Değişimi ve gelişimi ne kadar istiyoruz?

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Gerçeklik Terapisi’nde Taahhüt Seviyeleri ve Başarı İlişkisi
Bir hedefe ulaşmak veya temel ihtiyaçlarımızı tatmin etmek, sadece istemekle değil, bu uğurda ne kadar enerji harcamaya niyetli olduğumuzla doğrudan ilişkilidir. Gerçeklik Terapisi uygulayıcılarından Robert E. Wubbolding, bireylerin değişim ve gelişim süreçlerindeki kararlılıklarını belirleyen taahhüt seviyelerini beş ana başlıkta incelemektedir. Bu seviyeler, kişinin terapi sürecinden veya hayatındaki herhangi bir değişimden ne kadar verim alacağını belirleyen temel unsurdur.
Robert E. Wubbolding’e Göre 5 Farklı Taahhüt Seviyesi
Değişim yolculuğunda bireylerin sergilediği tutumlar, başarı şansını doğrudan etkiler. Wubbolding tarafından tanımlanan bu seviyeler şu şekildedir:
- 1. Seviye: Direnç ve İsteksizlik: "Burada olmak istemiyorum, beni rahat bırak." yaklaşımıdır. Genellikle terapiye zorla getirilen kişilerin sergilediği, değişime tamamen kapalı olunan aşamadır.
- 2. Seviye: Eylemsiz İstek: "Sonuç almak istiyorum ancak uğraşmak istemiyorum." diyen gruptur. İlişkilerini düzeltmek veya terfi almak isteyen ancak eylem planlamasına direnç gösteren kişileri kapsar.
- 3. Seviye: Orta Seviye Taahhüt: "Deneyeceğim, yapabilirim, belki." gibi ifadeler kullanılır. Bu seviye, başarısızlıklar için bahaneler üretmeye müsaittir. Örneğin; kesin bir saat vermek yerine "gelmeye çalışacağım" demek, net bir sorumluluktan kaçıştır.
- 4. Seviye: Çaba Odaklı Yaklaşım: "Yapabileceğimin en iyisini yapacağım." sitemidir. Her ne kadar olumlu görünse de "Elimden geleni yaptım ama olmadı" diyerek bir kaçış yolu bırakma ihtimalini barındırır.
- 5. Seviye: Tam Taahhüt: "Ne gerekiyorsa yapacağım!" aşamasıdır. Kişi sorumluluğu kabul eder, plan yapar ve uygular. Bahane üretmez, başkalarını suçlamaz ve tamamen geleceğe odaklanır.
Teoriden Pratiğe: Danışan Yaklaşımları ve Gerçek Senaryolar
Psikolojik danışmanlık süreçlerinde karşılaşılan pek çok vaka, bu taahhüt seviyelerinin somut birer yansımasıdır. Geçtiğimiz ay içinde görüşme talep eden birçok kişinin, maalesef en fazla 3. seviye taahhüt ile sürece başladığı gözlemlenmiştir. "Denemeyi istemek" ile "ne gerekiyorsa yapmak" arasındaki uçurum, terapinin başarısını belirleyen en kritik faktördür.
Bir telefon görüşmesinde geçen şu diyalog, taahhüt eksikliğini net bir şekilde ortaya koymaktadır:
| Katılımcı | Diyalog İçeriği |
|---|---|
| Danışan Adayı | "Görüşmeye eşimle beraber girmem çünkü ben kendimde bir problem görmüyorum." |
| Uzman | "Kendinizde problem görmüyorsanız, eşiniz tek gelsin." |
| Danışan Adayı | "(Gülerek) Beraber gelelim biz." |
| Uzman | "Siz gelin, ben sizde de bir sorun bulurum." |
| Danışan Adayı | "Bende problem görürseniz, eksiklerimi söylerseniz sevinirim." |
Sorumluluk Almanın Değişimdeki Rolü
Yukarıdaki örnekte yer alan kişi, görüşme için bir daha aramamıştır. Bu durum, 1. seviye taahhüt yaklaşımının en somut örneğidir. Kişi sorumluluk almaktan kaçınmakta ve adeta "Benimle uğraşma, karşı tarafı düzelt" mesajı vermektedir.
Sorumluluk almamış ve değişim için en düşük seviyede kalmış bir bireyin, profesyonel bir görüşmeden verim alma ihtimali oldukça düşüktür. Sizce bu denli direnç gösteren ve sorumluluğu tamamen reddeden bir yaklaşımla yapılan görüşmeden nasıl bir sonuç alınabilir? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşmanızı bekliyorum.



