol ve progesteron gibi ilaç tedavileri uygulanabilmektedir. Cerrahi müdahale gerektiren durumlarda ise laparoskopik yaklaşım altın standart olarak kabul edilmektedir. Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerde ise aşılama, yumurtlama tedavisi veya Tüp Bebek yöntemleri değerlendirilmelidir.

Etiketler

Endometriozis tedavisiEndometriozisendometriozis belirtileriendometrioziste infertiliteendometrioziste belirtileri

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Mert Göl

Prof. Dr. Mert Göl

Prof. Dr Mert GÖL ; mesleki hayatına hem İstanbul hem de İzmir de devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.