Doktorsitesi.com

DİYET FARKINDALIĞI

Prof. Dr. Cemalettin Camcı
Prof. Dr. Cemalettin Camcı
30 Mayıs 2017128 görüntülenme
Randevu Al
DİYET FARKINDALIĞI
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Küresel Bir Tehdit: Obezite ve Türkiye’deki Mevcut Durum

Obezite, günümüzde tüm dünya genelinde ciddi bir sağlık riski oluşturmaya devam etmektedir. Refah seviyesinin yüksek olduğu ABD’de %30-40 seviyelerine ulaşan obezite oranları, Türkiye için de benzer bir tehdit arz etmektedir. Ülkemizde yapılan Halk Sağlığı çalışmaları, obezite görülme sıklığının %20-25 bandında olduğunu göstermektedir.

Eğer gerekli önlemler alınmaz ve beslenme alışkanlıkları kökten değiştirilmezse, bu oranların önümüzdeki yıllarda daha da artacağı öngörülmektedir. Bu durum, obezite kaynaklı ölümlerin artış göstermesine neden olabilecek kritik bir süreci işaret etmektedir. Bu nedenle, toplumsal sağlığı korumak adına beslenme bilincinin artırılması hayati önem taşımaktadır.

Bilinçli Beslenme: Neyi Neden Tüketiyoruz?

Sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için vücuda alınan gıdaların içeriği ve bu gıdaların biyolojik işlevleri hakkında farkındalık sahibi olunmalıdır. Vücudu lüzumsuz besin maddeleriyle doldurmamak, üzerinde durulması gereken temel konudur. "Neyi, ne için tüketiyoruz?" sorusunun bilinciyle hareket etmek, çocukluk çağından itibaren kazanılması gereken bir disiplindir.

Çocukluk Çağı Alışkanlıklarının Geleceğe Etkisi

Araştırmalar, obezitenin temellerinin genellikle çocukluk döneminde atıldığını ortaya koymaktadır. Ebeveynlerin duygusal yaklaşımlarla çocuklarına sunduğu; içeriği sağlık açısından tartışmalı olan hamburger, patates cipsi ve şekerlemeler, kalıcı yanlış alışkanlıklara yol açmaktadır. Çocukluk çağında edinilen bu yeme içme alışkanlıkları, bireyin tüm hayatını ve genel sağlık durumunu şekillendirmektedir.

Bağırsak Florası ve Hastalıklarla İlişkisi

Son yıllarda yapılan araştırmalar, bağırsak florası (mikrobiyota) olarak adlandırılan ve vücudumuzla uyum içinde yaşayan yararlı bakterilerin önemini kanıtlamıştır. Tüketilen gıdalarla birlikte bu floranın yapısı bozulabilmekte ve vücut için zararlı hale gelebilmektedir. Kötü beslenme sonucu değişen bağırsak florasının, otoimmün hastalıklar ve iltihabi bağırsak hastalıklarının gelişiminde rol oynadığı ispatlanmıştır.

Bağırsak florasının sağlığı üzerindeki etkisi şu bilimsel bulgularla desteklenmektedir:

  • Normal kilodaki ve sağlıklı floraya sahip kişilerden alınan gaita örneklerinin, iltihabi bağırsak hastalığı olan kişilere nakledilmesiyle iyileşme gözlenmiştir.
  • Benzer şekilde, sağlıklı bir bireyin bağırsak bakterilerini içeren gaitasının obez bir kişiye nakledilmesi sonucunda kilo kaybı yaşandığı tespit edilmiştir.

Sağlıklı Bir Flora İçin Doğal Destek: Kefir

Her obezite vakasında gaita nakli uygulanması mümkün olmasa da bu bilimsel veriler bağırsak florasının hayati önemini açıkça göstermektedir. Mikroorganizma içeriğini dengelemek ve bağırsak sağlığını korumak adına ev yapımı kefir mayası ile hazırlanan kefir içeceğinin tüketilmesi uzmanlar tarafından önerilmektedir.

Besin ÖgesiSağlık Üzerindeki Etkisi
Faydalı Bakteriler (Probiyotikler)Bağırsakların düzgün çalışmasını destekler.
Ev Yapımı KefirFlora dengesini optimize ederek genel sağlığı korur.
Doğal MayalamaSindirim sistemini düzenler ve bağışıklığı güçlendirir.

Kefir içerisinde bulunan faydalı bakteriler, sindirim sisteminin işleyişine doğrudan katkı sağlar. Belki de Kafkas insanlarının uzun ve sağlıklı yaşam sürmelerinin temel sırrı, düzenli olarak tükettikleri bu doğal içecektir. Sağlıklı bir gelecek için bağırsak florasını korumak, obeziteyle mücadelenin en önemli adımlarından biridir.

Etiketler

Obezite oluşumuKefirBarsak infeksiyonuKefir mayası

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Cemalettin Camcı

Prof. Dr. Cemalettin Camcı

Prof. Dr. Cemalettin Camcı,1968 yılında doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde,1985 yılında başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayarak, 1991 yılında tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise 1992-1998 yılları arası Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yapmış ve Genel Cerrahi Uzmanı olmuştur. Uzmanlık eğitimi sırasında Norveç Hükümeti ile Türk Hükümeti arasındaki Kültürel Değişim Anlaşması çerçevesinde verilen bursu kazanarak Norveç’in tek transplantasyon merkezi olan Rikshospitalet-Oslo’da 1995 yılında 4 ay süreyle çalışmıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.