Doktorsitesi.com

DİYALİZ VE FİSTÜL AMELİYATI

Prof. Dr. Serdar Akgün
Prof. Dr. Serdar Akgün
13 Ekim 2022920 görüntülenme
Randevu Al
Kronik Böbrek Yetmezliğinde (KBY) diyalize girebilmek için yüzeysel atardamar ile toplar damarın birleştirilmesi ameliyatıdır. - Arteriovenöz fistül (AVF) ameliyatı da denilmektedir. -Teknik olarak bağlantı yan yana (paralel) ya da uç yan şekilde yapılmaktadır. Uç yan daha çok tercih edilir.
DİYALİZ VE FİSTÜL AMELİYATI
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Fistül Ameliyatı Nedir?

Fistül ameliyatı, Kronik Böbrek Yetmezliği (KBY) hastalarının diyaliz sürecine girebilmesi için gerçekleştirilen, yüzeysel bir atardamar ile toplardamarın birleştirilmesi işlemidir. Tıbbi literatürde bu işlem Arteriovenöz Fistül (AVF) ameliyatı olarak da adlandırılmaktadır. Bu operasyon, hastanın diyaliz makinesine bağlanabilmesi için gerekli olan yüksek kan akışını sağlamak amacıyla yapılır.

Diyaliz Fistülü Nasıl Oluşturulur ve Çalışır?

Teknik olarak fistül bağlantısı yan yana (paralel) veya uç yan şeklinde gerçekleştirilebilir; ancak cerrahi uygulamalarda uç yan bağlantı yöntemi daha sık tercih edilmektedir. Oluşturulan bu yapı, atardamar ve toplardamar arasındaki basınç farkı nedeniyle oldukça yüksek bir akım hızına sahip olur.

Zaman içerisinde atardamardan gelen yüksek basınçlı kan, toplardamarın genişlemesini sağlar. Genişleyen toplardamar, diyaliz iğnesinin batırılabileceği uygun bir alan haline gelir. Bu sayede kan diyaliz makinesine alınır, temizlenir ve tekrar vücuda geri verilir. Fistül, hastaya kalıcı ve sürekli bir diyaliz imkânı sunması bakımından hayati öneme sahiptir.

Fistül Ameliyatı Hazırlık Süreci ve Uygulama

Fistülün ne zaman açılacağına dair nihai karar Nefrolog tarafından verilir. Ameliyat öncesinde damarların yapısını ve uygunluğunu değerlendirmek için Doppler Ultrasonografi tetkiki yapılması temel bir prensiptir. Operasyon genellikle lokal anestezi altında gerçekleştirilir ve hastanın günlük hayatta daha az kullandığı baskın olmayan kolu tercih edilir.

Fistülün olgunlaşma süreci, hastanın damar çaplarına bağlı olarak yaklaşık 2-3 hafta sürebilmektedir. Daha önce omuz bölgesinden kateter yerleştirilmiş hastalarda, bu bölgenin altındaki damarlarda fistül açılması teknik olarak zordur ve açılsa dahi çalışma şansı oldukça düşüktür.

Fistül Açılan Bölgeler ve Enfiye Bölgesi (Snuff Box)

Fistül operasyonlarında cerrahi müdahale genellikle en uç noktadan başlar; başarısızlık durumunda daha yukarı bölgelere geçilir. Uygulama bölgeleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Enfiye Bölgesi (Snuff Box): En uygun ve öncelikli bölgedir.
  • Bilek Bölgesi: İkinci tercih edilen alandır.
  • Dirsek Bölgesi: Diğer seçeneklerin uygun olmadığı durumlarda kullanılır.
  • Diğer Bölgeler: Çoğunlukla kolda yapılsa da ihtiyaç halinde bacak, omuz veya boyun bölgeleri de kullanılabilir.

Suni Damar (Greft) Kullanımı ve Riskleri

Kendi damar yapısı yeterli çapta olmayan veya çok sayıda başarısız fistül denemesi olan hastalarda suni damarlar (greft) kullanılmak zorunda kalınabilir. Ancak hastanın kendi damarlarıyla yapılan fistüller her zaman daha iyi sonuç vermektedir. Suni damarların (greftlerin) dezavantajları şunlardır:

ÖzellikSuni Damar (Greft) Durumu
Enfeksiyon RiskiOldukça yüksektir
Pıhtılaşma SorunuSıkça karşılaşılan bir problemdir
Bakım ZorluğuKendi damarına göre daha zordur

Ameliyat Sonrası Fistül Bakımı ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Fistülün uzun ömürlü olması için ameliyat sonrası bakım kritik bir rol oynar. Fistül çalışmaya başladığında, parmağınızı üzerine koyduğunuzda bir vızıltı veya tınlama hissetmeniz gerekir; bu ses fistülün sağlıklı çalıştığının göstergesidir.

Fistül sağlığı için şu kurallara uyulmalıdır:

  • Fistülün çalışıp çalışmadığını düzenli olarak kontrol edin.
  • Fistüllü kolla ağır eşya taşımayın.
  • Fistülün üzerine yatarak uyumaktan kaçının.
  • Fistül olan koldan kesinlikle tansiyon ölçtürmeyin.

Olası Komplikasyonlar ve Tanı Yöntemleri

Bazen toplardamar aşırı genişleyebilir ve venöz hipertansiyon gelişebilir. Bu durum ağrıya, renk değişikliğine veya akım düşüklüğüne bağlı olarak pıhtı gelişimine neden olabilir. Fistülde pıhtı oluşması durumunda diyaliz makinesi etkin çalışamaz ve pıhtının temizlenmesi gerekir.

Tanı aşamasında Doppler Ultrasonografi genellikle yeterlidir. Bazı durumlarda Anjiyografi gerekebilir; ancak anjiyoda kullanılan kontrast madde (boya) böbreklerden atıldığı için kalp yetmezliği veya akciğer ödemi gibi riskler oluşturabilir. Bu süreçte hemodiyaliz ihtiyacı doğabileceği için dikkatli olunmalıdır.

Etiketler

FİSTÜL AMELİYATI

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Serdar Akgün

Prof. Dr. Serdar Akgün

Prof. Dr. Serdar AKGÜN, tıp eğitimini 1987 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise 1994 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı'nda yapmış ve Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.