Doktorsitesi.com

Diş Fırçalama ve Ağız Gargarası İle Koronavirüs Önlenebilir Mi?

Uzm. Dr. Dt. Mehmet Güngör Karagözlü
Uzm. Dr. Dt. Mehmet Güngör Karagözlü
15 Ekim 2020219 görüntülenme
Randevu Al
Diş Fırçalama ve Ağız Gargarası İle Koronavirüs Önlenebilir Mi?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Ağız Sağlığı ve Diş Fırçalamanın Önemi

İnsanlar günlük yaşamda pek çok farklı motivasyonla dişlerini fırçalamaktadır. Temizlik ve özgüven hissi, estetik bir gülüşe sahip olma arzusu, kötü ağız kokusunun (halitozis) giderilmesi, diş eti hastalıklarından korunma ve diş çürüklerini önleme bu nedenlerin başında gelir. İçinde bulunduğumuz COVID-19 pandemisi döneminde ise bu alışkanlıklara, koronavirüsün bulaşmasını engelleme stratejisi de kritik bir koruyucu önlem olarak eklenmiştir.

COVID-19 Riskini Azaltmada Ağız Hijyeninin Rolü

Günde 3 kez, uygun teknikle 3 dakika boyunca diş fırçalamak ve ardından antiseptik ağız gargarası kullanmak, virüsün ağız boşluğuna yerleşme riskini minimize edebilir. Bu rutin, virüsün ağızdan alt solunum yollarına yayılma ihtimalini düşürmektedir. Özellikle sabahları evden çıkmadan önce ihmal edilen ağız bakımı, sosyal temas sırasında virüsün bulaşma etkisini en aza indirmek adına hayati önem taşır.

Maske Kullanımı ve Damlacık Yoluyla Bulaş Riskleri

Maske kullanımı toplumsal alanlarda zorunlu olsa da konuşma, aksırma veya öksürme sırasında yayılan tükürük damlacıkları risk oluşturmaya devam eder. Araştırmalar, şiddetli bir aksırmada damlacıkların 4 metreye kadar yayılabildiğini ve havada 14 dakikaya kadar asılı kalabildiğini göstermektedir. Maskeler kişiden çıkan damlacıkları büyük oranda engellese de dışarıdan gelecek mikroskobik virüs zerrelerinin ağız ve burun yoluna sızmasını her zaman %100 oranında önleyemeyebilir.

Tam izolasyon sağlayan respiratör tipi filtreli maskeler ise uzun süreli kullanımda bazı sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu maskelerin kullanımı sonucunda karbondioksit oranı yüksek, oksijen oranı düşük havanın tekrar solunması; nefes darlığı, baş ağrısı, denge kaybı, çarpıntı ve baş dönmesi gibi semptomlara neden olabilmektedir.

Diş Macunu ve Gargaraların Virüs Üzerindeki Etki Mekanizması

Maske takmadan önce dişlerin 3 dakika fırçalanması ve ardından 3 dakika boyunca gargara yapılması, kimyasal bir koruma kalkanı oluşturur. Diş macunlarının içeriğinde bulunan sülfaktan (aktif yüzey temizleyici) ve deterjan türevleri (sodyum veya magnezyum lauril sülfat), virüs üzerinde doğrudan etkilidir. Bu bileşikler, tıpkı sabunlarda olduğu gibi virüsün dış lipit (yağ) zarını parçalayarak virüsü inaktive eder ve hastalık yapıcı etkisini (virulansını) ortadan kaldırır.

Ağız Hijyeni Ürünlerinin Koruyucu Özellikleri:

  • Etki Süresi: Diş macunundaki aktif bileşikler ağızda 5 ila 7 saat boyunca aktif kalabilir.
  • Hücresel Koruma: Antiseptik gargaralar, virüsün ağız ve boğazdaki epitel dokuya yerleşip çoğalmasını engeller.
  • Bağlanmayı Önleme: Gargaralar, virüsün yüzeyindeki glikoproteinlerin ağız epiteli hücrelerindeki reseptörlerle bağ kurmasını bozar.

Antiseptik Ağız Gargaralarında Bulunan Aktif Maddeler

Piyasada farklı içeriklere sahip pek çok antiseptik ağız gargarası bulunmaktadır. Bu ürünlerin temel amacı, virüsün yayılımını ve dokuya tutunmasını engellemektir. Yaygın olarak kullanılan gargara içerikleri şunlardır:

Etken Maddeİşlevi
Klorheksidin / Povidon İyotGüçlü antiseptik ve antiviral etki sağlar.
Setilpiridinyum Klorür / TriklosanBakteri ve virüslerin dış yapısını bozar.
Hidrojen PeroksitOksidasyon yoluyla mikroorganizmaları inaktive eder.
Çay Ağacı Yağı / TymolDoğal antiseptik özelliklerle koruma sağlar.

Sonuç olarak, düzenli ağız bakımı sadece diş sağlığınızı korumakla kalmaz, aynı zamanda pandemi sürecinde kişisel koruma kalkanınızın önemli bir parçası haline gelir. Sağlıklı günler dileriz.

Etiketler

Diş fırçalamaAğız gargarasıKoronacovid

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Dt. Mehmet Güngör Karagözlü

Uzm. Dr. Dt. Mehmet Güngör Karagözlü

Dr. Dt. Güngör KARAGÖZLÜ, 1966 yılında İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde başladığı lisans eğitimini 1972 yılında tamamlamış ve Diş Hekimi unvanı almıştır. 1980 yılında ise Hacettepe Üniversitesi Saglık Bilimleri Fakültesi Periontoloji Anabilim Dalı'nda Dişeti ve Hastalıkları Doktora eğitimini tamamlamıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.