Disosiyatif Bozukluk Nedir?(KİMLİK ÇÖZÜLMESİ)

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Disosiyatif Bozukluk: Tanımı ve Genel Bakış
Disosiyatif Bozukluk, ülkemizde sıkça karşılaşılan ve temelinde "çözülme" anlamını taşıyan bir ruhsal rahatsızlıktır. Bu durum; çeşitli ruhsal sıkıntılar veya travmatik (üzücü, korkutucu, utandırıcı veya öfke uyandırıcı) olaylar neticesinde bireyin bilinç, bellek ve kimlik bütünlüğünde bozulmalar yaşanmasıdır. Kişi bu süreçte farklı biriymiş gibi konuşma, konuşamama, bayılma, unutkanlık veya kimliğini hatırlayamama gibi belirtiler gösterebilir.
Disosiyatif Bozukluk Nedir?
Disosiyatif bozukluk yaşayan hastalarda, yapılan tüm tıbbi tetkik ve incelemelere rağmen belirtilere yol açacak fiziksel bir beyin rahatsızlığı saptanmaz. Psikiyatri hasta grubunda görülme oranı yaklaşık %5-10 arasındadır. Araştırmalar, çocukluk dönemindeki kötü muamele ve travma öyküsü ile disosiyatif belirtiler arasında doğrudan bir bağ olduğunu göstermektedir.
Psikiyatrik sınıflandırma sistemlerine göre bu rahatsızlık farklı türlere ayrılır:
- DSM IV Sınıflandırması: Disosiyatif unutkanlık, disosiyatif kimlik bozukluğu (çoğul kişilik), disosiyatif füg ve depersonalizasyon bozukluğu.
- ICD 10 Sınıflandırması: Yukarıdakilere ek olarak disosiyatif bayılmalar ve kendinden geçme durumlarını da kapsar.
Disosiyatif Bozukluk Belirtileri Nelerdir?
En sık karşılaşılan ve doktora başvuru nedeni olan belirti disosiyatif bayılmalardır. Bu bayılmalar sara (epilepsi) nöbetlerine benzer şekilde çırpınma ve kasılma ile görülebilir. Ancak bu nöbetlerin kendine has özellikleri vardır:
- Genellikle başkalarının yanında ortaya çıkar.
- Hasta yere yavaşça düşer, ciddi yaralanmalar görülmez.
- Kişi etrafındakileri duyabilir ancak yanıt veremez.
- Nöbet sonrası yüksek sesle ağlama, kendine zarar verme veya saldırganlık görülebilir.
Bu durumlar konversiyon tipi bayılma veya pseudo-epileptik nöbet olarak da adlandırılır. Diğer önemli belirtiler ise şunlardır:
- Disosiyatif Amnezi: Travmatik bir olay sonrası kişisel bilgilerin veya belirli bir dönemin aniden unutulması.
- Disosiyatif Kimlik Bozukluğu: Kişinin kendisini farklı kişiliklere sahipmiş gibi yaşantılaması.
- Disosiyatif Füg (Kaçma): Bireyin eski kimliğini unutarak farklı bir yerde, farklı bir kimlikle yaşamaya başlaması.
Disosiyatif Bozukluğun Nedenleri
Disosiyatif bozuklukların kökeninde genellikle çocukluk çağı travmaları yatar. Çocuk, baş edemediği ağır olaylar karşısında zihinsel olarak ortamdan ve kendisinden uzaklaşmayı (disosiasyon) bir savunma mekanizması olarak öğrenir. Bu yöntem, yetişkinlikte de stresle başa çıkma biçimi olarak devam eder.
| Tetikleyici Faktörler | Yaşanan Duygusal Tepkiler |
|---|---|
| Fiziksel şiddet ve işkence | Aşırı korku ve endişe |
| Cinsel istismar ve saldırı | Yoğun suçluluk ve pişmanlık |
| Doğal afetler ve felaketler | Çaresizlik ve öfke |
| Aile içi şiddetli çatışmalar | Derin üzüntü ve utanç |
Bu rahatsızlık, genellikle nazik, hayır demekte zorlanan ve duygularını dışa vuramayan bireylerde daha sık görülür. Bayılma eylemi, sistemin aşırı voltaj karşısında sigorta atması gibi, zihnin kaldıramayacağı acıdan kaçma yöntemidir.
Hastalığın Seyri ve Sonuçları
Disosiyatif bozukluklar, kişinin iş ve aile hayatındaki verimliliğini düşürebilir. Eğer belirtiler ani bir travma sonrası başlamışsa ve ek bir hastalık yoksa iyileşme şansı yüksektir. Bu hastalar telkine yatkın oldukları için tıp dışı yöntemlerle (halk doktorları vb.) geçici iyileşmeler gösterebilirler; ancak bu durum kalıcı değildir ve sorunlar tekrar nükseder.
Tedavi Yöntemleri ve Yaklaşımlar
Tedavi süreci, nörolojik bir sorun olmadığından emin olunduktan sonra psikiyatrik muayene ile başlar. Yapısal bir beyin hasarı olmadığı için tedavinin acil servis yerine, hastanın kendisini ifade edebildiği sakin bir dönemde yapılması esastır.
Ailelerin Dikkat Etmesi Gerekenler:
- Hastaya sadece belirti gösterdiğinde (bayıldığında vb.) ilgi göstermek, sorunun sürmesine neden olur.
- Bayılma anında soğan koklatmak veya soğuk duşa sokmak gibi yöntemler stresi artırır.
- Nöbet anında hastayı sakin bir odaya alıp yalnız bırakmak en doğru yaklaşımdır.
Kronik vakalarda, hastanın sorunlar karşısında daha olgun tepkiler geliştirmesini hedefleyen ve bazen yıllarca sürebilen psikoterapiler uygulanır. Tedavinin başarısında aile, doktor ve hasta iş birliği kritik öneme sahiptir.
Kaynakça: Bilişsel Davranışçı Psikoterapiler Derneği


