Doktorsitesi.com

DOĞUM TRAVMASI VE BAĞLANMA

Uzm. Psk. Dan. Büşra Şentürk
Uzm. Psk. Dan. Büşra Şentürk
12 Nisan 2022368 görüntülenme
Randevu Al
Psikolojik kuramlara öncülük eden analitik kuram doğum travmasını insanın dünyaya gelirken ruhsal mekanizmasının oluşumu için gerekli olduğunu düşünür. Otta Rank’ın Doğum Travması kitabında ayrıntılı bilgi yer almaktadır. Doğum travması çocukluk dönemindeki bütün kaygı ve korkuların temeli olarak ele alınmaktadır. İlk çocukluk dönemi bebeğin tam olarak baş edemediği doğum travmasını yeniden yaşama sürecidir. Bowbly, anne rahmindeyken annesine bağlanan insanın ölüme kadar ilişki ve bağ arayışı içinde olacağını ve ilişkilerinde kendini anne rahminde hissedeceğini belirtmiştir. Ayrıca annenin doğum süresince yaşadığı korku ve ölüm duygularının yol açtığı doğum travması da olabilir. Son yıllarda yapılan çalışmalara bakıldığında döllenmeden doğuma kadar anne karnında geçen sürede bebeğin hem annenin duygularından hem dışarıdan gelen müdahalelerden etkilendiğini ifade edilmektedir. Bu bağlamda doğuma anne-baba adayının psikolojik hazırlığı, doğuma hazırlık eğitimleri yoluyla bilgilendirme, doğum profesyonellerinin doğum ortamlarında travmatik yaşantıları azaltacak önlemler alması daha sonra travmanın çözümlenmesinde önemli bir işleve sahiptir. Bu çalışmanın amacı; bağlanma kuramı çerçevesinde doğum travması kavramının incelenmesi ve doğum sürecinin bebeğin gelişimi üzerindeki etkisini vurgulamaktır. Doğum travmalarının oluşumu ile ilgili önleyici hizmetlere önem verilmesi gerekmektedir. Ayrıca doğum travmasının önlenmesi ve ebeveyn-bebek arasındaki güvenli bağlanmanın sağlanması amacıyla yapılabilecek çalışmaları sunmaktır. Bu çalışmanın doğum travması konusunda genel çerçeveyi göz önünde tutarak bağlanma kuramı açısından incelenmesi ve doğum psikologlarına, oyun terapisinde doğum travması çalışan terapistlere ve bu konuyla ilgilenenlere yol gösterici olacağı düşünülmektedir.
DOĞUM TRAVMASI VE BAĞLANMA
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Doğumun Psikolojik Temelleri ve Ölüm Kavramı ile İlişkisi

Doğum, insan hayatı için en az ölüm kadar kritik bir öneme sahip olan, yaşamın başlangıcını temsil eden bir olgudur. Hennessey’e göre araştırmalarda ölüm kavramının doğuma kıyasla daha fazla ilgi görmesi dikkat çekicidir; çünkü insanlar ölümü, bir gizemin örtülü hali olması nedeniyle daha sıra dışı bulmaktadır. Oysa doğum konusu, çocukların ihmal edilmesiyle bağlantılı olarak araştırmalarda sıklıkla geri plana atılmaktadır. Bir insanın yaşamının ilk yılları, dünya ile şefkatli bir bağ kurabilen sağlıklı bir bireyin oluşması için en kritik süreci teşkil eder.

Doğum Öncesi Stres ve Psikolojik Gelişim

Verny tarafından yapılan çalışmalar, stres faktörünün henüz doğum gerçekleşmeden önce bile bebekleri etkilediğini ortaya koymaktadır. Doğum öncesi, perinatal ve erken çocukluk dönemlerinde maruz kalınan yüksek stres düzeyi, ilerleyen yaşlarda psikopati gibi kişilik bozuklukları ve çeşitli yetişkin hastalıklarıyla ilişkilendirilmektedir. Bu bağlamda, doğum öncesi bakım ve erken dönem ebeveyn-çocuk ilişkisinin; fiziksel, sosyal ve psikolojik gelişim üzerindeki etkisi yadsınamaz bir gerçektir.

Modern Psikolojide Doğum Travması Yaklaşımları

Doğum psikolojisi uzmanı Janus, psikoterapötik gözlemlerinde hayattaki değişimlerin nevrotik korkuları tetikleyebileceğini belirtir. Bu durumun temelinde, değişimin anne ile yaşanan ilk korkulu ayrılığın bilinçdışı anılarını canlandırması yatar. Modern psikolojide doğum üzerine teori geliştiren ilk uzman olan Otto Rank, çalışmalarının odağına doğum travmasını yerleştirmiştir. Freud ise bebeğin doğum öncesi ve sonrasında bilinci olabileceği görüşünü reddettiği için bu alandaki çalışmalarından vazgeçmiştir.

Otto Rank ve Doğum Travması Teorisi

Otto Rank, insanın bilinçli bir varlık olduğunu ve biyolojik dürtülerin tutsağı olmadığını savunur. Rank'a göre doğum travması, bilinçdışının temel çekirdeğini oluşturur. Bu teoriye göre tüm nevrotik rahatsızlıkların temel nedeni, ilksel nesne olan anneden (rahimden) ayrılmanın yarattığı endişedir. Çocuk, anne rahmindeki güvenli birliktelikten kopup fırtınalı bir ortama geldiği için bu deneyim travmatik ve korku verici bir özellik taşır.

Bağlanma Kuramı Çerçevesinde Doğum Travması

Bağlanma teorisinin kurucusu John Bowlby, anne ile kurulan psikobiyolojik ilksel çevreyi incelemiş ve kişiliğin gelişiminde bu bağın vazgeçilmez olduğunu vurgulamıştır. Bowlby’ye göre, çocukların annelerinden ayrı kaldıklarında yaşadıkları kaygı, aslında doğum travmasının bir tekrarıdır. Bireyin bebeklikten yaşlılığa kadar sürdürdüğü bağlanma davranışı, hayatı boyunca bir ilişki ve bağ arayışı içinde olmasına neden olur.

Anne ve Bebek Arasındaki Fiziksel Temasın Önemi

Doğum, anne ve bebeğin ilk fiziksel temasıdır ve bu karşılaşma biçimi, bebeğin gelişimindeki en kritik evre olan ilk ayları doğrudan etkiler. Nörobilim araştırmaları, dil gelişiminden önce beynin sağ lobunun baskın olduğunu ve bu lobun gelişiminin erken dönem sosyal deneyimlerle şekillendiğini göstermektedir. Bebeğin ilk öğrendiği unsurlar annenin kokusu, sesi ve yüzüdür; bu süreçteki kesintiler anne-bebek ilişkisine zarar verebilir.

Doğum Sonrası Bağlanmayı Zorlaştıran Koşullar

Anne ve çocuk arasında güvenli bir bağ kurulmasını engelleyebilecek bazı olumsuz koşullar şunlardır:

  • Prematüre doğum ve kuvöz kullanımı,
  • Yoğun makine, ekipman ve ilaç kullanımı,
  • Bebeğin anneden erken ayrılması,
  • Fiziksel temasın yetersizliği ve emzirmeden kaçınma.

Doğum Travmasına Yatkınlık Yaratan Faktörler

Doğumun bir travma olarak algılanması, annenin bu süreci nasıl deneyimlediğiyle doğrudan ilişkilidir. Okulu ve Erdeve’ye göre doğum travmasına yatkınlık yaratan risk faktörleri şunlardır:

Risk Faktörü KategorisiSpesifik Durumlar
Anneye Bağlı Faktörlerİlk gebelik, kısa boy, pelvik anomaliler
Doğum SüreciUzamış veya hızlı doğum, müdahaleli doğum (forseps/vakum)
Bebeğe Bağlı Faktörlerİri bebek, düşük doğum ağırlığı, fetal anomaliler, makat geliş

Doğum Travmasının Önlenmesi: Keşkesiz Doğum Modeli

Dr. Hakan Çoker ve Neşe Karabekir tarafından geliştirilen Keşkesiz Doğum Modeli, doğumda ekip çalışmasının önemini vurgular. Bu modelde doktor, ebe ve doğum psikoloğu birlikte çalışarak ailenin eğitim aldığı, müdahalenin minimumda tutulduğu ve bebeğin doğar doğmaz anne kucağına verildiği bir süreç hedeflenir. Temel amaç, annenin doğumu pişmanlıklardan uzak ve pozitif bir anı olarak hatırlamasını sağlamaktır.

Sonuç ve İyileşme İçin Öneriler

Doğum travması ve bağlanma arasındaki ilişki, çocuğun duygusal sağlığı üzerinde belirleyici bir rol oynar. Travmanın etkilerini hafifletmek ve güvenli bağlanmayı güçlendirmek için şu yöntemler önerilmektedir:

  • Bebekle sık sık ten tene temas kurmak ve beraber uyumak,
  • Bebekle sürekli konuşarak güvende olduğunu hissettirmek,
  • 2 yaştan sonra oyun terapisi desteği almak,
  • Anne karnını ve doğumu anlatan metaforik hikayeler okumak,
  • Duygu resimleri, güvenli alan çizimleri ve ritmik oyunlar aracılığıyla etkileşimi artırmak.

Etiketler

travmadoğum travmasıbağlanma

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Dan. Büşra Şentürk

Uzm. Psk. Dan. Büşra Şentürk

Büşra Şentürk ilkokul, ortaokul ve lise öğrenimini Kastamonu’da tamamlamıştır. Başkent
Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Programı lisans eğitiminden onur derecesiyle
mezun olmuştur. Byron Norton ve Nilüfer Devecigil'den Deneyimsel Oyun Terapisi
eğitimlerini almıştır. Uluslararası akredite Deneyimsel Oyun Terapisi® uygulayıcısıdır. Milli
Eğitim Bakanlığı onaylı Aile Danışmanıdır. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rehberlik ve
Psikolojik Danışmanlık yüksek lisans eğitimini başarı ile tamamlamıştır.
Uzman Psikolojik Danışman Büşra Şentürk mesleki çalışmalarına Pusula Psikolojik
Danışmanlık Merkezi'nde devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.

Benzer Makaleler