Ego ve kalp

Ego ve kalp

EGO & KALP Mutluluk; yakalanmak istenen, peşinden koşulan duygu. Uğruna depresyona girilen, bir dolu para dökülen bazen hasta olunan. Peki bu duyguyu yakalamak mı yoksa yaratmak mı? Cevabınız yakalamak ise egonuz, yaratmak ise kalbiniz devrede demektir . Egomuz devredeyken mutlu olma duygusu tam olarak içinden çıkılmaz bir hal alır. Ego bunu ciddi bir görev gibi görür ve mutluluk için önce gerekli olan şartları sıralar. - Kilo vermek - Daha akıllı olmak - Daha güzel/ yakışıklı olmak - Daha özgüvenli olmak - Daha fazla kazanmak - Çok sevilmek - İstenilen tatile mutlaka gitmek - Rakipleri elemek Bu liste böyle uzayıp gider. Eğer mutlu ve huzurlu olma konusunda egonuzun tuzağına düşmüşseniz önce şartları yerine getirmeye çalışırsınız. Böyle mutlu olunmaz mı? Olunur tabi ama burada mutlu olan sadece egonuzdur. Kalbiniz değil. Hissedebildiğiniz mutluluk da oldukça kısa sürer sonra tekrar aynı döngüye çekilirsiniz egonuz tarafından. Şunu da yapmak gerek, bunu da almak gerek, şunu da geçmek gerek… Bir süre sonra yorgun düşersiniz ve belki biraz da kızmaya başlarsınız kendinize. Bir dolu koşulu başarmışsınızdır (başardığınız senaryo üzerinden gidiyorum) yapmalıyım dediklerinizi yapmışsınızdır ama hala bir şey eksiktir hayatınızda. Umutsuzluğa bile kapılabilirsiniz; ne yaparsam boş olmuyor işte, bir türlü mutlu olamıyorum diye. Ki buralarda da muhteşem egonuz iş başındadır. Neden biliyor musunuz? Ego mutlu ve huzurlu olmanızı istemez. Kendiniz olup, kendinizle mutlu olmanız onun hükümsüz kalmasıdır. Bundandır sürekli bir yetersizlik ve eksiklik duygusu yaratıp sizi kandırması. Bundandır sürekli mutluluk şu köşenin arkasında, bu göbeği de geçtik mi tamam, şu engeli de aş, bu rakibini de solla az kaldı bak şu sınavı da hallet ondan sonra mutluluk senin demesi. Sanki siz hastasınız da ilaç da egonuzun elindeymiş gibi bir kovalamacadır bu. Egonun sizin mutsuzluğunuza ihtiyacı vardır. Peki neden kanarız egomuza? Elbette pek çok neden olabilir ama ben burada en çok önemsediğim neden üzerinde durmak istiyorum. Kalbimizi dinlemeyi seçmediğimiz için. Kalbimiz koşulsuzdur. İnsanlarla, canlılarla, yaşamla bağ içindedir. Kendisini karşısındakinden ayırmaz, olana bitene duyarlıdır. Ötekinin üzüntüsünü hissedebilir, sevincine ortak olabilir. Sever, şefkatlidir, besleyicidir. Huzur ve mutluluk için şartlara ihtiyacı yoktur. Sakindir, güvendedir. Onun sesi ile hareket etmek özgür hissettirir. Sesini size duyurabilmek için pek çok aracı vardır aslında. Bazen sizi doğaya çağırır dinginleşebilmeniz için. Çıkar ayaklarını bas üstüme, sakinleş der gibidir. Bazen hayatınızdaki aşktır kalbinizin sesi. Yardım etmeyi fısıldar kulağınıza, başkası ile paylaşmak dünyanın en rahatlatıcı duygularındandır çünkü. Olumlu niyetlerle de sesini duyurmaya çalışır size. İsteklerinizle ilgili “İyi olacak, yolunda gidecek” demenin gücüne sizi de ortak etmek ister. İçinize doğan güzel umutlarda size seslendiği anlardandır. Umut etmenizi, inanmanızı ve böylece yaratmanızı sağlamaya çalışır bilgece. Kalbinizin işaretlerini fark ettiğiniz anda aslında hiçbir şeye ihtiyaç duymazsınız mutlu olmak için. O anda kalmak, o anı yaşamak zaten mutluluktur. Üstelik çabasız ve kendiliğinden. Kolayca akarsınız kalbinizin sesini dinleyerek. Ve egonun peşinde koşmaktan daha etkilidir. Şimdi tekrar soruyorum, mutluluğu yakalamak mı yaratmak mı? Yeliz ŞEN Psikolojik Dan.

Bu makale 9 Mart 2019 tarihinde güncellendi. 0 kez okundu.

Yazar

Etiketler
sevgi ego kendinle olan iliski kendini sevmek kendine yardim etmek
Psk. Dan. Yeliz ŞEN
Psk. Dan. Yeliz ŞEN
Ankara - Psikoloji
Facebook Twitter Instagram Youtube