Doktorsitesi.com

Çocuklarda görülen psikolojik temelli problemler ve nedenleri

Psk. Dan. Sultan Sevimli
Psk. Dan. Sultan Sevimli
21 Ocak 201310079 görüntülenme
Randevu Al
Çocuklarda görülen psikolojik temelli problemler ve nedenleri

Çocuklar dünyaya geldiklerinde, dış dünyanın tehlikelerine karşı savunmasızdırlar. Onların her ihtiyacını doyuma ulaştıran, koruyan, en büyük güven kaynakları anne-babalarıdır. Çocuk istenmeyen davranışta bulunduğunda anne ya da baba cezalandırmak için çocuğu terketmek ile tehdit ettiklerinde ”yaramazlık yaparsan polis amca gelir babanı götürür sende babasız kalırsın.” gibi cümleler kurduklarında, çocuk onu her şeyden koruyan güven kaynağı anne-babasını kaybetmekten, yalnız kalmaktan korkar ve yetersizlik duygusu hisseder. Anne-babalar ya da çocuğun yakın çevresindeki insanlar çocukların yaramazlık yapmasını önlemek için ev içindeki hareketleri kontrol etmek için “Orda öcü var, seni yer.” gibi cümleler kullanırlar, çocuklarsa güçlü bir güven bağı kurdukları ebeveynlerine inanırlar .”Beni biraz daha üzersen doktor amcayı çağıracağım sana iğne yapsın.” Bu tür ifadeler çocukta bazı nesnelerle korku duygusunu özdeşleştirmeye neden olur.

Sevilecek şeylerden sevgiden,saygıdan çok korkulması gerektiğini öğreniyoruz toplumda.”Akşama baban gelir nasılsa..” “Tanrı seni cezalandırır.” gibi cümleler bizim sevmemiz gereken şeylerden ilk önce korkmamız gerektiğini açıklıyor sanırım. Baba bir korku figürü değildir,baba sevilen ve saygı duyulması gereken bir varlıktır.

Yaşantı sonucu çocukta oluşan korkular ( boğulma ya böyle bir duruma şahit olma, hırsızlık olayına şahit olma,kaza vs..) ise ciddiye alınması gereken, çocuğun anlaşılıp dinlenilmesine ihtiyaç duyduğu durumları beraberinde getirirken, uzmandan yardım alınması gereken durumlardır.Çocuğun gelecek yaşamında fobi ya da hayatına yön veren olumsuz etkenler olmaması için bu tür durumlarda yardım alınmalıdır.

Gece Korkuları
Çocuklar özellikle 3-6 yaş arasında korkulu rüyalar görüp, bağırmayla ve korkuyla uyanabilirler. Hayaletlerden korktuklarını ifade edebilirler. Rüyalarının içerikleri anne-baba tarafından dinlenilmeli, bunların gerçek hayatta olmadığı,anne-babasının onun yanında olduğunu,yalnız olmadığını çocuğun gelişim düzeyine uygun somut bir biçimde ifade edilmesi gerekir.Çocuk uyuyana kadar onun yanında yatılabilinir, sakinleştirilebilinir.

Gece korkuları sık sık yaşanıyorsa bunun sebebi, aile içi huzursuzluk, anne-baba kavgasına şahitlik ya da cinsel birlikteliğe şahitlik olabilir. Çocuk cinsel birlikteliği anlamlandıramadığı için babasının annesine zarar verdiğini düşünüp onu korumak için annesiyle uyumak isteyebilir, kavgalarına şahit olmuşsa yine annesini korumak isteyebilir,” Uyursam yine kavga ederler, beni terk ederler” gibi düşünler içine girmiş olabilir. Böyle durumlarda çocuğa kızmamak uykuya dalıncaya kadar yanında yatmak, sakin ve sevecen davranmak uygundur.

Okul Korkusu
Okul korkusu çocuğun annesinden ayrılmak istememesiyle ortaya çıkar,anneyle çocuk arasında kurulan bağın çok güçlü olması asıl sebebidir.Çocuk evinde ebeveynlerinin yanında özgürce hareket eder,bilir ki onu her zaman koruyacak anne-babası yanındadır. Anne babasının olmadığı bir ortamda bulunacak olması çocuğu tedirgin eder, yalnız kalmaktan korkar, belki anne-babasının onu terk edeceğini düşünür. Bunlardan dolayı okula gelmek istemez. Psikosomatik belirtilerle de ( karın ağrısı,mide bulantısı,kusma vs…) çocuğun bu isteksizliğiyle perçinlenir.

Çocuk okula niçin gittiğini doğru bir biçimde algılayıp anlamlandırması çocuğun okula gelmesi onun evden uzaklaştırılmak için verilmiş bir ceza olarak düşünmemesi içinde yararlı olacaktır.

Okul korkusu zamanla, okul psikolojik danışmanı, sınıf öğretmeni ve ailesi işbirliği ile çözülebilecekken okul fobisi patolojik bir durum olarak değerlendirilir. Okul fobisi ortaokul ve lise zamanında bile görülebilir ve bu konuda bir psikolojik danışmandan yardım alınması hassasiyeti üzerinde durulmalıdır.

Tikler
Tikler,kişide iradesi dışı gelişen kas kasılmaları olarak görülür.Tikler zaman içinde yer ve şekil değiştirebilir.6-7 yaşlarında daha çok görünür.Erkek çocuklarda kız çocuklarına göre daha sık rastlanır.Tiklerin altında yatan asıl sebep bastırılan kaygıdır.Çocuğun yaşantısında onu derinden etkileyen şeylerin oluşturduğu kaygı bastırılır.Bu yaşanılan ani olaylar,kaza,travmatik yaşantılar,ürkme gibi olaylar da ortaya çıkış sebebi olabilir.Bastırılan bu duygunun verdiği enerjinin, kaslar yoluyla açığa çıkma şeklidir.Çocuk neyin kaygısını yaşıyorsa ( anne-babayı kaybetme kaygısı, yalnız kalma kaygısı,başarısız olma kaygısı vs..) bu durum ortadan kaldırılmalıdır.Bu uzman bir kişinin yardımıyla alınacak psikolojik destek ile olmalıdır.Çocuğun hissettiği tedirginlik ve kaygı durumu ortadan kalktığında tikte geçecektir.

Kekemelik
Her psikolojik problemde akla ilk gelen şey olduğu gibi kekemelikte de dikkat edilmesi gerekilen ilk şey biyolojik bir problem olup olmadığıdır.Çocuğun ağız, diş, dil gibi konuşma organlarında var olan problem konuşmasını olumsuz yönde etkileyecektir. Kekemelik, konuşmadaki tutukluk, harf ,ses ve kelime tekrarı gibi görülen bir konuşma bozukluğudur.Biyolojik (ağız,diş,dil organlarındaki problemden kaynaklanan) genetik ve psikolojik temelli olmaktadır.Konuşma hızındaki değişiklik yavaş ya da hızlı olabilmektedir.Genelde şarkı söylerken ve şiir okurken görülmez.Erkek çocuklarında görülen kekemelik problemi kız çocuklarına göre daha fazladır.

Biyolojik bir problem olmayan çocuklardaki kekemelik probleminin hangi yaşlarda görüldüğü dikkat edilmesi gerekilen ikinci noktadır.Konuşmayı yeni öğrenen çocuğun düşünce hızı konuşma hızından fazla olduğu için ve düşündüklerini bir an önce söylemek istemesinden kaynaklanan bir tutukluk yaşayabilirler.Genellikle 2-4 yaş arasında görülen kekemelik geçicidir.Bu dönemlerde ailenin sevecen,sabırlı çocuklarını destekleyici tutum içinde olması çocuğun bu süreci daha kolay ve olumlu atlatmasını sağlayacaktır.

Psikolojik temelli kekemelik probleminde, aile tutum ve davranışlarının genelde mükemmeliyetçi ve aşırı koruyucu olduğu görülür. Mükemmelliyetçi ailelerde çocuğun aşırı düzenli,titiz, kibar ve güzel konuşması beklendiği için çocuk yanlış yapmaktan korkar. Özellikle toplum içinde yapılan uyarılar “Oğlum düzgün konuşur musun? Lütfen demelisin!!! “ gibi sözcüklerle çocuğun konuşmasına sürekli müdehale edilir, çocuk yanlış yapmaktan korkarak,aşırı kontrollü konuşmaya çalışarak, konuşma bozukluğu yaşamasına sebep olacaktır.Aşırı koruyucu ailelerde ise cezalandırmalar sert ve katı,kurallardaki esneklik azdır.Bu tür ailelerde çocuk daha fazla korku yaşayacaktır.Çocuğun korkuları ise konuşmasında kekemelik olarak ortaya çıkabilir. Kekemelik çocuğun toplumsal yaşamını etkiler.Konuşmak istemez, kekeleme korkusuna devamlı sahiptir. Sosyal yaşamda daha çekingen, özsaygısı ve özgüveni düşük olmaktadır.Bu durum çocuğun arkadaş ilişkilerini ve akademik başarını da olumsuz olarak etkiler.

Yaşantı,korku, travmatik olaylar sonucu yaşanılan konuşmadaki tutukluk ve kekemelik psikolojik temellidir.Bu durumlarda mutlaka psikolojik yardım alınması,çocuğun konuşma problemi ve ruh sağlığındaki olumsuz etkinin giderilmesi gerekir.Konuşma bozukluğu ve kekemeliğin psikolojik tedavisinin asıl amacı çocuğun düşük özgüven ve özsaygısını yükselterek benlik saygısının korunmasıdır.

Yalan Söyleme
Çocuklarda görülen yalan söyleme davranışının birçok sebebi olabilmektedir.Çocuk aile içinde ilgisiz kaldığını düşünerek dikkat çekmek için yalan söyleyebilir.Yaptığı olumlu davranışlarla fark edilmediğini düşünene çocuk, olumsuz ve ebeveynlerinin istemediği davranışlarla kolayca dikkat çekebileceğini düşünebilir..Bunun içinde en uygun davranış yalan söylemedir.Çünkü yalan toplumla ayıplanan bir davranıştır.Bunun dışında çocuk anne-babasının tutarsız davranışlarını yakalayarak onları model almış bile olabilir.”Annem evde yok de,oğlum…., baban sorarsa anneme bunu komşu hediye etti de oğlum.Misafirlikten erken kalkmak için uykum geldi de kızım ki sana bebek alırım” gibi çoğaltılabilinecek örneklerle çocuğun örtük bir şekilde yalan söylemeyi en çok güvendiği anne-babasından öğrendiği görülmektedir.Yalan söylemek doğru değil, denilen çocuğa bu tarz davranışlarla yaklaşıldığında çocuk yalanın aslında kötü olmadığını,istediği durumlarda çıkarları için söylenebileceğini, kötü olsa anne-babası yapmazdı diye düşünmesi onu yalan söyleme davranışına yönlendirecektir.Dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise hangi durumlarda nasıl yalan söylendiğidir.Yalan söyleme davranışına eşlik eden başka bir psikolojik sorun olabilir.Hırsızlık yaptığı için yalan söyleyen bir çocuğun gözlemlenmesi,ne sıklıkla yalan söylediği, izinsiz başkasının eşyasını almasının sebepleri üzerinde incelenmesi,onun benlik saygısını düşürmeden konuşulması gerekiyorsa da uzman bir kişiden psikolojik destek alınması gerekmektedir.

Saldırganlık
Saldırganlık doğuştan gelen,süperegonun gelişmesiyle kontrol altına alınan ya da başka yönlere aktarılan bir dürtüdür.Çocuklarda süperego gelişimi zamanla olduğu için saldırganlık kontrol alınması daha azdır.Saldırganlık dürtülerini açıkça yaşarlar.Öfke duyguları engellenirse çocuklar, öfkelerini aşırı bir biçimde ortaya çıkarırlar, kendilerine ve başkalarına zarar bile verebilirler.Her türlü saldırganlığın engellendiği ortamlar gergin olur.Çocuklar büyüdükçe isteklerinin her zaman her istediği anda gerçeklemeyeceğini öğrenir ve isteklerini erteler.Şiddetin olduğu ailelerde büyüyen çocukların şiddet eğilimleri daha fazladır.İki kardeş birbirine vururken, babanın gelip büyük çocuğa “ O senden küçük,kardeşine bir daha vurduğunu görmeyeyim.” derken vurması, babanın söz ve davranışlarla tutarsız olduğunu ortaya koyup, çocuk saldırganlığını nasıl ortaya çıkarabileceği konusunda ebeveynlerini örnek alabilirler.Ortaokul ve lise zamanlarında çeteleşme problemlerinde saldırgan tutumlu çocukların daha fazla bulunduğu görülmektedir.
Çocuğun saldırganlık dürtüsünü kontrol altına alıp, içinde bulunan enerjinin doğru yöne kanalize edilmesini sağlamak, ailelerin çocukları doğru yönlendirmesiyle gerçekleşir.İlgi ve yeteneklerine göre çocukların enerjilerini ortaya çıkarabilecek hobiler bulması işe yaramaktadır.

Dikkat Eksikliği ve Aşırı Hareketlilik (Hiperaktivite)
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu birlikte görülebilinirken, dikkat eksikliği tek başına da görülebilinir.Dikkat eksikliği beyindeki dikkat toplama merkezinde bulunan problemden kaynaklanan, odaklanamama, dikkat edilmediği için geç ve güç öğrenme olarak kendini gösterebilir.Hareketli ve yaramaz çocuklara toplum için hiperaktif tanısı konulur.Ancak her yerinde duramayan, hareketli çocuk hiperaktivitesi olan çocuk değildir.Erkek çocuklarda kızlardan daha fazla görülürken, erken çocukluk döneminde (3-4yaş ) görülse de anne-babalar bunu fark edemezler.Çocuklar okula başladıklarında; sırada oturamama, sürekli bir şeye odaklanamama, dersin ve öğretmenin dışında, ortamdaki birçok uyarıcının çocuğun dikkatini çekmesinden dolayı öğrenme güçlüğü yaşaması olarak ortaya çıkabilir.Bu çocuklar bebekliklerinde huysuz, huzursuz, sürekli ağlayan, zor bebekler olarak tanımlanırlar.Tedavi, belirtileri, şikâyetleri ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bu süreçte çocukların aşırı hareketliliklerini azaltmak ve dikkatlerini artırıcı çalışmalar yapılmaktadır. Ailenin ve öğretmenin bu konu hakkında bilgilendirilmesi ve katılımları gerekmektedir. Aile, çocuk ve öğretmenin işbirliğine girmesi, tedavinin gidişini hızlandıracaktır.Çocuğun bozukluğuna uygun, disiplin uygulayan, tutarlı ve kararlı olan, ilgili, sevecen davranan anne babalar bu konuda başarılı olurlar. Bu çocuklara karşı aşırı disiplin veya gevşek tutum uygun değildir. Böyle bir çocuğa sahip olan ailenin işi zordur .Çocukta belirtiler dikkat edildiğinde psikolojik danışma merkezinden yardım alınması gerekir.

Alt Islatma (Enürezis)
Çocuklar için, 18-36 ay arasında kas gelişimi olgunlaştığı için tuvalet eğitimini kazanabilecek dönemdedir.Bu dönemde ailenin tutum ve davranışları,aşırı koruyucu ailelerde katı öğretme tutumları,cezalandırma,zorlamanın olması; ilgisiz ailelerde aşırı serbest bırakma, önemsememenin olması çocuğun tuvalet alışkanlığını kazanıp kazanmamasını etkileyecektir.Bu dönemde aileler çocuklarına anlayışlı,sabırlı, sevecen olmalıdır.Bu dönemi sağlıklı bir biçimde atlatan çocuklar 3-5 yaş arasında idrarını kontrol edebilecek olgunluğa ulaşmış olurlar.Bu yaşlarda ayda en az 2-3 kez yatağını ıslatan çocuğun,biyolojik olarak kas gelişiminde bir problem olup olmadığını öğrenmek için doktora götürülmeli, kas gelişimiyle alakalı problem yoksa psikolojik danışmana götürülmelidir.Toplumumuzda yatağını ıslatma problemi yaygın bir biçimde bulunmaktadır.Erkek çocuklarında daha sık rastlanır.Aile fertlerinden birilerinin geçmişinde de yatağını ıslatma problemiyle karşılaşılabilinir, ve çocukta da yatkınlık söz konusu olabilir.Çocukların yataklarını ıslatmamaları için akşamları meyve suyu, su gibi içecekleri içirmeme, sulu şeyleri yedirmeme gibi davranışların hiçbir etkisi yoktur.Biyolojik tedavilerde aileler erkek çocukların erkekliklerinin yitirmelerinden korkma,çocuğunun olmamasından korkmaları ise yersizdir.Tedavinin böyle bir etkisi yoktur.

Dışkı Kaçırma (Enkoprezis)
Çocuğun tuvalet eğitimini tamamladığı yaşlardan sonra, iradeli ya da irade dışı bir biçimde kakasını kontrol edememesinden kaynaklanan bir psikolojik sorundur.Yatağını ıslatma problemine göre daha az rastlanırken, erkek çocuklarda daha fazla olduğu görülmüştür.

Ebeveynelerden her ikisinden ya da birisinden ayrılmış olması, yeni bir kardeş doğumu ( kıskançlıkla beraber gelişimde gerileme),travmatik olaylar vs.. gibi yaşantıların etkisi de olabilmektedir. Aile içinde anne aşırı düzenli ve titiz ise, bu durumdan dolayı cezalandırma söz konusu oluyor ise çocuk anneyi cezalandırmak içinde istemli olarak dışkısını kontrol etmiyor olabilir.Çocuğa tuvalet eğitimi baskıyla uygulanmışsa bu durum görülebilir. Bu davranışıyla çocuk hem annesinin ilgisini çekmekte hem de ona baş kaldırmaktadır.Bu çocuklarda özgüven eksikliğiyle birlikte benlik saygılarının da zedelendiği görülmüştür. Anne babaların çocuğa olan yaklaşım ve tutumlarının değiştirilmesi,baskı,ceza,katı tutumlar varsa düzeltilmesi,çocuğun anlaşlııp dinlenilmesi gerekmektedir. Çocukla sağlıklı bir güven ve sevgi bağı kurulduktan sonra kontrollü ve sevecen bir biçimde tuvaletinin yaptırılması sağlanmalı ve kontrol edilmelidir.Çocuğun yaşına ve gelişim dönemine uygun ödüller de verilebilinir.

Yazar Hakkında

Psk. Dan. Sultan Sevimli

Psk. Dan. Sultan Sevimli

Psk. Dan.Sultan Sevimli, 04.10.1989 tarihinde Osmaniye’de doğdu. İlkokul,ortaokul ve lise eğitimimi Osmaniye’de tamamladı. 2007 yılında Sakarya Üniversitesi psikolojik danışma ve rehberlik bölümüne başlayıp, 2009 yılında aynı bölümde Çukurova Üniversitesine yatay geçiş yaptı. 2011 yılında mezun oldu. Kahramanmaraş, Ardahan, Artvin,İstanbul illerinde görev yaptı. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.