Dissosiyasyon ve Dissosiyatif Bozukluklar Üzerine..

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Dissosiyatif Bozukluklar ve Dissosiyasyon Kavramı
Dissosiyatif bozukluklar, psikiyatri tarihindeki en köklü tanı gruplarından biri olmasına rağmen, tarihsel süreçte zaman zaman ihmal edilmiş ve farklı bozuklukların bir yan fenomeni (epifenomen) olarak değerlendirilmiştir. Temel anlamıyla dissosiyasyon; normal şartlarda bir bütünlük içinde çalışan bilinç, bellek, kimlik, duygu, algı, beden temsili, motor kontrol ve davranış süreçlerinde bir ayrışma veya süreksizlik yaşanması durumudur. Bu durum, bireyin ruhsal bütünlüğünü tehdit eden unsurlara karşı geliştirdiği karmaşık bir savunma mekanizmasıdır.
Dissosiyasyonun Tarihsel Perspektifi ve Gelişimi
Dissosiyasyon kavramının kökenleri 17. yüzyılda Paracelsus’un çoğul kişilik kayıtlarına kadar uzansa da, modern literatürde bu süreç genellikle Pierre Janet ile başlatılır. Janet, "desagregation mentale" terimini kullanarak kavramın bilimsel temellerini atmıştır. Tarihsel süreçte bu bozuklukların gelişimi şu aşamalardan geçmiştir:
- 17. Yüzyıl: Paracelsus tarafından ilk kayıtların tutulması.
- 19. Yüzyıl: Pierre Janet’in kavramı sistematize etmesi ve histeri ile ilişkilendirmesi.
- 1980’li Yıllar: Bliss, Spiegel ve Fink gibi araştırmacıların dissosiyatif belirtiler ile hipnoza yatkınlık arasındaki güçlü bağı ortaya koyması.
- Modern Dönem: Dissosiyatif bozuklukların; konversiyon ve somatizasyon gibi kavramlardan net bir şekilde ayrılması.
Psikolojik Bir Kaçış Mekanizması Olarak Dissosiyasyon
Kriton Dinçmen’e göre dissosiyasyon, bireyin ağır stres ve tehlike karşısında başvurduğu bir psikolojik kaçış halidir. Bu süreçte ego, tam bir yıkımı önlemek ve varlığını koruyabilmek adına kendi bütünlüğünden bir parçayı feda eder. Bu ağır ödün sonucunda, hastalık yaratan kısım bilinçten uzaklaştırılır.
Dissosiyasyon hallerinin klinik görünümü şu şekillerde ortaya çıkabilir:
- Amnezi (Bellek kaybı)
- Depersonalizasyon (Yabancılaşma)
- Somnambulizm (Uyurgezerlik)
- Çift Kişilik ve Füg (Kaçış) durumları
- Bayılma ve bilinç kesintileri
Nedenleri ve Eşlik Eden Psikiyatrik Tablolar
Dissosiyatif bozukluklar, çevresel etkenlerle en güçlü ilişkiye sahip psikiyatrik tablolardır. Özellikle çocukluk çağı ruhsal travmaları (istismar ve ihmal), bu bozukluğun birincil nedeni olarak kabul edilir. Güncel araştırmalar, bu bozukluğun sadece zihinsel değil, fiziksel semptomlarla da ilişkili olduğunu göstermektedir.
| Eşlik Eden Psikiyatrik Bozukluklar | İlişkili Fiziksel ve Ruhsal Belirtiler |
|---|---|
| Borderline Kişilik Bozukluğu | Kronik Ağrı ve Migren |
| Post Travmatik Stres Bozukluğu | İntihar Girişimleri |
| Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) | Öfke Kontrol Problemleri |
| Şizofreni ve Madde Kullanımı | Duygudurum Dalgalanmaları |
Özellikle Türkiye'de yapılan çalışmalar, kronik migren hastalarında dissosiyatif belirtilerin kontrol gruplarına oranla anlamlı derecede yüksek olduğunu kanıtlamıştır.
Epidemiyoloji: Türkiye ve Dünyada Görülme Sıklığı
Türkiye’de dissosiyatif bozukluklar üzerine sistematik çalışmalar 1993 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nde Şar ve Öztürk öncülüğünde başlamıştır. Yapılan araştırmalar, bu bozukluğun toplumda sanılandan çok daha yaygın olduğunu göstermektedir.
- Genel Toplum Prevalansı: %11.2
- Kadınlarda Görülme Oranı: %18.3 (Sivas ilinde yapılan saha çalışması verisi)
- Tanı Sorunları: Bu hastaların bir kısmı yardım almamakta, bir kısmı ise yanlış teşhislerle (depresyon veya sınırda kişilik bozukluğu gibi) tedavi edilmeye çalışılmaktadır.
Kaynakça
- Akcan G, Öztürk E (2018). Ruhsal Travma ve Dissosiyasyon.
- APA (2013). DSM-V Tanısal ve Sayımsal El Kitabı.
- Dinçmen K (1991). Psikiyatri, İletişim Yayınları.
- Şar V (1998). Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu: Tanı ve Nozolojik Sorunlar.
- Öztürk E (2017). Travma ve Dissosiyasyon, Nobel Tıp Kitabevi.


