Doktorsitesi.com

ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN BOYUN KİTLELERİ VE ÖPÜCÜK HASTALIĞI

Prof. Dr. İbrahim Aladağ
Prof. Dr. İbrahim Aladağ
20 Eylül 2023172 görüntülenme
Randevu Al
Boyun kitleleri tespit edildiğinde hastada ve ailesinde ciddi endişe uyandıran ve mutlaka incelenmesi gereken durumlardır. Çok farklı neden olmasına rağmen sıklıkla doğumsal, iltihabi ve tümoral patolojiler ön plandadır. Boyunda kitleye yol açan nedenler yaş gruplarına göre değişiklik gösterebilir. Çocukluk ve genç erişkinlerde iltihabi ve doğumsal patolojiler, yetişkin grupta ise tümoral patolojiler daha fazladır.
ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN BOYUN KİTLELERİ VE ÖPÜCÜK HASTALIĞI
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Boyun Kitleleri ve Klinik Önemi

Boyun kitleleri, tespit edildiği anda hem hastada hem de ailesinde ciddi endişe uyandıran ve vakit kaybetmeden incelenmesi gereken klinik durumlardır. Bu kitlelerin oluşumunda çok sayıda farklı etken rol oynasa da, vakalar sıklıkla doğumsal, iltihabi ve tümöral patolojiler olarak sınıflandırılmaktadır. Boyunda kitleye yol açan nedenlerin dağılımı, hastanın yaş grubuna göre belirgin değişiklikler göstermektedir.

Çocukluk ve genç erişkin döneminde daha çok iltihabi ve doğumsal patolojiler ön plana çıkarken, yetişkin yaş grubunda tümöral patolojilerin görülme sıklığı artmaktadır. Özellikle çocukluk döneminde boyun kitlelerine çok sık rastlanır ve bunlar genellikle mikrobik bulaş sonucu ortaya çıkan lenfadenopatiler (bezeler) şeklindedir. Doğumsal kist ve kitleler ikinci sırada yer alırken, iyi ve kötü huylu tümörler üçüncü sırada, daha az sıklıkla görülmektedir.

Enfeksiyöz Mononükleoz (EBV) ve Boyun Şişlikleri

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde, boyundaki mikrobik nedenler arasında Epstein-Barr Virüsü (EBV) en sık karşılaşılan etkendir. EBV, halk arasında "öpücük hastalığı" olarak da bilinen Enfeksiyöz Mononükleoz tablosuna yol açar. Bu hastalık, özellikle çocuklarda ve genç erişkinlerde vücudun genelinde ve boyun bölgesinde büyümüş bezelere neden olmaktadır.

Boyunda ortaya çıkan her şişlik mutlaka uzman bir hekim tarafından değerlendirilmelidir. Özellikle lösemi gibi ciddi hastalıklar açısından ayırıcı tanının titizlikle yapılması hayati önem taşır. EBV kaynaklı enfeksiyonlar, genellikle izole ortamlarda büyüyen çocukların anaokulu veya okul gibi kalabalık ortamlara girmesiyle, virüse maruz kalmaları sonucu ortaya çıkar.

Enfeksiyöz Mononükleoz Belirtileri

Virüse maruz kalan çocukların bir kısmında hiçbir bulgu görülmezken, çoğunluğu hastalığı bir üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde geçirir. Hastalık genellikle 1-2 ay içinde kendiliğinden iyileşme eğilimindedir. En sık görülen klinik bulgular şunlardır:

  • Yüksek ateş ve şiddetli boğaz ağrısı
  • Boyun ve koltuk altlarında şişmiş lenf bezleri
  • Baş ağrısı ve aşırı yorgunluk hissi
  • Kas güçsüzlüğü ve gece terlemeleri
  • Şişmiş bademcikler nedeniyle oluşan konuşma bozukluğu ve nefes darlığı

Tanı ve Teşhis Yöntemleri

Enfeksiyöz Mononükleoz tanısı konulurken klinik bulguların yanı sıra laboratuvar testlerinden yararlanılır. Tanı sürecinde kullanılan temel yöntemler aşağıda tabloda belirtilmiştir:

Tanı YöntemiAçıklama ve Kullanım Amacı
Klinik BulgularHastanın fiziksel muayenesi ve semptomların değerlendirilmesi.
Tam Kan SayımıYüksek beyaz küre sayısı ve lenfosit yüzdesi tanıyı destekleyen unsurlardır.
Monospot TestiEn güvenilir testtir; heterofil antikorlara bakar. Belirtilerden 2-4 hafta sonra en tutarlı sonucu verir.
EBV Antikor TestiEBV’ye özgü antikorlar araştırılır. Belirtilerden 1 hafta sonra doğru sonuç verir.

Olası Komplikasyonlar ve Tedavi Yaklaşımları

Enfeksiyöz Mononükleoz kendi kendini sınırlayan bir hastalık olsa da, bazı durumlarda ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Bu komplikasyonlar arasında dalak büyümesi, karaciğer iltihabı, kansızlık, trombositlerde azalma, kalp iltihabı, menenjit ve Guillain-Barré sendromu yer alabilir. Ayrıca bademciklerin solunumu engelleyecek derecede şişmesi de riskli bir durumdur.

Tedavi Süreci

Hastalığın ilaçla yapılan özgün bir tedavisi bulunmamaktadır. Tedavi, hastanın şikayetlerini hafifletmeye yönelik destekleyici yöntemlerden oluşur:

  1. Yatak istirahati
  2. Ateş düşürücü ve ağrı kesici kullanımı
  3. Bademcik şişmesini azaltmak amacıyla uygulanan steroid tedavileri

Ayırıcı tanıda Sitomegalovirüs (CMV), Toxoplasma ve lösemi gibi hastalıkların benzer tablolar oluşturabileceği unutulmamalıdır. Hastalığın ağır seyrettiği veya iyileşme süresinin uzadığı vakalarda, hastanın bağışıklık sistemi mutlaka detaylıca değerlendirilmelidir.

Etiketler

Öpücük hastalığıBoyun kitlesiBoğaz ağrısıKansızlık

Yazar Hakkında

Prof. Dr. İbrahim Aladağ

Prof. Dr. İbrahim Aladağ

1969 Doğubayazıt doğumlu, evli ve bir kız çocuğu babasıyım.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.