Diyafragma Tümörleri ve Cerrahisi
- Diyafragma tümörleri tıp literatüründe nadir görülen vakalar olup, hastaların yaklaşık yarısı asemptomatik seyretmekte veya omuz ağrısı, öksürük gibi genel belirtiler göstermektedir.
- Tanı sürecinde akciğer grafisi, BT ve MR gibi radyolojik görüntüleme yöntemleri kullanılırken, kitlenin metastaz veya herni olmadığının ayırt edilmesi kritik önem taşımaktadır.
- Benign tümörlerde cerrahi tedavi ile mükemmel sonuçlar alınırken, malign tümörler genellikle ileri evrede teşhis edildiği için cerrahi ve kemoterapi kombinasyonuna rağmen kötü prognoza sahiptir.

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Diyafragma Tümörlerine Genel Bakış
Diyafragma, malign plevral efüzyon ve malign peritoneal hastalıklar gibi neoplazmlardan sıklıkla etkilenen bir yapıdır. Buna karşın, diyafragmanın primer malign veya benign tümörleri tıp literatüründe oldukça nadir görülen vakalar arasında yer almaktadır.
Diyafragma Tümörlerinin Tarihçesi
Diyafragmatik tümörlerin tıp tarihindeki gelişimi, 19. yüzyıla kadar uzanan önemli kilometre taşlarına sahiptir:
- İlk vaka: 1868 yılında Grancher tarafından bir otopsi sırasında tespit edilen benign fibromadır.
- Lipom raporu: 1886 yılında Clark, diyafragmanın primer lipomunu rapor etmiştir. Devam eden süreçte Nicholson, Whitehead, Wiener, Chou ve Olafsson tarafından 71 kişilik geniş bir seri yayınlanmıştır.
- Güncel veriler: 2006 yılında Cada, 5 pediatrik ve 36 erişkin olgu sunmuştur. 1995 yılından günümüze kadar ise toplamda 28 vaka sunumu literatüre kazandırılmıştır.
Klinik Bulgular ve Belirtiler
Diyafragma tümörlerinin yaklaşık %50'si asemptomatik seyretmektedir. Bu vakalar genellikle cerrahi eksplorasyon sırasında veya radyolojik incelemelerde tesadüfen tespit edilir. Semptom gösteren hastalarda ise şu bulgular öne çıkar:
- Omuz bölgesine yansıyan ağrı ile birlikte alt göğüs bölgesinde rahatsızlık ve bunalma hissi.
- Büyük kitlelerde komşu organlara yapılan bası sonucu oluşan öksürük ve nefes darlığı.
- Alt ekstremitelerde venöz basıya bağlı gelişen ödem.
Tanı ve Ayırıcı Tanı Yöntemleri
Diyafragma tümörlerinde tanı süreci öncelikle radyolojik görüntüleme yöntemlerine dayanır. İlk değerlendirme genellikle akciğer grafisi ile yapılır. Efüzyon ayrımının netleştirilmesi için dekübit pozisyonda çekilen röntgenler tercih edilir. İleri evre değerlendirmelerde ise USG, CT (BT) ve MRI sıklıkla kullanılan yöntemlerdir.
Ayırıcı Tanıda Dikkat Edilmesi Gerekenler
Diyafragma tümörlerinin nadirliği nedeniyle, bölgedeki kitlelerin öncelikle çevre dokulara ait olabileceği düşünülmelidir. Tanı kesinleşmeden önce şu durumlar elimine edilmelidir:
- Enfeksiyonlar ve hematomlar.
- Konjenital lezyonlar veya herniler.
- Diyafragmatik kitlenin bir metastaz olma ihtimali.
Akciğer kaynaklı kitlelerin ayrımında; kitle ile diyafragma arasındaki keskin açı, pulmoner damarların kitlenin içine kıvrım yapması ve fokal hacim kaybı gibi kriterler incelenir. Plevral kitlelerde ise genellikle geniş bir açı gözlenir. Karaciğer kitlelerinin ayrımında USG ve MRI kullanılırken, herniye iç organların tespitinde kontrastlı görüntüleme tercih edilir. PET taramasının bu tümörlerdeki rolü ise henüz netleşmemiştir.
Diyafragmanın Primer Benign Neoplastik Lezyonları
Benign (iyi huylu) tümörler arasında en sık rastlananı lipomadır. Diğer benign lezyonlar şunlardır:
| Tümör Tipi | Örnekler |
|---|---|
| Sık Görülenler | Lipoma, Fibroma |
| Kistik Lezyonlar | Bronşiyal, Mezotelyal veya Teratiod Kistler |
| Vasküler/Yumuşak Doku | Kondroma, Anjioma, Lenfanjiyoma, Hemanjioendotelioma |
| Diğer | Rabdomyofibroma, Nörojenik Tümörler (Nörilemmoma, Nörofibroma) |
Benign Tümörlerde Tedavi
Benign lezyonların temel tedavisi cerrahidir ve prognoz mükemmeldir. Tanı için yeterli doku örneğinin alınması veya semptomları giderecek düzeyde eksizyon yapılması tedavi için yeterli kabul edilir.
Diyafragmanın Primer Malign Neoplastik Lezyonları
Bu kitlelerin büyük bir çoğunluğu mezenkimal orijinlidir. Başlıca malign türler şunlardır:
- Leiyomyosarkom ve Rabdomyosarkom
- Malign Fibröz Histiositoma
- Fibrosarkom
- Epiteloid Hemanjioendotelioma
- Hemanjioperisitoma ve Anjiosarkom
Malign Tümörlerde Tedavi ve Prognoz
Malign vakalarda tam kür sağlamak amacıyla tek başına cerrahi veya cerrahinin Kemoterapi (KT) veya Radyoterapi (RT) ile kombinasyonu uygulanır. Ancak literatürdeki kısıtlı bilgiler, küratif cerrahiye rağmen prognozun kötü olduğunu göstermektedir. Bunun temel sebebi, hastaların çoğunun hastalık lökorejyonel olarak ilerledikten veya metastaz yaptıktan sonra semptomlarla başvurmasıdır.




